Suudi Arabistan Kralı Abdullah öldüğünde onlardan çok biz üzüldük.
Suudiler, “Kral öldü yaşasın yeni kral” diye bağırırken biz bayrakları yarıya indirdik, yüzümüze hüzünlü bir şekil verdik ve kendi kralımız ölmüş gibi bir havaya girdik.
Allah rahmet eylesin, Allah günahlarını affetsin.
Yeni kral gelir gelmez halkın acısını biraz olsun hafifletmek için bazı hamleler yaptı. Çiçeği burnunda kral Selman Bin Abdülaziz, göreve gelir gelmez emekli, memur ve öğrencilere 2 maaş ikramiye ödenmesini emretti.
Suudilerden çok üzüldüğümüzü düşündüğümüz için “bize de acaba bir şey düşer mi diye?” beyhude yere bekledik, durduk!
Ama nafile...
Üzülen biz olduk, parayı götüren onlar.
Çünkü ölen kral da onların, yerine gelen de...
Biz kraldan kralcı olduğumuz için bayrakları yarıya indirdik ve yüzümüze hüzünlü bir maske taktık!
Rahmetli Turgut Özal döneminde gündeme geldiğinde karşı çıkmıştım, yine karşı çıkıyorum.
Mevzu Başkanlık sistemi...
Ama artık fikrim değişti.
Hatta daha ileri gidiyorum;
Başkanlık sistemi yetmez krallık olsun!
Madem kral halkı paraya boğuyor; emekli, memur ve öğrenci gibi maddi sıkıntısı üst düzeyde olan kesimleri düşünüyor ve tereddüt etmeden gelir gelmez 2’şer maaş ikramiye veriyor.
Başkanlık kesmez kral olsun!
Böyle krala da can kurban, krallığa da!..
Yas bitti, üzüntüler kayboldu. Bütün bunlar yerini 2 maaş tutarındaki sevinç ve coşkuya bıraktı.
Çekin bayrakları en üste, yüzündeki hüzünlü maskeyi çıkarın ve normale dönün.
Kral öldü yaşasın yeni kral!