Müslümanların gerilemesini tetikleyen mekanizma!

Osman PALAMUT

06 Şubat 2015 Cuma 08:00

 

Bu gün şahsi görüşlerimi yansıtan bir yorum değil, günümüzde Amerika başta olmak üzere birçok batılı ülkenin ekonomik sıkıntılarının çözümünde rol oynamış, ama en önemlisi batılı üniversitelerde görüşleri ders olarak okutulan İbn Haldun’ın yüzyıllar öncesindeki görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Tüm dünyada tartışılagelen görüşleriyle sadece İslam aleminde değil, Modern Batı düşüncesini de etkilemiş, hatta bazı batılılarca çağdaş toplumbiliminin öncüsü olarak kabil edilen İbn Haldun’u, günümüzde güncel bir bakışla incelediğimiz zaman, bu günkü ekonomik, siyasi ve sosyal meselelerin temelini asırlarca önce muazzam bir tespitle ortaya koyduğunu rahatlıkla görüyoruz.

Bakın yedi asır önce İbn Haldun o günler ortaya çıkan, ama günümüz meseleleriyle de örtüşen sıkıntıları İslami ve ilmi bakış açısıyla olayları nasıl izah ediyor ona bir bakalım ve bu görüşler ışığında yorumu sözler yapın.

İşte İbn Haldun’un o görüşleri;

“Kural tanımazlık ve keyfilik hakim olanın ve onun temsilcilerinin daha az değil, daha fazla kişisel otoritesi istikametindeydi. Yöneticilerin ve siyasi elitin sorumluluğu, kanun karşısında eşitlik ve ifade özgürlüğü hukuku, açıkça ihlal edecek şekilde düşüşe geçti. İslam’a sahte bir bağlılık sergilenmekle birlikte, devlet kaynakları hanedanın lüksü için kullanılmaya başlandı ve vergiler kademeli olarak halkın tahammülünün üzerine çıktı. Adalet ve gelişme bu yüzden en kötü kurban haline geldiler ve daha önce halk ile hükümet arasında hakim olan dayanışma bozuldu. Sıkıntıya düşen insanların çalışma, üretme ve yenilik yapma dürtüleri zedelendi.  Kadının konumu da çevrimsel sebep-sonuç içerisindeki genel gerilemenin bir sonucu olarak, kademeli biçimde geriledi. Burada göz ardı edilen tek temel sebep ise, milletlerin bekası olan siyaset, ilmi ve Hakkaniyet ilkeleri içinde adaletle yapılmadığı için sosyal ve siyasal sıkıntılar kaçınılmaz bir şekilde millete yansımıştır”

İbn Haldun 7 asır önce hem kendinden önce ki asırlarda ve hem de kendi döneminde temaşa ederek tespit ettiği siyasi erkin, yönetimindeki milletin içerisinde bulunmuş olduğu ahvali anlatmaktadır.

Anlatmakla kalmamış, sorunun içerisinden çıkış yolunu da göstererek, milletin huzur ve güveninin, siyasal, sosyal ve ekonomik sıkıntılardan çıkış rotasını göstererek Adaleti, insan hak ve özgürlüğünü işaret etmiştir.

 İbn Haldun’a göre toplum gelişigüzel bir varlık olmayıp toplumun; kültürel, askeri, iktisadi, siyasi ve dini alanları bir birine bağlı olarak algılanması gereken, ama bu algıda her alanın temelinde mutlaka olması gereken ilkenin ise Adalet duygusu olduğuna vurgu yapmıştır. Toplum nizamının İlahi iradeye müstenit olduğunu ve tarihi sürecin onun iradesinden bağımsız olamayacağını dile getiren Haldun, “Alemde Allah iradesi doğrudan yahut içkin olarak iki şekilde tezahür edebilir. Allah’ın nebiler ve peygamberler göndermesi, Hakkın insanlar arasında vücut bulması içindir. Ancak ne var ki Asrı Saadetten sonra gelen yönetimlerde zaaflar gösterilerek, Hak mefhumu milletin geleceği için değil, yönetimlerin kendi geleceği için işletilmiştir ki işte asıl rahatsızlıkta buradan doğmuştur”

Buyurun İbn Haldun penceresinden yorumu şimdi sizler yapın.

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.