HÜKÜMET İLE HDP'DEN ORTAK TARİHİ AÇIKLAMA
(Çözüm Süreci)
Dr.Ömer Uluçay
Hükümet ile Halkların Demokratik Partisi (HDP)nin yapacakları beklenen ortak açıklamadan önce, Çözüm Süreci hakkında kamuoyunu aydınlatmak amacıyla, 25 Şubat 2015 tarihinde, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş[1] CNN-TÜRK'te canlı yayınlanan Ahmet Hakan ile Tarafsız Bölge programında önemli açıklamalarda bulundu.
Demirtaş; "Hükümet ve HDP temel 10 maddeyi müzakere etmek üzere anlaştık diyeceğiz. Hükümet mensupları, hala daha bu temel 10 maddeden söz etmiyor. Hükümet, Öcalan silah bırakma çağrısı yapsın diyor başka da bir şey demiyor." Demirtaş bununla, silah bırakmanın önkoşullarına vurgu yapmaktadır. Öcalan tarafından hükümete ulaştırıldığını bildirdiği 10 maddeyi elindeki kâğıttan okuyarak ilk defa kamuoyuna açıkladı:
S.Demirtaş'ın açıkladığı 10 madde:
1 - Demokratik siyasetinin içeriği tartışılmalı.
2 - Demokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarını tartışmalıyız.
3 - Özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvenceleri.
4 - Demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına ilişkin başlıklar.
5 - Çözüm sürecinin sosyo ekonomik boyutları.
6 - Çözüm sürecinin yol açacağı yeni güvenlik yapısı.
7 - Kadın, kültür ve ekolojik sorunların yasal güvenceleri neler olabilir?
8 - Kimlik tanımı, kavramına ilişkin eşit mekanizmaların geliştirilmesi.
9 - Demokratik cumhuriyet, ortak vatan, milletin demokratik ölçülerle tanımlanması.
10 - Bütün bu demokratik hamleleri içselleştirmeye yarayan yeni anayasa.
*
28 Şubat 2015 tarihinde, İstanbul'da Dolmabahçe Sarayında, Başbakanlık çalışma ofisinde, bir saate yakın süren bir görüşme sonrasında, Hükümet ile HDP Müzakere heyeti arasında, Çözüm Süreci konusunda, birlikte bir basın açıklaması yaptılar.
Toplantıya; Hükümet tarafından Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP) Grup Başkanvekili Mahir Ünal ile Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu; Halkların Demokratik Partisi (HDP) Müzakere heyeti olarak da Milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan ve İdris Baluken katıldılar. Bu tarihi bir olaydır.
Bu toplantıda, açıklanan hususlar, taraflarca müzakere edilmiş ve kabul görmüştür. Her iki taraf, hazırlanmış metinlere sadık kalarak konuşmuşlardır. Açıklama, TRT ve Anadolu Haber Ajansına yapılmıştır. Önce İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve sonra da Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan konuşmuşlardır.
*
İstanbul Milletvekili, HDP Çözüm Komisyonu üyesi Sırrı Süreyya Önder, ilk konuşan olarak hazırladığı metne sadık kalarak; Sorunun bir asırdır devam ettiğini, son 30 yılda 40 bin cana mal olduğunu, bunun demokratikleşme sorunu olduğunu, toplumsal unsurların kendileri olarak var olacakları ve gelişecekleri, adil ve eşit, çoğulcu demokrasi ve barış içinde demokratik siyasetle çözülmesi gerektiğini söyledi. Sorunun bir bölge sorunu olduğunu, bölgenin dinamik bir değişme içinde bulunduğunu ve bu nedenle çözümün de dinamik olması gerektiğini belirtti. Barışın omurgasını teşkil edecek ilkelerin Öcalan tarafından belirlendiğini, devletin dönüşmesine herkesin katkı sunması gerektiğine vurgu yaptı.
Sırrı Süreyya Önder’in konuşması (maddeleştirilerek) şöyledir:
“Bu 30 yıllık çatışma sürecini kalıcı barışa götürürken, demokratik bir çözüme ulaşmak temel hedefimizdir. Asgari müşterekin sağlandığı ilkelerde, silahlı mücadeleyi bırakma temelinde, stratejik ve tarihi kararı vermek için PKK’yı bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet ediyorum”.
*
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, yazılı metni okudu. Bu metinde; çözüm sürecinde önemli bir noktaya gelindiği, konunun Kürt Sorununu Çözüm Kurulunda ayrıntılarıyla görüşüldüğünü, silahların bırakılması ve demokratik siyasetin işlerlik kazanması gerektiğini, 12 yıllık sürede çok yol alındığını, demokratik gelişmenin hızlandırılmasını, STK’ların ve tüm kesimlerin devreye girmesi gerektiğini, temel hak ve özgürlüklerin kullanılma ortamının rahatlatılmasını ve ancak bunlar sağlanınca Türkiye’nin küresel ve bölgesel bir güç olacağını bildirerek sözünü şöyle bitirdi:” Biz birlikte Türkiye’yiz ve her şey Türkiye için!”
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın konuşması (maddeler halinde) şöyledir:
*
Açıklama yapanlardan her birinin vurguladığı noktaların farklı olduğu dikkati çekmektedir. Ayrıca bu açıklamanın 15 Şubatta yapılması HDP tarafından öngörülmüştü. Oysaki açıklamanın 28 Şubat 1997 Postmodern Muhtıranın yıldönümüne getirilmesi de manidar olmuştur.
Dolmabahçe'de, ortak mekânda, bir metin tartışılmış mutabık kalınmış ve fakat taraflar farklı metinlerle kamuoyuna açıklama yapmışlardır. Bu nedenle açıklamanın ortak olduğu tartışmalı görünmektedir. Anlaşılıyor ki diplomasi ve manevraları başlamıştır. Amaç zaman ve kazanmak olmalıdır. Süreç zordur, sabır, cesaret, irade, samimiyet istemektedir.
Tarafların yaptıkları açıklamalardan anlaşılıyor ki sorun, Türkiye'nin ileri demokratik, adil ve özgür, eşit vatandaşlık temelinde bir düzene sahip olmasıdır. Toplum unsurlarının eşit hakka sahip olması, devlet nimetlerinin toplumun her bölgesine ve kesimine eşit ve adil dağıtılmasıdır.30 yıldır devam eden Kürt Hareketi dolayısıyla doğan şiddetin sebep olduğu sorunların bir program dâhilinde çözülmesidir.
Tarihi Açıklama'nın öncesinde ve sonrasında, tarafların sözcüleri arasında suçlama ve atışmalar olmakta, Cumhurbaşkanı da bunlara katılmaktadır. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç bir açıklamanın olmayacağını bildirdikten iki gün sonra malum toplantı yapılmıştır.
Mecliste görüşülmekte olunan İçgüvenlik Yasa Tasarısının değişebileceği/geri çekileceği ileri sürülmektedir. 21 Mart 2015 (Newroz)da Abdullah Öcalan'ın PKK'ya silahlı mücadeleden vazgeçip, demokratik siyaset ile mücadele edileceğinin ilanı beklenmektedir.
Kobani'nin düşebileceğinin bildirilmesinden sonra, Türkiye'de yapılan kitlesel protestolarda kamu düzeninin bozulması ve 51 kişinin öldürülmesi, yağma ve şiddetin görülmesi, yapılan provokasyonlar, herkesi üzdü ve insanlar tedirgin oldu. Tahmin ve kontrol edilemeyen gelişmeler gözlendi. Bunlar, "ayrana üfürmeyi" getirdi. Cizre ve Şırnak'taki olaylar, gece yarısı protestolara katılmışların gözaltına alınması ve tutuklanması, "paralel yapı"ya karşı yürütülen operasyonlar hız kesmemiştir.
Haliç Kongre Merkezinde, 28.02.2015 tarihinde yapılacak "Van Ekonomi Zirvesi"ne, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılacağı bildirilmiştir. Burda Sayın Erdoğan, Van Valisi ve bir Milletvekili konuşma yapacaklardır. Bu durumda kongrenin aynı zamanda sponsoru da olan Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya'nın konuşma yapamayacağı, programın değiştirildiği bildirilmiştir. Bunun üzerine Bekir Kaya. Tweet'ler atarak Kongreyi boykot etmiştir. Aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanı da teşrif etmemişlerdir.
Görüldüğü üzere gelişmeler ve hızlı ve aktörler dinamiktir. Bir de bölgedeki gelişmeler, IŞİD, Suriye ve Iraktaki gelişmeler, Musul'u kurtarmak için planlanan Ortak Hareket, Türkiye'deki provokasyonlar, ortamı germektedir. Türkiye olayları izlemek yerine, makul bir aktörü olmak durumundadır.
Türkiye, önce içindeki Sorunu çözmek ve hızla demokratik, eşit, katılımcı, insan hak ve özgürlüklerine işlerlik kazandırmış bir düzene geçmek durumundadır. Oysa iktidarın seçimi, isteği ve gayreti otoriter bir sisteme doğrudur. Bu da çatışma getirmektedir.
Durum çetindir.
[1] http://www.cnnturk.com/video/turkiye/demirtasin-bahsettigi-10-madde-neler, 25.02.2015 21:57