Her şey Devletten beklenmez...

Sedat MEMİLİ

06 Mart 2015 Cuma 06:21

“Her şeyi devletten beklemeyelim…”

Akıl vermek için en fazla kullandığımız deyimlerden biridir.

Bu öğüdü hep başkalarından duyarız, ama nedense kendimiz uygulamak için hassasiyet göstermeyiz.

Fatih, Pınar, Gürselpaşa mahallesi istikametinde Halk Otobüsüne binenler bilir. Fatih Mahallesi’ne girdiğiniz andan itibaren, yolcuların nerede bineceği veya ineceği halk otobüs şoförlerinin insafına kalmıştır.

Bu hatta duraklar yoktur.

Geçen yine bu hatta giderken, birkaç kişinin İsmail Hazar İlkokulu’nun arkasında bir şeyler yaptığını gördüm. Biraz daha dikkatle bakınca, bir otobüs durağı inşa edildiğini anladım.

Nihayet buraya durak yapılıyor, mahallenin bir ihtiyacı çözülüyor diye düşünürken, çalışanların hiç de yabancı olmadıklarını fark ettim. 

Başlarında mahallemden tanıdığım bir esnaf var. Mahallenin sevip saydığı, saygılı bir insan… Adı Ümit Beyhan Görgün. Bir müteahhit edası ile iki arkadaşına talimat veriyor.

Uzun lafın kısası; otobüs durağını belediye değil vatandaş yaptırıyor.

Burada ne yapıyorsunuz anlamına: “Hayırdır? diye soruma başladım.

“Durak inşa ediyoruz…” dedi gayet olağan, sanki fırından bir ekmek ister gibi doğal.

“Belediyeden mi aldınız işi?”

“Yo hayır” dedi “işi kendimden aldım.”

“Ne demek bu?”

“İşi kendi kendime ihale edip, kendi kendimden aldım” dedi.

“Tanrı aşkına Ümit nedir bu iş?”

“Abi dedi sen de her gün görüyorsun. Hatta sen de burada otobüs bekliyorsun. Her gün karşıdan burada otobüs bekleyen insanlar gözüme takılıyor. Kimi yaşlı, kimi çocuk…  Güneşte terliyor, yağmurda ıslanıyorlar. Seyrederken vicdanım sızlıyor. Hepsi bizim insanımız.

durak-yapimi-sirasinda.gif

Madem ki eksiği gördüm; tamamlamaya çalışmak insanlık görevimdir…

 

Muhtarımızı tanırsınız, Saniye Hanım’a (Pınar Mahallesi Muhtarı Saniye Çelik) gittim. Bu caddede otobüs bekleyen insanların sıkıntılarını dile getirdim. Ardından, belediyenin buraya durak yapmasıyla ilgilenmesini eğer belediye yapamayacaksa benim buna talip olacağını söyledim. Çok ilgilendi. Sürekli bilgi verdi ama bir sonuç çıkmadı. Sonunda ben ısrar edince, “İstiyorsan bir durak yapabilirsin” dedi.

Şimdi ben bu mahalleden kazanıyorum ve mahallemi seviyorum. Oğlum bu mahallede doğdu. Allah izin verirse bu mahallede büyüyecek. Gerçekten de bazı şeyleri devletten beklememek lazım. Madem ki eksiği gördüm; tamamlamaya çalışmak insanlık görevimdir. Benim gücüm bu kadar, yapacağım bu kadar. Keşke daha da güçlü olsam da daha çok şeyler yapabilsem.”

“Sana yardım edenler de var herhalde?” diye çalışan kişileri gösterdim.

“Sağ olsunlar bunlarda arkadaşlarımız; Semih (Borçak) ve Berke (Arslan). Bu düşüncemi duyunca yardımcı oldular. İnsanlık adına doğru bir şeyler yapın, yola yalnız çıksanız da yalnız olmadığınızı anlarsınız. Ben maliyetini karşıladım, dostlar da emeklerini kattılar. Sonuçta sadece mahallemize bir çakıl taşı kazandırdık.”

Eline matkabı alırken birden kendisi bir soru yöneltti: “Abi, belediye bana ‘bunu neden yaptın’ deyip yıkmasın?” diye de kaygısını dile getirdi.

“Bilmem Ümit. Ama belediye akıllıysa, bu hatta durak yapma işini sana önerir…”

“Yok abi yok. Bu durağı yıkmasın da bana iş vermese de olur” diye de gülüştük.

İçimden Ümit Beyhan Görgün adlı vatandaşı takdir ettim. Ülkemiz, adı sanı belli olmayan bu iyi yürekli ve özverili insanların yüzü hürmetine sonsuza kadar yaşayacaktır.  

 

 

                                

 

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.