“Tehlikeli Oyunlar veya İçten Çökertmek ”

Prof. Dr. Yılmaz KURT

13 Mart 2015 Cuma 06:30

 

 

1526 yılında Kanunȋ Sultan Süleyman Mohaç Zaferi’ni kazanırken Çukurova’da Beyce Bey, Donuzoğlan, Özeroğlu Seydi Bey ayaklanmaları ortaya çıkar. Bunların arkasında hep İran’da kurulan Safevȋ devletinin dȃ‘ȋleri yani propagandistleri vardır. Ayaklanmalar Ramazanoğlu Piri Mehmed Paşa’nın gayretleri ile bastırılır.

1602-1604 yılları arasında ortaya çıkan Büyük Celȃli ayaklanmaları yine Safevȋ rüzgarı ile yürütülür. İsyanın lokomotifi olan Canpoladoğlu Ali Paşa Şam’da isyan bayrağını çeker. İsyan için görünen sebep İran seferine katılmakta geç kalan amcasının idam edilmiş olmasıdır. Ancak Ali Paşa’nın planları sıradan isyancılarınkinden çok farklıdır. 30.000 kişilik bir ordu kuran Ali Paşa, Avrupa devletleri ve Papalık ile de dirsek teması içerisindedir. Başarabilirse Suriye’de bağımsız bir devlet kuracaktır. Ali Paşa, Sadrazam Kuyucu Murad Paşa tarafından yenilgiye uğratılır; İstanbul’a kaçarak padişaha sığınır. Devleti bu kadar uğraştıran bu tehlikeli kişi “devletin yüce menfaatleri” için af edilir. Ali Paşa’nın torunları bugün Lübnan’da önemli bir güce sahip olan Dürzȋler’dir.

1671 yılında Adana’ya gelen Evliya Çelebi, Adana halkı için oldukça renkli bir tablo çizer. Seyyâhımızın gözlemlerine göre halkın büyük bir çoğunluğu Oğuz taifesindendir. Şehirde Arap, Tat, Fellah, Rum, Ermeni ve Yahudiler yaşamakta; halk da Arapça konuşmaktadır[1]. Evliya Çelebi’nin verdiği bilgileri, “kırsal kesimde yaşayan konar-göçer halk Türkmen’dir; şehirde Rum, Ermeni, Fellah ve Araplar yaşar” şeklinde anlayabiliriz.

1671 yılından 1908 yılına gelinceye kadar Adana’da ve bütün Çukurova’da Ermeni nüfus planlı-programlı bir şekilde arttı. Ancak buna rağmen şehirde Müslümanlarla Hrıstiyanlar arasında ciddȋ bir düşmanlık yaşanmadı. 1908 olayı ise dış güçlerce tezgȃhlandı.

1756 yılı cizye kayıtlarına göre Adana, Tarsus, Sis ve İç-il sancaklarında toplam 4.735 Hrıstiyan yetişkin erkek cizye ödemekteydi[2].1831 yılında tutulan nüfus defterine göre Adana’nın hemen hemen her mahallesinde Hrıstiyan halk Müslümanlarla birlikteyan yana yaşamaktaydı. Hatta bu yan yana yaşama sonucunda, bunlardan bazıları ihtidȃ ederek İslȃm dinini seçiyorlardı[3]. Hrıstiyan nüfusun en kalabalık şekilde yaşadığı mahalle Eski Hamam Mahallesi idi. Burada 221 Hrıstiyan erkek nüfus kayıtlı idi.Kara Soku(191), Bab-ı Tarsus (Tarsus Kapısı = Ters Kapı) (146), Zimmiyȃn Tekye (114), Neccȃrȃn (94), Akça Mescid (81)Hrıstiyan erkek nüfusun en yoğun olarak yaşadığı mahalleler idi.Nüfus defterine göre şehirde Yahudi nüfus da bulunmaktaydı. Kısacası Adana halkı birlikte yaşamasını bilen bir halktı.

Evliya Çelebi, Adana’da Tarsus Kapısı’nın dışında Bektaşȋlere aitKurban Baba Tekkesi’nden söz eder. Hindiyan Tekkesi’nden söz eder.

1760 yılında Yüregirnahiyesinde yaşamakta olan Fellȃh taifesi resm-i kışlak ödeyen göçebelerle birlikte anılmaktaydı. 1762 yılında Adana eyaletinde yaşayan Fellȃhların vergi gelirleri mukataaya bağlanarak Karslızȃde Hasan Ağa’ya sipariş olunmuştu[4]. Bunların daha sonra Nusayri veya Arap Uşağı diye anılacak olan gruplar olduğunu sanıyoruz. Ancak belgelerimizde biz bunların Nusayrȋ veya Arap Alevȋsi diye anıldıklarını gösteren bir belgeye rastlayamadık. 1918 yılına kadar Suriye’de Nusayri diye anılan bu grup 1918 yılında Fransızlar’ın bulduğu bir deyimle Arap Alevȋsi diye anılmaya başladılar. Bu adlandırma Suriye’de tutulmuş olsa bile Adana’da ve Hatay’da fazlaca rağbet bulmadı.

Hatay Özerk Cumhuriyeti, 1939 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün çabaları sonucu anavatana katıldı. Anadili Arapça olan Hrıstiyan Araplar ve Fransızların deyimiyle “Arap Alevileri” yüzlerce yıldır birlikte yaşadıkları halkla aynı şekilde hoşgörü ve saygı içerisinde yaşadılar. Bölgede ciddȋ sayılabilecek hiçbir bölücü, ayrılıkçı hareket görülmedi. İyi komşuluk ilişkileri çoğu zaman hısımlıkla sonuçlandı. Kız alıp, kız verdiler ve gül gibi yaşayıp geldiler.

Şimdi seçim “sath-ı mailine” girildi. Hem de, seçimin en tehlikeli dönemi olan “aday adayları yarışı” dönemine girildi. Adaylar gazetelere boy boy ilanlar veriyorlar. Tvitter’dan, Facebook’dan mesajlar, haberler yolluyorlar. Konvoylar düzenleyip şehir turları atıyorlar. Parti içi yarışta diğer rakiplerini geride bırakıp listeye girmeye, listede de iyi bir yere yerleşmeye çalışıyorlar. Biz de bunu saygı ile karşılıyoruz.

Ama görüyoruz ki bazı adaylar oyunu kurallarına göre oynamak yerine parti içinde hizipçilik yaparak etnik veya mezhep motivleri kullanarak arkadan dolanıp puan almaya çalışıyorlar. Seçim sırasında “kaset savaşları”nın yaşandığını duyduk, gördük, biliyoruz. Ama bu şekilde etnik veya mezhep hizipçiliği yaparak taraftar toplamaya çalışmak“kaset savaşları” çıkarmaktan bin kat daha ahlaksız bir davranış olur. Hiç kimsenin 3,5 oy uğruna bu milleti birbirine düşürmeye hakkı yoktur.

Ülkemiz bir seçime girecek. Her seçim aynı zamanda bir olgunluk sınavıdır. Milletvekili adayları bu asil millete yaraşır bir şekilde yarışsınlar. Ayak oyunlarıyla, tehlikeli manevralarla, iftira ve yalanlarla öne geçmeye çalışmak güzel bir davranış değil. Bunun yerine samimiyetle halkın huzuruna çıkıp planlarını, projelerini anlatsınlar. Halk gerçek olanla yapmacık olanı anlayacak olgunluktadır. Bu halka güveniniz. Güvenmiyorsanız lütfen aday olmayınız.

 

[1] Evliya Çelebi b Derviş Mehmed Zıllî,  Evliya Çelebi Seyahatnâmesi, c.IX,  Haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, Yapı ve Kredi Yay., İstanbul 2005, s. 170.

[2] Adana Şer’iye Sicili, No: 1, v.15.

[3] Adana Şer’iye Sicili, No: 28, s. 3, belge. 4, yıl 1749.  Agob, Müslüman olarak Mehmed ismini alıyor.

[4] Adana Şer’iye Sicili, No: 64, Sayfa : 90, Belge No : 316

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.