Yazıklar olsun size ARINÇ ve GÖKÇEK!

Mahmut KORKMAZ

26 Mart 2015 Perşembe 06:37

Efsane olmak kadar, efsane kalmak da zordur.

Efsane olduktan sonra umutları kırmak ağır vebaldir.

Kavganın taraflarından Melih Gökçek'in siyasi hayatına bakalım;

25 Mart 1984 yerel seçimlerinde Anavatan Partisi’nden Ankara Keçiören Belediye Başkanlığını % 56,6 oy alarak kazandı. Görevini tamamladıktan sonra Gökçek bürokrasiye geri döndü.
1989-1991 yılları arasında Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü yaptı. 20 Ekim 1991 Genel Seçimlerinde Refah Partisi Ankara Milletvekili olarak parlamentoya girdi. 2 yıl, 3 ay milletvekilliği yapan Gökçek, 1994 yılında milletvekilliği devam ederken Refah Partisi'nden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu ve seçimi kazandı. 1999, 2004, 2009 ve 2014 yerel seçimlerinde bir rekora imza atarak Ankara gibi zor bir yerde seçimlerden başarı ile çıktı.   

Melih Gökçek 94 seçimlerini kazandığında sol cenahın gazeteleri 'Başkent düştü' manşetlerini atmışlardı. Ankara'da kaybedilen seçime İstanbul'dan daha çok şok olmuşlardı. Melih Beyin seçim başarılarında bir eli ile Refahın işaretini yaparken öbür eli ile bozkurt işaretini harmanlayabilmesinin becerisi yapmaktadır. 2014’te Kemal bey de bunu denemişti. Yavan kaldığı için tutmamıştı.

Melih Gökçek sol kesim tarafından sevilmeyenler listesinin başında yer alır. Çünkü; Melih Gökçek'le baş edememenin aczi yeti büyük nefreti doğurmaktadır. Solun en flaş yazarlarını Melih Gökçek tartışmalarda darma duman ederek kendine oy verenlerin öz güvenini tavan yaptırmıştır. Malum yazarlardan kazandığı tazminatlarla döner ikramı bir ekol oluşturmuştur.

Melik Gökçek solun yaşanmaz başkent haline getirdiği Ankara'yı yaşanabilir kent haline dönüştürmüştür. Başkanlık dönemlerinde tüm engellemelere karşı direnmiş ve kazanmıştır.

Kavgacının diğer tarafındaki  Bülent Arınç gençliğinden bu yana önce milli görüş hareketinde, sonra Ak Parti mücadelesinin merkezinde olmuş başka bir efsanedir. Bu memlekette yaşanabilecek tüm zorlukları yaşamış ve bedel ödemiş bir isimdir.

Bülent Arınç'ın siyasi hayatı MSP gençlik kolları başkanlığından başlamaktadır. Bir anlamda ömrü kapatılan ve ötelenen milli görüş hareketinin içinde geçmiştir. 163. maddeden ceza almış ve hapislerde yatmıştır. Profesyonel siyasi hayatı (aday olma sürecine böyle diyoruz, amatörlük bitmiştir) kısaca şu şekildedir.

1991 genel seçimlerinde Refah Partisi listesinden Manisa milletvekili olmak için aday oldu seçilemedi. 1994 yerel seçimlerinde Manisa dan Refah Partisi adayı oldu yine seçilemedi. 1995  seçimlerinde milletvekili olmayı başardı. 1999 seçimlerinde yine milletvekili seçilmeyi başardı. Sonrasında Adalet ve Kalkınma Partisi serüveni başladı. Kurucularının arasında yer aldı.  2002,2007,2011 seçimlerimde tekrar seçildi.

2002 yılında TBMM başkanı seçildi. 2009 yılında kabineye başbakan yardımcısı olarak seçildi.  Şimdilerde başbakan yardımcısı ve hükümet sözcüsü olarak devam ediyor.

İki farklı alanda mücadele eden iki devasa isim Arınç ve Gökçek. Ve Ak Parti tabanı her ikisini farklı tınılarda seviyor.

Bir Fransız düşünür bir dostu ile tartışır ve dostluğunu bitirir, ayrılırlar. Düşünür derki "bundan sonra benim falan hakkında söylediğime, onun benim hakkımda söylediğine inanmayın. Çünkü biz artık dost değiliz"  der.

Bu kavgada Bülent Arınç son yıllarda yaptığı hatayı yaptı. Gündemde olmak  için Cumhurbaşkanı sayın Tayyip Erdoğan'ı ağır tenkit etti. Kendi çapında ayar çekmeye çalıştı. Bu davanın;  en zor zamanlarda, en dik yokuşlarda,  en kritik virajlarında duruşu ve ileri görüşü ile kahramanı Sayın Erdoğan'dır. Ona yönelen kem sözler Ak Partililerin gönlünü kırar.

Bülent Bey sürekli olarak "ben bu dava için ömrümü verdim" sözü ile çalışmasını baş kalkıncı yapmaktadır. Evet doğrudur, kabul ediyoruz. Allah hayrını kabul etsin.  Yalnız Bülent abi bu çalışma işinde çoluğunu, çocuğunu ihmal ederek çalışan sadece sen değilsin. Milyonlarca dava delisi bu işi yaptı. Binlercesi dava yollarında trafik kazasında hayatını kaybetti. Yüzlercesi kurşunlara sinesin siper ederek şehid oldu. Örnek; Konya'da on sekiz yaşında Fetih mitinginde polis kurşunu ile ölen Hasan Süren, bilmem anımsar mısın. Edirne'de Erdoğan Tuna. Fatih'de Metin Yüksel, Adana'da komünist kurşunlarına kurban giden İmam hatip öğrencisi Mustafa Karaca, İmam hatip öğretmeni Mehmet Bilir, Hafız Mustafa daha niceleri. Bu davada mücadele edip karşılığını Allahtan bekleyenler susarken, mevki ve makam sahibi olanların fedakarlık nutukları hakikaten adil değil Bülent abi.

Bülent Beyin ya çok sert ya ağlayan çok yumuşak modundan vaz geçmesi lazım. Makul ve mutedil olmak en evla olandır.

Melih Bey bu olayda çok büyük hata yaptı. Tarihi hata yapan Bülent Arınç'a çocuk ve damadını kullanarak eleştirdi. Bu hiç hoş olmayan acıtıcı bir durum. "Günahkar olmayan ilk taşı atsın"  düsturunu unuttu. Kıyıya vuran Bülent Arınç'a hayat öpücüğü verdi.  Paralelcilik suçlamasının cılkının çıktığını fark etmedi. Tencere senin dibin benden kara tarzında oldu bu iş. Aynı konuda iki kişinin bir birini suçlaması.

Bu arada Melih Beyin oğlunun milletvekili aday adayı olmasını asla doğru bulmuyorum. Burası baba oğul çiftliği değil. Baba belediye başkanı, oğul milletvekili yok öyle nane. Memlekette sadece siz yoksunuz.

Bu olayın en ağır kaybedeni ise herkesin Ak Partinin vicdanı olarak lanse ettiği (ben öyle düşünmüyorum) Sayın Bülent Arınç oldu. Bu ne nefret ve öfke doluymuş. Bir ana avrat sövmediği kaldı. "Haysiyetsiz, Şerefsiz, havlayan köpek" lafları havada uçuştu.

"Yüz konu biliyorum bunları sekiz Haziranda açıklarım"  lafı zaten tam bir facia.  Memlekete ve yetimlerin hakkına tecavüz varsa ve açıklamıyorsan yazıklar olsun. Bunun için parti çıkarı olmaz. Bazı şeylerin şuyuu vukuundan beterdir. Yani söylentisi olmasından daha vahimdir. Zaten bir hukukçu olarak suçu bilip de gereğini yapmamanın ne anlama geldiğini bilmen lazım. "Ankara'yı parsel parsel sattın"  dedin. Bu doğruysa ve sen bunu bildiğin halde sustuysan yine yazıklar olsun sana ve abiliğine.

 Allah "sizin bir topluma olan kininiz sizi adaletten ayırmasın. Yoksa size ateş dokunu" diyor. Bunu bilirsin sayın abim.

Sonuç: Dünyada büyük bir kriz yaşanırken, memleketin etrafı ateş çemberindeyken, barış süresi uçurumun kenarındayken, millet geçim derdindeyken, seçimler kapının ağzındayken ucuz ve basit hesapların peşinden koşan her ikinize de yazıklar olsun. Ak Parti tabanın ağlattığınız için, karşıtlara kına yaktırdığınız için tekrardan yazıklar olsun size.

Acilen açtığınız bu yarayı sarın. Bülent Arınç bildiği varsa savcılığa müracaat etsin. Salladıysa ki büyük ihtimaldir, özür dilesin. Melih Gökçek ise paralel falan hikayesinden dolayı af dilesin.

Ya da atın bunları partiden.

İbret alem için.

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.