Halkın gücü

Doğan Gülbasar

23 Nisan 2015 Perşembe 06:18

 

Gücünün farkında olmayan halk; cumhuriyetin de değerini bilmez, demokrasinin de... Böyle topluluklar kendini yönetecek kişinin peşindedir. Yurttaşlık bilinci yoktur, edilgendir.

Büyük Önder Mustafa Kemal; Türk Milleti’nin asla boyun eğmeyen bir yapıda olduğunun bilincindedir. Bu bilinçle en zor koşullarda verilen Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’ni bir meclis çatısı altında yapmaya karar vermiştir. O’nun Anadolu’da başlattığı var olma mücadelesini Meclis’le yapma kararlılığı, bu millete verdiği değeri de ortaya koymaktadır.

O, Anadolu’nun dört bir yanından Ankara’ya gelen halkın temsilcilerine kulak vermiş, Milli Mücadele’yi Meclis’ten aldığı güçle yürütmüştür. Kafasındaki yönetim şekli cumhuriyettir. Halka dayanan bir yönetim şekli...

23 Nisan 1920’de Ankara’da kurulan ilk meclisin açılması tarihe düşülen bir not değil, tarihin akışını değiştiren bir karardır. Bu karar hem Türk Milleti’nin hem de tüm mazlum ulusların geleceğini aydınlatmıştır.

Cumhuriyet kurulduktan sonra Büyük Önder’in bu anlamlı günü çocuklara armağan etmesi ise bambaşka bir öngörüdür. Çocuklar bir toplumun geleceğidir. Toplumlar çocuklara ne kadar önem veriyorsa toplumun geleceği de o kadar aydınlık olur.

Büyük Önder’in halka ve çocuklarına verdiği değer sınırsızken, günümüzde “milli iraye”yi dilinden düşürmeyenlerin halkı aşağılamalarına, ölü çocukları ve acılı annelerini yuhalatmalarına tanık olmaktayız.

Kurtuluş Savaşı; Anadolu’nun tüm etnik ve mezhepsel kimliklerinin bir araya gelmesiyle yapılmışken, günümüzde ölülerin bile mezheplerine göre ayrıldığını görmekteyiz. Mustafa Kemal, ilk meclisten yetki almadan hareket etmezsen, bugün meclisi ülke yönetiminde saf dışı etmenin hesaplarının yapıldığını şahitlik etmekteyiz.

95 yıl önce Kurtuluş Savaşı’nda varını yoğunu vatanın bağımsızlığı için ortaya koyan bu halk, bugünse kendi çıkarlarına düşünen bencil insanlar topluluğuna dönüştürülmeye çalışılmakta, bunun için toplum mühendisliğinin tüm araçları kullanılmaktadır.

“23 Nisan Kutlu Olsun” diye bas bas bağırasım var. Ama kutlayacak ne çocuk kaldı ne de ulusal egemenlik... Ulusal egemenliği sandıktan çıkan rakamlardan ibaret sananlar, kendileri gibi düşünmeyenleri her türlü egemenlikten uzak tutmakta, hukukun değil rakamların üstünlüğüne sarılmaktadır.

Oysa ki rakamların üstünlüğü; hakkın, hukukun, insan haklarının, özgürlüklerin ve insanlığın üzerinde değildir. Hak hukuk ve evrensel değerler varsa sandıktan çıkan rakamlar bir anlam ifade eder. Gerisi matematiktir.

Çocuklara armağan edilmiş tek bayramın sahibi olan ülkemizde 14 yaşındaki çocukların öldürülmesi ne büyük bir ironidir.

Ülkeyi kurtaran meclisin bugün pazifize edilmeye çalışılması hem de bunun sandık marifetiyle yapılması ne büyük bir ironidir.

Yine de 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun...

İlk meclisi kuranlara selam olsun...

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.