Yakın zamandan beri “Kutlu Doğum Haftası” (Mevlid Haftası) adıyla dini bir etkinlik yapılmaktadır.
Her dinde ve inançta, din kurucusunun doğum, vefat ve önemli dini eylemlerini anmak, bu vesile ile dini dayanışmayı ve sadeliği örneklemek bakımından özel günler kutlanmaktadır. Dinin tarihi, kurucunun yaşamı esas alınarak nelerin ve nasıl yapılacağı bir kurala bağlanmaktadır. Bunun yanında doğal afetlerin ve savaşlardaki kitlesel ölümlerin anımsanması, bundan sakınılması amacıyla vefat edenler için de anma törenleri ve dini merasimler yapılmaktadır. Ayrıca din ve inancın tarihinde önemli roller oynamış bazı ermişler, veliler, arifler için de aynı işlemler yapılmaktadır. Her dinin kendisine göre kutsal halleri, şahısları, günleri vardır.
Çok ve tek Tanrılı, Semavi ve Âdemi dinlerde bu merasimler icra edilmektedir. İslamiyet’te de ihdas edilmiş günler vardır. Üstelik Rumi, Miladi takvim uyuşmazlığı da ayrı bir sorun oluşturmaktadır.
Din ve inançların özel gün kutlamalarında, bir program uygulanmakta ve daha çok gelenek egemen olmakta ve hatta bazı yeni ilave şeyler yapılmaktadır.
Nitekim Ramazan ayında kılınan Teravih namazının Hz Ömer zamanında ihdas edildiği ve bunun bir "bidat" ama "hayırlı bidat" olduğu ve kılınageldiği bilinmektedir.
İslam dininde, Ramazan ve Kurban Bayramları ve bir de Kadir gecesi (Kandilleri) vardır. Ayrıca namazlarda, Cuma günlerinde, taziyelerde, çeşitli vecibe ve vesilelerle, toplum dini bakımdan aydınlatılmakta ve nasihatlar yapılmaktadır. Bu yönde hizmeti geçenlere şükranlar sunuyorum.
*
Kur'an-da sadece Kadir Gecesi zikredildiği halde, sonradan birkaç "kandil" daha ihdas edilmiştir.
Zaman içinde din ve inançlara giydirmeler olmakta ve gelenek galip gelerek, dinin özünü, mesajını değiştirmektedir. Din âlimlerinin buna engel olmaları gereklidir. Ama görülen şudur, bir veli adına sempozyumlar düzenlenmekte, onunla ilgili menkıbeler derlenip toplantılarda sunulmakta ve bununla akademik ünvanlar alınmaktadır. Oysaki bulunanlarla, İslamın özü karşılaştırılmalı ve örfün din üzerindeki etkisi kırılmalıdır. Herkes geleneğe tabi olmuş durumdadır. Bu da yanlış ve tuzaklarla doludur. Bu söylediklerimiz dirayeten bir İslami yorumu gerekli kılmaktadır. Bekliyoruz.
*
Mevlîd , özel günlerde (sünnet töreni, hac dönüşü, asker uğurlama, bir ölümün 40. günü gibi) ve kutsal gecelerde, Son peygamber Muhammed'in doğumunu anlatan edebî metinlerin makam ve usûl ile okunmasıdır. Mevlid okunması özellikle Anadolu’da gelenek olmuştur.
"Mevlîd", peygamberin doğumunu, hayatından kısa pasajları, mucizelerini anlatan mesnevi tarzındaki metinlerdir. Türkiye'de bu türün en tanınmış örneği, Süleyman Çelebi‘nin (1409) "Vesîletü'n Necât" (Kurtuluş Vesilesi) isimli manzum, Türkçe eserdir. "Mevlîd" ile kastedilen Süleyman Çelebi'nin bu eseridir. Türk edebiyatında 63 adet mevlid vardır. Başka dillerde de mevlidler yazılmıştır.
“Mevlîd” sözü aynı zamanda, cami ve tekke musikisinin bir türünü de ifade eder. “Mevlîd” okuyanlara, "mevlidhan" denilir.
Süleyman Çelebinin Mevlidi, 16 kısım ve 770 beyitten oluşur. Kaside şeklinde yazılan eserin içinde gazel formunda bölümler de vardır. Aruzun "failatun failatun failun" vezni ile; "velâdet” bölümünün sonundaki on beyit “ mef’ ulü-fâilâtü-mefâilü- fâilün” kalıbı ile yazılmıştır.
Mevlid kutlaması, Osmanlı'da 1588'de, resmi bir devlet protokolü haline getirildi. Sarayın önceleri Ayasofya Camisi'nde, daha sonra Sultanahmet Camisi'nde düzenlediği törenlere devletin ileri gelenleri ile birlikte halk da katılırdı. Sultan Abdülaziz döneminde Ortaköy, I. Abdülhamid devrinde Yıldız Camii'nde tören düzenlenirdi.
Kandil olarak nitelendirilen önemli dinî gün ve gecelerin dışında, çocukların 40'ı çıkınca, bir Müslümanın vefâtının 40’ıncı gününde, adak ve nikâh törenlerinde, hacıların dönüşünde, sünnet merasiminde, asker uğurlama gibi vesilelerle
Süleyman Çelebinin Mevlid'inden bazı bölümler:
Tevhid
Seyyidi kainât Hazret-i Fahr-i Âlem
Muhammed Mustafâ râ Salevât
Veladet
Âmine hâtun Muhammed ânesi
Ol sadeften doğdu ol dür dânesi
Yâradılmış cümle oldu şâdümân
Gam gidûp âlem yenîden buldu cân
Merhaba
Cümle zerrat-ı cihân idûb nidâ
Çağrışûben dediler kim merhabâ
Merhabâ ey âli sultân merhabâ
Merhabâ ey kân-ı irfan merhabâ
Merhabâ ey sırr-ı fürkân merhabâ
Merhabâ ey nûru râhman merhabâ
Merhabâ ey bülbül-i bâğ-ı Cemâl
Merhabâ ey âşinâ-yi Zülcelâl
Merhabâ ey cân-ı bâki merhabâ
Merhabâ uşşâkâ sâki merhabâ
Merhabâ ey cân-ı cânan merhabâ
Merhabâ ey derde dermân merhabâ
Merhabâ ey cümlenin matlâbu sen
Merhabâ ey Hâlikın mahbâbu sen
Merhabâ ey Pâdişah-i dû cihân
Senin için oldu kevn île mekân
Merhabâ ey rahmeten lil-âlemîn
Merhabâ sensin şefîa'l-müznibîn
Ey gönüller derdinin dermânı sen
Ey yarâdılmışların sultânı sen
Sensin ol sultân-i cümle enbiyâ
Nûr-i çeşm-i evliyâ vü asfiyâ
Miraç
Seyyidi kainât Hazret-i Fahr-i Âlem
Muhammed Mustafâ râ Salevât
Söyleşürken Cebrâil ile kelâm
Geldi Refref önüne verdi selâm
Münacaat
Yâ Hayyûl Yâ Kayyûm Sâmed
İhsanınâ yoktur adêt
Yâ İlâhî ol Muhammed hakkı çün
Ol şefâat kân-ı Ahmed hakkı çün
Sırr-ı fürkân nûr-i âzam hakkı çün
Kuds ü Kâbe Merve Zemzem hakkı çün
Sâna lâyık kullarınla hemdem et
Hem Süleymân-ı fakîre rahmet et
Rahmetullâhi aleyhim ecmâin
*
Kutlu Doğum Haftası, Said-i Nursi adına isimlendirilen “Nur Cemaati” girişimi ile Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılında başlatıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı uygun görerek miladi takvime göre 20 Nisan tarihini Hz. Muhammedin sabit doğum günü olarak kabul etti. Bu hafta içinde Hz. Muhammedin anlatılması amaçlanmıştır[1].
Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Kurulu üyeleri Mümtazer Türköne, Süleyman Hayri Bolay, Ayvaz Gökdemir’in içinde bulundukları bir kurul, bunu bir proje olarak tasarlamıştır[2]. Mevlid Kandili'nin içinde bulunduğu bu hafta, “Kutlu Doğum Haftası” olarak ilan edilmiştir. Etkinlik önce Ankara'da ve İlahiyat Fakültesi bulunan illerde kutlandı, daha sonra program genişletilerek yaygınlaştırıldı[3].
"Bir Dal Gül Ver" kampanyası yapılmış ve "Kutlu Doğum Aşı" adıyla Kocatepe Camii avlusunda gelenlere pilav ikram edilmiştir.
*
Aslında Hz. Muhammed’in doğum tarihi tartışmalıdır ve kesin olarak bilinmemektedir. Bu nedenle “İslam dininde herhangi bir kaynağa dayanmadan kutlanılan bu hafta bir bid'at'tır” denilmektedir.
Etkinlik haftasının Fethullah Gülen'in doğum tarihi (27 Nisan 1941) ile çakışması nedeniyle, 2008 yılından itibaren kutlama 14-20 Nisan tarihlerinde yapılır olmuştur.
Resmi Gazete’nin 13 Şubat 2010 tarihli sayısında Kutlu Doğum Haftası’a ilişkin usul ve esaslar belirtilmiştir. 2011 yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığı genelgesiyle okullarda Kutlu Doğum Haftası kutlanmaktadır.
Bu düzenlemelerin, İslamileştirme projesine göre yapıldığı belirtilerek şu eleştiriler yapılmaktadır:
Görülüyor ki İslam ümmeti için, göstermelik merasimlere değil, derde derman olacak "Kur'an Işığında Ümmetin Sorunları ve Çareleri"ni konu edinen, konferanslara, seminer ve toplantılara, düşünür ve aktivistlere ihtiyaç vardır.

İçerikten mahrum ve uzak bir görüntü/kutlama(!)