Erdemliler Birliği

Talat Özyürek

27 Nisan 2015 Pazartesi 03:27

                               

580’li yıllarda Arap kabileleri arasında süregelen savaşlar sonucunda ortaya çıkan anarşi ortamında, can ve mal güvenliğinin sağlanması, zayıf ve güçsüzlerin korunması, zulmün önlenmesi gibi amaçlarla, toplumda sözü geçen, saygın ve iyi niyetli kişilerin önderliğinde kurulan ve Hz. Muhammed’in de katıldığı barış cemiyetinin adıdır. ‘Erdemliler Birliği.’

‘Allah’a yemin ederiz ki hepimiz mazlumla birlikte zalime karşı bir el gibi olacağız ve bu zalim mazlumun hakkını verinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bu ittifakımız, denizin bir devetüyünü ıslatabilecek kadar suyu kaldıkça, hira ve sebir tepeleri yerinde durdukça devam edecektir.’

Erdemliler hareketi bazen siyasi bazen dernek bazen kuruluş ya da teşkilat olarak ortaya çıkmış, muktedirlerin hâkimiyet sağlayıp, mazlumları ezdiği her dönemde böyle arayış oluşmuş ve kurulmuştur…

İslamiyet’ten evvelki bir zaman da yapılmış olmasına rağmen Hz. Peygamber, Âlemlerin Rabbi’nin kendisini görevlendirdiği ana kadar aktif üyesi olduğu, sadakatle bağlı kaldığı, sosyalist ahitin adıdır Hilful Fudul…

Toplantılarda Hz. Peygamber Mekkeli yöneticileri diktatörlük, yobazlık, hırsızlık din ticareti yapmakla suçlar, halkın daha dikkatli bilinçli, şuurlu olması yönünde telkinlerde bulunurdu…

Şöyle bir düşünüp tahayyül edelim: Garip gurebanın haklarını zalime karşı korumak, kollamak, müşahede etmek Allah Resulü’nü bu denli heyecanlandırıp, mensubiyetlendiriyorsa bizlere düşen vazife ne olabilir? Ya da ne olmalıdır?

Muaviye halifeliği döneminde, yeğeni Medine valisi Velid b.Utbe ile Hz. Hüseyin arasında bir mal alış verişinden ötürü anlaşmazlık çıkmış aralarında ihtilaf oluşmuştu. Velid biraz da valilik nüfuzuna dayanarak haksız olduğunu kabul etmek istemiyordu. 

Hz. Hüseyin sinirlenerek: Ya adalete riayet eder hakkımı verirsin, ya da kılıcımı çıkararak Rasulullah’ın mescidinin kapısına dikilir, milleti Hilful-Fudul’a davet ederim! Dedi.

Hz. Hüseyin’in yanında Abdullah b. Zübeyr de bulunuyordu. O da ‘Eğer Hüseyin böyle bir davette bulunacak olursa vallahi ben de kılıcımı çeker, ona adalet üzerine hakkı verilinceye kadar onunla beraber ayaklanırım. Yahut hep beraber ölürüz’. Bu sözler üzerine Velid çaresiz kalarak Hz. Hüseyin’in hakkını teslim etmişti…

Sumale kabilesinden bir yabancı, ticaret eşyalarından bir bölümünü, Mekke’nin ileri gelen reislerinden Ubeyy ibn Halef’e satmış, lakin bu kişi, anlaştıkları parayı vermek istememişti. Çaresiz kalan Sumaleli, Fudul teşkilatına başvurdu.

Onlar da şöyle dediler:’ Ubeyy’e git ve ona Fudullilerin yanından geldiğini, eğer sana derhal ödemeyi yapmazsa bizim gelişimizi beklemesini söyle’. Dediler. Ubeyy söz konusu parayı ödemekte gecikmedi…

Mekke’yi yöneten faşist kabileler, cemiyeti iftira, baskı tehdit ve işkence ile Hilful- Fudul’a katılımın önüne geçmiş ve Erdemliler birliğini dağıtmışlardır.

Lakin Mekkeliler, uzun yıllar boyunca birçok kez tavassutta bulunmuş ve Mekke’nin düzenine baş kaldırmamış, bu kurumla uzun yıllar gururla söz etmişlerdir…

Fahri Kâinat’ın, İslam döneminde ‘yine çağrılsam yine öyle bir kuruluşa katılırım’ sözü Hilful-Fudul’un kendi döneminde, kendi mevcut şartlar içerisinde iyi bir teşebbüs olduğunu teslim etme anlamına gelir kanımca.

Rabbim bizleri hakkı hak bilip o’na tabi olmayı batılı batıl bilip o’nu reddetmeyi nasip eylesin.

                                                                                                      Sevgi Saygı Ve Dua İle…

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.