“ I. Uluslararası Tarihte Adana ve Çukurova Sempozyumu’nun Ardından”

Prof. Dr. Yılmaz KURT

04 Mayıs 2015 Pazartesi 06:14

 

 

17- 19 Nisan 2015 tarihleri arasında Adana’da gerçekleştirilen büyük Bilgi Şöleni başarı ile tamamlandı.

Bu 5-6 yıldan beri üzerinde konuşulan bir proje idi. Ancak çeşitli siyasî ve ekonomik sebepler dolayısıyla bir türlü gerçekleştirilememişti.

Sayın Aytaç Durak Adana Büyükşehir Belediye Başkanı iken Adana Valiliği ve Adana Büyükşehir Belediyesi’nin ortak bir organizasyonu olarak gerçekleştirilmek istenildi. Proje ve fiyatlandırma yapıldı, tarih belirlendi, ancak tam bu sırada Sayın Durak, partisinden ayrılıp başka bir partiye geçti ve ortalık karıştı. Sonuç “Özür dilenmesi” oldu ve iş kaldı. Türkiye’mizde maalesef kurumsal kimlik öne çıkmadığı için bu hep böyle olmakta.

Bu sefer yükü yine Adana Büyükşehir Belediyesi üstlendi. İşin başında Ceyhan Belediye başkanlığı döneminden tanıdığımız Sayın Hüseyin Sözlü vardı. Kendisi Ceyhan Belediye Başkanı iken, “Ceyhun’dan Ceyhan’a”  ana başlığı altında büyük bir sempozyum gerçekleştirilmesine öncülük etmiş ve bunu  kısa sürede kaliteli bir baskı ile kitap halinde yayınlatmıştı. Bu bakımdan içimiz rahattı.

Sempozyum Yürütme Kurulu Başkanlığı görevi şahsıma lȃyık görüldüğünde bu yüzden rahatlıkla kabul ettim. Ancak içimde o eski başarısız sempozyum teşebbüsü bir tedirginlik kaynağı olarak kalmakta devam etti.

Sempozyum için 2 defa Adana’ya gidip orada Yürütme Kurulu Üyeleri ile toplantı yapmamız gerekti. Her şey yolunda idi. Şartname hazırlandı. Ancak ihale 03 Nisan 2015 tarihinde gerçekleşebildi. Bu arada Sempozyum için onay veren Meclis Üyelerine de bir kez daha teşekkür ediyorum. İhale yapıldı. İhaleyi Belediye ile sürekli işbirliği halinde olan Altın Koza kazandı. Ama ben bu kadar kısa süre kalmışken, bütün bu işleri nasıl bitireceği konusunda hep endişe duydum.  Neyse ki  korktuklarımız başımıza gelmedi, Altın Koza her şeyi büyük bir profesyonellik içerisinde yönetti.

Adana’da dünya çapında bir tarih organizasyonu gerçekleştiriyordu ama gel gör ki Adana’da faal durumda bir tarih bölümü yoktu. İşte Sempozyum boyunca bunun eksikliğini hep hissettik. Gerçi Fatih Sansar ve Faruk Yıldırım beylerin öğrencileri sağ olsunlar tam kadro orada idiler. Arkeoloji Bölümü öğrencileri ve hocaları da Sempozyuma büyük bir ilgi gösterdiler. Ama biz hep Tarih Bölümü öğrencilerini  orada görmeyi arzuladık.

Sempozyum genelde oldukça başarılı idi.  Sempozyuma katılan bilim adamları son derece iyi bir otelde ağırlandılar, her türlü yol masrafları karşılandı. Maddi olarak eksik olan hiçbir şey yoktu. Ancak Sempozyumda olmasını arzu ettiğimiz hedef kitle ortalıkta pek görünmedi. Ben şahsen Adana İl Kültür Müdürünü, Turizm Müdürünü, Milli Eğitim Müdürünü, Adana Müftüsünü,  Üniversite’den ilgili öğretim elemanlarını, tarih öğretmenlerini orada görmek isterdim. Sağ olsunlar eski öğrencilerimizden Alptekin, Mehmet Ali, Hayriye koşup geldiler. Son derece memnun olduk. Şehirden katılım daha yüksek olabilirdi. Olmayışı, biraz da Sempozyum ilanlarının çok geç yapılmış olması ve yeteri kadar duyurulamamış olması ile ilgili olabilir.

Açış Konuşmaları sırasında vurgu Türk- Ermeni ilişkileri ağırlıklı oldu. Nim Papa’nın talihsiz demeci dolayısıyla öfke katsayısı oldukça yüksekti. Ancak ısrarla altı çizilmesi gereken husus, -uluslararası  bir sempozyum olmasına rağmen- Ermeni bilim adamlarından hiçbir teklif gelmemiş olması idi.

Sempozyum açılış konuşmaları Medya için sempozyumun kaymağı gibi bir şey. Sempozyuma katılan devlet erkȃnı açış konuşmalarının ardından büyük bir özlemle makamlarına koşuyorlar, medya mensupları ve “maiyyet” memurları da onların peşinden ortadan kayıp oluyorlar.

Ben Çorum’da gerçekleştirilen bir sempozyumu baştan sona izlemek ve Sempozyum sonunda katılımcılara kapanış yemeği vererek onları onore etmek inceliğini gösteren Çorum Valisi Mustafa Yıldırım’ı ve Çorum Belediye Başkanı Arif Ersoy’u burada saygı ile anmak istiyorum. 170 bilim insanı ilinize gelmişse “erkân-ı devlet”e, “Sayın Hocalarım, şehrimize hoş geldiniz”  demek düşer. Oraya gelen bilim adamlarının her biri kendi alanında uzman, saygıdeğer kişilerdir. Ve de Türk devlet geleneğinde bilim insanına saygı göstermek kuralı  Allah’a şükür, henüz devam ediyor.  Hem de “büyük”lük bunu gerektirir.

Sempozyum boyunca bütün Oturum Başkanları görevlerini büyük bir titizlikle yerine getirdiler. Yapılan tartışmalar ve katkılar son derece önemli idi. Umarım ki bu soru-cevaplar ve katkılar kayda geçirilmiş olsun ve tebliğlerin sonunda, tebliğlerle beraber yayınlansın.

Her sempozyumda kaçınılmaz bir felaket “kaçak tebliğ”lerdir. Bu sempozyumda da belki gözden kaçan bir-iki zayıf tebliğ olmuştur. Kapanış oturumunda konuşan Salim Çöhçe hocamız eleştirilerinde haklıdır. Ama bu şekildeki kaçak tebliğler umarım “editör” incelemesinde ayıklanabilecektir. Ancak 150 tebliğ içerisinde  bir-iki zayıf tebliğ olsa bile bu sempozyumun  bilimsel çıtasını fazlaca etkilemeyecektir.

Yurt dışından 6 bilim adamının katılmış olması da istediğimiz bir şey değildi. Yurt dışından gelen bazı katılım teklifleri Yürütme Kurulu tarafından yeterli görülmeyerek elendi. Türk-Ermeni ilişkilerinde  zorunlu göç ve iskȃnın 100. Yılı olması dolayısıyla yoğun  bir çalışma temposu sergilemek zorunda kalan Justin Mc.Carty gibi bilim adamları da sanırım bu yüzden katılamadılar.

Sempozyumun 3. Günü  tarihȋ Adana (old town) içerisinde yer alan Ulu Cami, Yağ Camii, 8 Kapılı Çarşı (Bakırcılar Çarşısı) gezildi. Baraj ve Çukurova Üniversitesi Yerleşkesi görüldükten sonra Tatarlı Höyük Kazısı’nı görmek üzere Tatarlı’ya gidildi. Kazı sorumlusu  Sayın Serdar Girginer bizlere  kazı hakkında değerli bilgiler verdi. Oradan Yumurtalık ilçesine geçildi ve tarihi Ayas Kalesi ziyaret edildi. Portakal bahçesinde ilk defa portakal çiçeği ile  karşılaşan katılımcılar için ayrı bir heyecan oldu. Sarı papatyalar olanca cömertliği ile bizlere kucak açtılar biz de onları kucakladık.

Sonuç olarak Adana 3 gün süren bir tarih şöleni yaşandı. Bu tebliğler 2-3 ay içerisinde 4 ayrı cilt halinde, yaklaşık 2.000 sayfalık bir kitap olarak değerli tarih dostlarına ve değerli Adanalı hem-şehrilerimize ulaştırılacak.

Böylece yapılan çalışmalar ve bunun gerçekleşmesine aracılık edenler de ölümsüzleştirilmiş olacaklar. Teşekkürler Hüseyin Sözlü, teşekkürler değerli bilim adamları, teşekkürler değerli katılımcılar ve isimsiz kahramanlar.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.