2015 Genel seçimlerinde koalisyon hükümeti kurulacağı yönünde beklentiler kamuoyunu meşgul eder oldu.
İnsanın ideolojisi, tarafı ne olursa olsun, ülkesini, vatanını, milletini seven hiç kimse kaotik ortamdan yana taraf olmaz.
Tabi bu beklentiler ya da analizler neye istinaden yapılıyor anlamak zor olsa gerek. Ak Parti tabanında bir kararsızlık ve geçicide olsa bir kızgınlık oluşmuş durumda. Ancak kalben inanıyorum ki seçmen sandığa gittiğinde oyunu istikrardan ve demokrasiden yana kullanacaktır.
Ak Parti, yalnızca İslamcılar ve milli görüşçülerin oyuyla iktidara gelmiş bir parti tabanına sahip olmayıp, aynı zaman da solcusuyla, sağcısıyla, Kürdüyle, liberaliyle, geniş yelpazeden oy alan, statükoya savaş açıp, radikal kararlar alabilen reformcu bir partidir. Türkiye sathında, pek çok alanda büyük değişiklikler yapmış, tabuları yıkıp inovasyonu belli istikrar içerisinde gerçekleştirmiştir.
Sözüm ona, belli kesimde, yazıp çizdikleri senaryolarla, hükümetin, toplumu kutuplaştırıp yine toplumda tamiratı mümkün olmayan derin tahribatlar açtığını söylerken, hızlarını da alamayarak AK Parti’nin, kaderini HDP’ ye angaje etmiş durumdalar. Neymiş efendim, seçimin kilit partisi HDP’nin barajı geçip, parlamentoda yerini alırsa, Ak Parti, tek başına iktidara veda edebilirmiş!!
Ak Parti %40’larda kalıp 240-270 vekile ulaşıp, hükümet kurmak için Anayasal çoğunluğa ulaşamaz deyip, akıllarınca, içtimai manifesto ve mobilizasyon algısı, oluşturmaya çalışıyorlar…
HDP baraja takılsa dahi, Ak Parti iktidarını korur lakin Anayasayı değiştirecek ya da referanduma götürecek 330-367’yi bulamaz beklentisindeler. Oysaki sandık, Allah’ın izniyle onların senaryolarının gerçekleşmesine olanak tanımayacaktır.
Popülist politikadan başka hiçbir şey üretmeyen HDP eş başkanları, kamera karşısına geçtiklerinde mangalda kül bırakmayarak, tabi bekrauntu olmaksızın izledikleri siyaset, CHP aratmayacak türden doğrusu…
Koalisyon bekleyenden vazgeçelim, bunu dil ile ikrar etmek, sübliminal müktesebatında yer vermek dahi ürkütücü olsa gerek. Aslında derdinizin, Ali sevgisi değil, Muaviye düşmanlığı olduğunu hepimiz biliyoruz…
Bu memleketin başına ne geldiyse, koalisyon hükümetleri yüzünden gelmedi mi?
Şöyle; rahmetli Sakıp Sabancının koalisyon hükümeti döneminde ki kriz repliğini anımsayın, isterseniz vah vah vah memleketime diyordu sn. Sabancı, bugünün bütün manipülatif, spekülatif ayak oyunlarından arınmış, cari açığını sıfırlamış ve küresel şoklara dirençli Türkiye ekonomisini görmüş olsaydı, eminin yaşa yaşa der, Ülkesiyle gurur duyardı.
Şöyle 2002 öncesini bir düşünün isterseniz!
Kanaatim odur ki, tahayyül dahi etmek istemezsiniz ki zaten Ak Parti’nin doğuşu koalisyon hükümetlerine duyulan tepkinin tezahürü değil midir?
Bu seçimde, Ak Parti dışında başka bir partinin iktidar olma ihtimali dahi yok iken, gözü de istikrardan başka bir şey görmeyen, ideolojik saplantılarıyla meşgul olan muhaliflerin, Ak Parti’nin tek başına iktidarından başka bir şey düşünmediği ayan beyan ortadadır.