Emekliler üzerinde iktidar hesapları!

Mahmut KORKMAZ

06 Mayıs 2015 Çarşamba 06:03

Seçim çalışmaları son hızıyla devam ediyor.  Bütün partiler varlarını, yoklarını ortaya koyarak seçime asılıyor. Adayların sıralaması ile ilk aşamada oluşan sancılar yerini seçim kazanmaya bıraktı.

Bu seçimin ana konusu vaatler. Ekonomik konulara odaklanan muhalefet, vaatlerle cazibe merkezi oluşturmaya çalışıyor.

"Tek hayalim var, o da başbakan olmak" diyenler, bu işin yolunun emeklilerden geçtiğine inanmışlar. Emekli sayısının çokluğu ve bunların oylarının seçim sonuçlarının değiştirme gücü siyasilerinin akıllarını başlarından almaya yetmiş durumda.

On bir milyon civarında olan bir emekli mevcut.  Buna dul ve yetime aylığı alanlarda dahil. Kaba bir hesaplama ile sokakta çocuklarda dahil her gördüğünüz yedi kişiden bir tanesi emeklilik sistemimden maaş alıyor. On bir milyon emekli her birisinin bir etki oyu olsa yirmi iki milyon yapar. Alsana iktidar.

Oh ne güzel dünya.  Yok öyle üç köfte yirmi beş kuruşa.

Emeklilere ödenen yıllık para 125 milyar lira. Genel bütçe yuvarlamalı olarak 500 milyar lira gelire sahip. Gider kalemleri ise 520 milyar lira. Yani 20 milyar liralık bir açık söz konusu. Her şey yolunda gittiği zaman.

Hal ve vaziyet böyle iken emekliler üzerinden yapılan matematiksel özürlü seçim oyunlarına dikkatinizi çekmek istiyorum. Dört işlemi bilmekten aciz siyasi figürler, atarak oy avcılığı yapacaklarına müthiş inanmışlar. Ayakta ortada, ayakkabı da. Bütçenin gelir kalemi belli. Gider kelemi de belli. Somut rakamlar var.  Emekliye yapılacak her popülist artışın karşılanması için merkez bankasının fazla mesai yapması lazım. Başka bir anlatımla eski Türkiye alışkanlığı olan karşılıksız para basması lazım. Karşılıksız para demek enflasyonun zıplaması demek. Buna bağlı olarak faizlerin aynı oranda yükselmesi demektir. Bu da paranın satın alma gücünün ters orantılı olarak azalması demektir. Örnek olarak şu an dokuz ay vade farksız olarak 1000 liraya alınan bir çamaşır makinesinin peşin 1.500 liraya, dokuz ay vadeli 2000 liraya alınması demektir. Bu örneklerin katlamalı hallerini onlarca sene yaşadık. Beyaz eşyada aylık yüzde onluk vade farklarını ödemek zorunda kaldık. Emeklilere verilecek paradaki bol sıfırlardan ziyade paranın satın alma gücünün önemli olduğunu milletimiz biliyor.  Günlük hayatta en sıradan harcamaları milyonluk paralarla yaptığımızı hepimiz biliyoruz.

Eski Türkiye alışkanlıkları olan; düşün peşime, iki anahtar, beş fazlası, yüzde yüz gibi vaatlerin nasıl haneleri viran ettiğini gördük.

Devlet yönetmek ciddi bir iştir. Gelirin nereden ve nasıl geleceği, giderin nereye ve nasıl yapılacağının usul ve esasları bellidir. Bütçe balon değildir. Atma nefes gücüne göre genişlemesi mümkün değildir. Gider artışı yaptığınızda bunun karşılığında gelir artışı da yapmak zorundasınız. Bunu da vergileri veya gelir artırıcı zamları yaparak gerçekleştirmenizle mümkün kılabilirsiniz.

Ya da daha kolay bir yol ile İMF kapılarına yüz sürmekle yapabilirsiniz. Türkiye Cumhuriyeti devletini sıfır borçlu devlet olmaktan, borçlu devlet, dizlerinin üzerine çökmüş bir devlet haline getirebilirisiniz. IMF yaptığınız her işe karışır. Dula, yetime bağladığınız maaş engeller. Emekliye, memura artışa müsaade etmez. Dönersiniz gitsin de geri gelmesin 'eski Türkiye' manzaralarına.

Meydanlarda 'Kahrolsun İMF, defol İMF' diye solcu kardeşlerimiz nostaljik eylemlerine tekrar başlarlar.

Bu iş devlet yönetimi. "Mütevazi olmayacağım ben Türkiye'nin  en iyi hesap uzmanıyım"  diye böbürlenmekle bu işler olmuyor. Piyasa şartları öyle hesap uzmanı falan tanımaz. Kendi gerçekleri ile hareket eder.  Senin hesap uzmanlığını SGK müdürü iken gördük. Karla aldığın SSK'yı batırarak teslim ettin. Bu işler kürksülerde ürkek güvecinin su içmesi modunda söylev yapmakla olmuyor.

 Hatırlayalım solcu ortaklık döneminde Zekeriya Temizel maliye bakanı idi. 'nereden buldun' diye abuk, sabuk bir yasa çıkarttırmıştı. Piyasalar gümbür gümbür çökmüştü. Ve yasa yasa olmaktan çıkarılmıştı. Zekeriya beyde 'iyi hesap uzmanı' idi.

Emekliler üzerinden iktidar hesapları yapanlar beklediklerini bulamayacaklar. Memleket ahalisinin engin ferasetini bilmedikleri için kandıramayacaklar.

2002 yılında emekli ve memur maaşlarının ödenemez halde olduğunu kimse unutmadı.

İktidar hırsı ile kafası dönen, içmeden sarhoş olan zatı muhteremler bu milleti iyi tanısınlar. Bu millet artık eski Türkiye alışkanlıklarına kanmıyor.

Bu millet tercihlerini aklı, vicdanı ve engin feraseti ile yapıyor. 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.