Anneler gününde annesiz olmak!

Tülin ERSOY

08 Mayıs 2015 Cuma 06:05

 

 

         2012/Mayıs ayı anneler gününü mezarlıkta kutladığımız ilk yılımız. Bayrama gider gibi hazırlandık hepimiz.  Adana dışında oturan bütün kardeşler, torunlar, damatlar, gelinler bir aradayız. Her şey annemin istediği gibi… İçimiz buruk,  şaşkınız çeşit çeşit yemek yapan, eve geleceğimiz saatte bizi kapıda bekleyen annemiz yok artık. Mezarlık mahşeri kalabalık bizim gibi aynı acıyı paylaşan ne kadar çok insan varmış.  İnsanların anneler gününde koşarak mezarlığa gittiklerini annemi kaybedene kadar bilmiyordum.   Artık öğrendim.

       “SENİ ÖZLEDİM ANNEM.“  Zaman her şeyin ilacı derlerdi. Anneyi kaybetmenin ilacı yokmuş.  Yalan söylemişler!  Canımız ilk öldüğün gün gibi çok yanıyor. Sadece sensizliğe alışma çabasındayız. Birbirimizden gözyaşlarımızı saklıyoruz bizi böyle görürsen üzülürsün diye.  Aradan 3,5 yıl geçti ama o çok sevdiğin evinde her şey senin bıraktığın gibi. Hiçbir eşyanın yerini değiştiremedik.  Kullanmadığın kıyafetlerin dolapta asılı duruyor sanki çıkıp geleceksin tekrar giyeceksin gibi. Babam öldüğünü unutuyor sitem ediyor; “Annen komşuya gitti,  bak!  Yine gelmedi” diyor. Gülüyoruz: “ah baba ah “o da alışamadı yokluğuna, didişmelerinizi özlüyor.

      Evde temizlikten sonra içtiğim her Türk kahvesi bana seni hatırlatıyor. Nerede mavi gözlü senin yaşlarında birini görsem gözlerim hüzünle birleşiyor dalıp gidiyorum… Annesi olan insanları kıskanıyorum oysa ne kadar şanslılar her fırsatta annenizin kıymetini bilin diyorum. Ana gibi yar olmuyor,  hiç kimse senin koynundaki huzuru vermiyor.

        Canım annem!  Vefakâr annem. Yedi çocuk büyüttü. Bir o kadar da torun. Bir güne bir gün oflamadı bizden önce kalktı bizden sonra yattı. Biz yedik o seyretti. Biz doyunca doydu. Gülünce güldü. Ağlayınca ağladı. Parasızlığı, yokluğu bize hiç bildirmedi. Onun hayatındaki öncelik hep bizlerdik. Daha doğrusu ona ait bir hayat var mıydı? Yoktu... Hiç unutmam hastaneye yatmak zorunda olduğum bir durumda bana verilecek olan kan torbalarını ısınması için makineye koydurmayıp kendi vücut sıcaklığında göğüslerinin arasına koyarak ısıttı. Buz gibi olan kan torbalarını yüreğiyle ısıttı benim annem.

       Yeri geldi kalbini kırdığımız zamanlar oldu. Asla kin tutmadı. Her zaman her konuda yanımızdaydı. Desteğimizdi,  güneşimizdi o bizim her şeyimizdi. Sana anlatacak o kadar çok şey var ki annem yüreğim yangın yeri.   

      Böyle güzel bir günde bunları sizlerle paylaşarak hayatta olan annelerinizin kıymetini bilin istedim. Yalnız bırakmayın annelerinizi. Zorunluluk olarak görmeyin yaptığınız ziyaretleri koşarak, isteyerek, severek gidin. Öpün ellerini!  Bir buse de benim için kondurun yanaklarına. Hediye istemez anneler, o reklamlardaki pahalı hediyelere göz boyamalara kanmayın. Anneler için kapılarını tıklatan evlatları olsun yeter. Baş tacımız onlar bizim. Bizi bebeklikten bu günlere oflamadan getiren annelerimizin kahrını biraz da evlatlar olarak sizler çekin. Yaşlandılar,  hastalandılar diye yüzünüzü ekşitmeyin. “Seni seviyorum” kelimesini biraz da anneleriniz için kullanın.

     Aynı dünya üzerinde yaşayan tüm annelerin, “Anneler Günü”nü kutluyorum.

Sevgiyle kalın.

       

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.