“Adana’nın Ağaları ve Beyleri”

Prof. Dr. Yılmaz KURT

11 Mayıs 2015 Pazartesi 06:23

1756 yılı Eylül ayının sonları. Adana’da halkın çoğunluğu yaylalardan inmiş, şehirde insanlar tatlı bir telaş içerisinde koşuşturmakta. Ulu Cami yakınındaki, valilere tahsis edilen Ramazanoğlu Konağı’nda ise ayrı bir telaş var. Birçok şehirde olduğu gibi Adana kadısının oturduğu konağın “selamlık dairesi” Adana Mahkemesi olarak kullanılıyor. Kadı Efendi’nin konağı önünde şehrin ileri gelenleri toplanmışlar.  Kadı Efendi mahkemeye gelen ağaları, şeyhleri, beyleri  “yollu yolunca”  buyur ediyor, onlara hal hatır soruyordu.

En nihȃyet bütün eşrȃf ve a‘yȃn, şehrin vali vekili olan Hacı Ali Ağa’nın başkanlığında toplanan “eyȃlet divanı”nda yerlerini aldılar.

Hacı Ali Ağa, Adanalıların yakından tanıdığı bir isimdi. Babası Kars (Kadirli) ‘lı Hacı Hüseyin Ağa da aslında askerȋ sınıftan bir kimse olduğundan Ali Ağa ve kardeşi Ömer Ağa’nın yükselmeleri çok zor olmamıştı. Ancak Adana Serdengeçti ağalarından olan kardeşi Ömer Ağa 1746 yılında İran savaşında şehit düşünce Ali Ağa sanki bir kolu kesilmiş gibi çok üzülmüştü. Belki de devlet bu yüzden kendisine Ulukışla- Çakıt yolunun tamiri ihalesini -keşif yaptırmaya gerek duymaksızın- vermişti.  Ali Ağa 1753 yılında Ulukışla- Çakıt yolunun tamiri işini aldıktan sonra çeşitli mukataaların işletilmesi hakkını da elde etmiş ve şehirde iyice tanınmış, iyice zenginleşmişti. 1756 yılında padişah beratıyla Adana’ya mütesellim yani vali vekili olarak atandı. Bugün onun için de çok önemli bir gün olacaktı.

Hacı Ali Ağa bütün eşrȃf ve a’yanı, Adana’nın ağalarını ve beylerini niçin toplamıştı?

  •  

Bu tarihi belgeye mühür basan 97 kişiden ilki Adana Nakȋbüleşrȃf kaymakamı Es-seyyid Sa’id Efendi idi.  Vȃ’izzâde Sa’id; Hatip Es-seyyid Mustafa;  Adana müftüsü El-hac Halil Efendi; Müderris Balıbeylizâde Mehmed Efendi;  Ramazanoğlu Vakfı Mütevellisi Hamza Bey;  Barçınlızâde El-hac Mustafa; Adana Miralayı Ahmed Ağa; Eski serdar El-hac Abdurrahman; Gazizâde Ebubekir Bey; Dervişpaşazâde Es-seyyid Hüseyin Bey; Kansafzâde Es-seyyid Osman Ağa; Serdengeçti Ağası El-hac Mustafa; Hȃletzâde El-hac Mustafa; Serturnacı Mehmed Ağa; Adana Serdarının Serturnacısı Es-seyyid Hüseyin; Adana Kethüdȃyeri Ali Ağa; Adana Kalesi dizdarı Mehmed Ağa; Alemdar Es-seyyid Hacı Musa; Arabacızâde Es-seyyid Ömer Ağa; Alemdar Gözübüyük Mehmed Ağa; Kalaycızâde Es-seyyid Zeynelabidin; Alemdar Gencizâde El-hac Mehmed; Mercanzâde Hasan Ağa; Yekçeşmzâde El-hac Hasan; Yeğenzâdelerden Mehmed Bey; Yeğenzâdelerden Mahmud Bey,  Hacı Kosunzâde El-hac Mehmed; Tellizâde El-hac Mehmed; Acemzâde Hacı Hüseyin; Hüseyinzâde Mustafa Alemdar; Eski Miralay Abdullah, Eski Miralay El-hac Mehmed; Eski Miralay Hüseyin, Eski Miralay El-hac İbrahim; Hacı Hanefizâdelerden Hasan; Hacı Hanefizâdelerden Seyyid Ali;  Molla Ömer bin Yusuf Efendi dikkat çeken isimlerdi.

Osmanlı şehir yönetiminde bugünkü meslek odalarının temsilcileri konumunda olan kişilere “şeyh” denilmekteydi. Mesleğin şeyhi, mesleğin piri olan kişiler “Şeyh-i Kalaycıyȃn, Şeyh-i Bakkalȃn, Şeyh-i Demirciyȃn” şeklinde anılmakta ve önemli konularda bu kişilerin görüşleri alınmakta, önemli kararlar bunlar vasıtasıyla halka iletilmekteydi. İşte Ağca Koyunlu Aşireti’nin bölgeden çıkarılması konusunda  alınan karara da şehirdeki bütün esnaf temsilcileri imza koymuşlardı:  Serrȃcȃn (Saraçlar) Şeyhi Halil; Kefşgerȃn (Köşkerler) Şeyhi Ahmed; Timurciyȃn (Demirciler) Şeyhi Kara Mehmed; Habbȃzȃn (Ekmekçiler) Şeyhi El-hac Halil; Kassȃrȃn (Kilim, çul yıkayıcıları) Şeyhi El-hac Halil;  Bakkȃlȃn (Bakkallar) Şeyhi Mehmed; Ahengerȃn (Demirciler) Şeyhi Mehmed; Na‘lbend (Nalbant) Şeyhi Ali; Cüllȃhȃn (Çul Dokuyucular, Çulhalar) Şeyhi Ahmed; Semerciyȃn (Semerciler) Şeyhi Mehmed; Külȃhcıyȃn Şeyhi Seyyid İsmail; Kalaycıyȃn Şeyhi  Mehmed Beşe; Attȃrȃn Şeyhi Es-seyyid Mehmed; Dellȃlȃn Şeyhi Mustafa; Haffȃfȃn (Ayakkabıcılar) Şeyhi Ahmed mahkemeye gelmişler ve valinin ve kadı efendinin huzurunda düzenlenen bu tarihi belgeye mühür basmışlardı.

Adana Mütesellimi Karslızȃde Hacı Ali Ağa’ya destek sözü veren 97 kişi içerisinde  “mahalle mütevellileri” de bulunmaktaydı. Osmanlı devleti 1683 II. Viyana Bozgunu’ndan sonra çok kötü günler geçirdi. Artan savaş masrafları “avȃrız” vergilerini  yükseltmişti. Halk bu vergileri ödemekte zorluk çekince birçok mahallede “Avȃrız Vakıfları” kuruldu ve bunların mütevellileri bir anlamda mahalle muhtarı gibi görev yapmaya başladı. Bu yüzdendir ki Ağca Koyunlu aşiretinin eşkıyalığının önlenmesi için alınan karara bu mütevelliler de imza attılar ve kefil oldular.  Eski Hamam Mahallesi Mütevellisi Mehmed; Mermerli Mahallesi Mütevellisi Osman; Neccȃrȃn Mahallesi Mütevellisi Hasan; Zimmiyȃn Mahallesi Mütevellisi İbrahim Beşe; Çınarlı Mahallesi Mütevellisi Koca Beşe; Ağa Mehmed Mahallesi Mütevellisi Abdulhalim; Bȃb-ı Tarsus Mahallesi Mütevellisi Seyyid Abdullah; Sofu Bağçe Mahallesi Mütevellisi Es-seyyid Mehmed bin Hasan Çavuşzâde;  Kassab Bekir Mahallesi Mütevellisi Seyyid Mustafa;  Saçlı Hamid Mahallesi Mütevellisi Ahmed; Kara Soku Mahallesi Mütevellisi Seyyid Süleyman ve bunların yanısıra Bozzâde, Sarı Yakub, Ali Dede, Paşa Nebi; Ağca Mescid, Durmuş Fakih, Hȃce Dürrȋ?, Yortan mahallelerinin mütevellileri de imza koyanlar arasındaydı.

Adana  Kadı Sicilleri arasında zaman zaman bu şekilde çok şahitli, çok kefilli işlemler yapıldığını görmekteyiz. “Cümle ulemȃ ve sulehȃ ve e’imme… “ şeklinde başlayan ve kadı efendinin huzuruna gelerek i’tirafta bulunan ve kefillik belirtenlere ait hüccetler bulunmakta ise de 97 kişinin birden kefil olarak imza koyduğu başka bir belgeye biz rastlamadık. Kasım Ener’in 1707 tarihli belge olarak tanıttığı aslında 1710 tarihli olan belge belki bu belge karşılaştırılabilir[3].

Bu kadar insanın bir belgenin altına imza koymasının aslında özel bir sebebi bulunmaktadır:

Mütesellimler vali vekili olarak yeni vali gelinceye kadar şehri idare edecekler, yeni vali gelince bunların da görevi kendiliğinden son bulmuş olacaktır. Bu yüzden mütevelliler yeni vali gelmesini istemezler. Kendilerinin şehri çok iyi yönetmekte olduğunu göstermek için, halk üzerindeki otoritelerini pekiştirmek ve rakiplerine göz dağı vermek için zaman zaman bu şekilde işlemler düzenlemeyi gerekli görürlerdi. Bu olaydan  tam 75 sene sonra Hacı Ali Ağa’nın torununun torunu olan III. Hacı Ali Bey de “Adana’nın vali  masraflarını kaldıracak gücü yoktur. Vali istemeyiz” diyerek Es’ad Paşa’yı Adana’ya sokmayacak ve mütesellimlik görevini zorla da olsa yürütecektir.

Hacı Ali Bey, Karslızȃdeler sülalesinin ilk beyi olarak Hasan kızı Hatice Hanım’la evlenecek ve bu evlilikten Hasan, Hüseyin ve Fatma isimlerinde üç çocukları olacaktır. Hüseyin,  ilmiye mesleğini seçecek ve daha sonra Adana Müftüsü olacaktır. Hasan ise Adana Beylerbeyi olacak ve 1771 yılında Özü Kalesi muhafızı iken ölecektir. Hasan Paşa’dan sonra aile Hasanpaşazȃdeler olarak anılmaya başlayacaktır.

Burada bizim altını çizmek istediğimiz bir nokta da Adana’nın ağaları, beyleri konumunda olan Ramazanoğlu Vakfı Mütevellisi Hamza Bey, Gazizâde Ebubekir Bey, Dervişzâde Es-seyyid Hüseyin Bey, Kansafzȃde Es-seyyid Osman Bey, Arabacızâde Es-seyyid Ömer Ağa, Gencizâde El-hac Mehmed Ağa, Kalaycızȃde Es-seyyid Zeynelabidin Ağa, Yeğenzâdelerden Mehmed ve Mahmud beyler, Hacı Hanefizâdelerden Hasan ve Seyyid Ali beyler gibi ünlülerdir.  Bu ailelerden bir kısmı günümüze kadar geldi. Bir kısmının da belki sadece mezar taşları kaldı. Adana’da tarih bilinci yeteri kadar uyandığında insanlar kendi soylarını araştırmaya başlayacaklar, kendi şecerelerini çocuklarına, torunlarına kutsal bir miras olarak bırakacaklardır.

Ancak şurasının da çok iyi bilinmesi gerekiyor ki bu aileler içerisinde  Ramazanoğlu sülalesinden sayabileceğimiz tek kişi vakfın mütevellisi olan Hamza Bey’dir. Hamza Bey de Erzurumlu olduğu söylenilen, Kürt olduğu iddia edilen El-hac Mehmed Bey’in oğludur. Sözün özü Adana’da Ramazanoğulları’nın dışında başka ağalar, başka beyler de vardır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] Sivas’ın güneyinde bir bölge. Bkz.: Tahir Sezer, Osmanlı Yer Adları, Ankara 2006, s. 540.

[2] Adana Şer’iye Sicili, Defter no: 31, image: 40, s. 85, belge no: 125.

[3] Kasım Ener, Tarih Boyunca Adana Ovasına  Bir Bakış, 6. Bs., s. 265-266. 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.