Sanayileşmiş, kapitalist, emperyalist Batı (Avrupa+ABD); işgal ve sömürü yöntemlerini geliştirdi. Gelişmemiş, kalkınmakta olan ülkelerin aydın yurtseverleri süreci izlemek ve yorumlamak durumundadır. Kapitalist sisteme muhalif sosyalist-komünist rejimlerin bir asır içinde yıkılmalarıyla yeni direniş yöntemlerinin ve alternatif sistemlerin geliştirilmesi zorunlu oldu. Sonuçta dünya sisteminde muhalif ve muktedirler bir arayış ve orta bir yol bulmak gayretindedirler.
Kapitalist sistem kâr amacından ve dolayısıyla sömürüden vazgeçmemiştir. İneği öldürmeden ve sorun çıkarmadan sağmak gayretindedir. Bunun için yardımcılar aramakta, onları da sağıma ortak etmektedir. Narın kabuğunu bırakarak taneleri götürmektedir. Bu amaçla işbirlikçi Hükümetler başa getirilmekte ve bunlara direnç oluşunca darbe yaptırıp istediğini almaktadır. Bölgesel işbirlikleri oluşturarak, komşuların “pazıl”ı tamamlamaları sağlanmaktadır. Kalkınma ve yardım projeleri ile göstermelik gelişmeler olmakta ve sistem emperyale hizmet etmektedir.
Batı tarafından bölüşülmüş hegemonik sahalarda, devamlı bir sorun oluşturularak idareleri kendilerine muhtaç ve mecbur bırakmaktadırlar. İç kargaşa, istikrarın bozulması, ekonomik baskı ve manuplasyonlar, din-inanç çatışmaları, etnik çatışmalar, sınır ihtilafları, borçlandırma, rejimi kendisine mecbur bırakma, alternatif yöneticiler yetiştirmek sömürü çarkının belirgin dişlileridir. Antiemperyal fikir ve eylemler, siyasetler bu çark ile ezilmektedir.
Batının bu kahir gücüne ve sistemine rağmen, yurtseverlerin direnişi ve oyuna karşı çıkmaları, yer yer etkisi olmaları umut vermektedir. Mevcut teknoloji, gelişmişlik düzeyine göre toplumları olup-bitenden haberdar kılmakta ve kısa sürede hesaplanmayan eylemler olmaktadır. Teknolojinin hızına koşut olarak, toplum da dünya sistemine entegre olmakta ve böylece farklı güç odakları oluşmakta, aktörler değişmektedir.
Bunları gören Batı, sömürü çarkına düzen vermektedir. Toplumda hu8zur ve refaha-bunun da topluma dağılmasına dikkat etmektedir. Açlıkla mücadele zorunludur, aç tavuk, fırın duvarını deler. Orta/yeniçağların korsanları yeniden sahneye çıkmışlardır. Süregelen sömürünün bir düzen ve güven içinde yapılmasına ve bunun enstrümanlarının oluşturulmasına gayret edilmektedir. BM, Daimi Konsey, NATO, VARŞOVA PAKTI, AB, Ortak Pazarlar gibi dünya örgütleri de onların hizmetindedir.
I.Dünya Savaşında kurulan Dünya Düzeni ancak bir asır dayandı. Rusya’da Komünist sistemin yıkılmasıyla Dünya Güç Dengesi değişti, tek kutuplu bir dünya oluştu. Bu Gücün öncülüğünü yapan ABD, dünyayı kendi hegemonik tercihlerine göre düzenleme gayretindedir. Yerel-ulusal düzeyde, ülke ve Bölgelerde düzenlemeler yapmakla birlikte Küresel Sistemi oluşturmak istemektedir. Bu amaçla GOP-BOP Projeleri devreye sokulmuş ve Bölge ülkelerine, yöneticilerine rol vermiştir. Bu rolü oynayanlar ABD değirmenine “su taşımakla” görevlidirler. Nitekim Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “ABD Başkanı Hüseyin Barak Obama Ortadoğu Projesinin asıl Başkanıdır. Ben de bu projenin 2.Başkanıyım” diye gelmiştir.
Yeni Bir Dünya Sömürü Düzeni’nin kurulması için, tüm İslam coğrafyası kana/yasa boğulmuştur. Kendi içinde çarpıklık ve haksızlık, açlık ve sefalet vardır. İşkence ve zulüm vardır. Sağlık olanakları ilkeldir, sosyal yardımlaşma var/yok düzeyindedir, göç bir sorundur. Daha bunlar gibi nice sorunlar vardır ve doğrudur, idarelerin ayıbıdır.
Şimdi bu toplumlarda Yöneticiler, sömürüye alet/ortak oldukları zaman makbul görülerek başta kalmalarına destek olunmaktadır. Yok, karşı duranlar oluyorsa, bunlar da hızla bertaraf edilmektedir.
Dünya üzerinde herkesin coğrafi olarak bir konumu ve buna bağlı bir rolü/önemi vardır. Coğrafyanın fiziki, beşeri, iklimi, eko-faunası ile bir zenginliği vardır. Yerkürenin her bölümü aynı değildir. Petrol, maden, dağ, su, ekilir arazi, bitki örtüsü, iklimi farklıdır. Sanayileşmiş ülkeler, teknolojinin yardımıyla ülkeleri ve dünyayı tanış ve bilmişlerdir. Bu zenginliklerin envanteri çıkarılmıştır. Dünya Hegemonik alanlara bölünmüştür. Dünyadaki halkların etnolojik özellikleri, folkloru bilinmektedir. Coğrafi ulaşım olanakları, aradaki doğal geçitler, denizler, göller, kanallar saptanmıştır. Bugün bu saat itibariyle dünyanın hangi bölgesinde neler oluyor, değişiyor, hatta kim ne konuşuyor kayıt altındadır.
İşte bu yeni ve hızla değişen/ilerleyen teknoloji hâkimiyeti ile ABD öncülüğünde “Yeni Dünya Nizamı” kurulmaktadır. Hiç şüphesiz, iktidar tercihlerine bağlı olmadan Türkiye de bu değişimin, Projenin içinde yer almaktadır. Bu Projenin aktörü olmasa da konumu itibariyle uygulama sahasının içindedir ve her çeşit düzenlemeye maruzdur.
Batı, güvenli ve sürekli bir sömürü düzeni kurmak için Neo-kapitalist sistem içinde, pazar ve piyasa rekabet koşulları ile yönetmek ve zenginleşmek istemektedir. Kendi aralarında da talan sahalarını ve ülkelerin durumunu tartışmakta, sömürülecek başka bir gezen olmadığına göre, dünya varına daha bir saygılı olmak gerektiğine karar verdiler. Artık dünyayı bir bütün olarak görmenin şart olduğu anlaşıldı.
İki Kutuplu Dünya döneminde Demir Perde içinde de, Blok Planlaması adı altında yine bir paylaşma/görevlendirme vardı. Sistemin çökmesiyle, Devletler öne çıktı fakat Blok sabit kaldı. Rusya’nın Ukrayna ve Çeçenistan gibi bir sorunu vardır. Çin içindeki Türkistan, Moğolistan sorunu devam etmektedir.
Biz burada dâhil olduğumuz Batı Bloku içindeki değişmeleri konu edindik. Aslında Batı, dünyanın jandarması olmuştur.
Dünya Sömürü Düzeninin başka isimler altında kurulması ve bu amaca hizmet etmesi için bir dizi toplantı, kongre yapıldı, bildiri ve raporlar yayınlandı. Bu çalışmalarla Gündem-21 hazırlandı.