Yatırım düşmanlığı!

Mahmut KORKMAZ

21 Mayıs 2015 Perşembe 06:00

Bu memleketin kaderi herhalde. Yapılan her işe karşı çıkmak. Şimdiye kadar nelere karşı çıkılmadı ki. Ne yaparsan yap karşı çıkan bir zümre mevcut.

Birinci boğaz köprüsü, İkinci boğaz köprüsü, en çokta üçüncüsü.

Üçüncü havaalanı de en çok karşı çıkılanlardan. Kuşların göç yolundan tutunda, bölgenin bataklık olduğuna kadar tüm çamura yatma yolu kullanıldı. 'Denizin dibinde Hatçam demirden evler' türküsüne nazire olsun diye Marmarayı yapanlara çamur ne ki. Çamur iş yapılmasını istemeyenlerin yüreğinde. Bataklık saplanıp kaldıkları ideolojik  yaşam tarzlarında.

Hidroelektrik santral yapma; dereler özgür aksın. Su aksın Türk baksın. Kürtlerde dahildir bu bakışa.

Nükleer santral yapma; çevre felaketi olur. Dünyanın her yanında olanlara gözü kapalı olanlara ne söylesek azdır bu konuda.

Kömürle enerji üretme dumanı var.

Onu yapma bunu yapma. Elektrikler kesildiği zamanda eline mumu al 'bir mumudur, iki mumdur... bu nasıl iktidardır' türküsü ile dön baba dönelim yap.

Otobanları yapma; doğanın dengesi bozuluyor. Tavşanların üreme alanlarını ikiye bölmüş oluyorsun. Şehir tavşanlarından kırsal tavşanlara doğal desteği anlıyoruz.

Hızlı treni sakın ha yapma. Bize 'demir ağlarla ördük bu vatanı' nutku yeter.  

Helikopter yapma, tank yapma, milli gemini yapma, okul yapma hastane yapma.

Memleket hayrına olabilecek bir şey yapma.

Buna benzer tavırları aynen yerel politikalarda da görmek mümkün. Büyüklerin yolundan gitmek isteyenleri görmek kaçınılmaz.

Adana bazında geçmişten bu yana bazı örnekleri vermek lazım.

Merkez Caminin yapılmasından başlayalım. Merkez Caminin yapılmasına önce tüm sol çevreler karşı çıktı. Başta dönemin eski belediye başkanı Selahattin Çolak. Sonra tüm sol güdümlü odalar. Sel gelir camiyi alıp götürürden başlayarak sayısız mazeret sundular. Hilton Otelinin yapım aşaması ise buna benzer itirazlarla engellenmeye çalıştılar. Şimdilerde toplantılarını ve devrim muhabbetlerini oralarda yapıyorlar. Geçmiş geçmiştir hikayesi anlayacağınız.

Merkez Parkın yapım aşaması da çok enteresan itirazlarla karşılandı. Ömrünü tamamlamış portakal ağaçlarının kesilmesini bahane eden kesimler isyan başlattılar. Oysa Merkez Park  Adana için yapılan en çevreci projelerden birisi idi. Aytaç Beyin Adana için yaptığı kalıcı bir eser oldu. Şu andaki haline kim itiraz edebilir ki? Dün isyan edenler şimdi keyfini çıkarıyorlar.

Birinci kanalın alt kısmında kentsel dönüşüm kapsamında yapılacak olan Kıyıkent evleri gündeme geldiğinde yine kıyamet koptu. Yine o malum odalar itiraz ettiler. "İstemezük" diyerek. Kimsede "siz kimsiniz oğlum, size ne" demedi. Mahalle sakinlerini doldurarak belediye binasını bastırdılar. Azim Öztürk beklide hayatının en zor günlerini yaşadı. Şimdi ev sahipleri mutlu. Mülkleri üç kat değer kazandı. Güzel evlerde oturuyorlar.  Azim Beye söz söyleyenler şimdi ruhlarında nasıllar merak ediyorum.

Tokinumune hastanesi yapılırken durum bundan farklı değildi. Yine aynı engelleme gurubu faaliyete başladı. Mahkeme kararlar ile işi geciktirmeyi becerdiler. Sayın Necdet Ünüvar'ın canını dişine takarak yaptığı mücadele sayesinde hastane tamamlandı. "Uzak kimse gitmez" diyenler şimdi orada tedavi oluyorlar.

Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesine yeni binalar yapılması aşamasında sahte ağaç aşıkları devreye girdiler. Eski binaların eskiliğini eleştirenler, yenisinin yapılmasına karşı çıkmaktaki çelişkiye fark bile etmiyorlar.

Şehir hastanelerinin yapımı ulusal engelleme unsurları ile on sene engellendi. Millet on sene alması gereken konforlu hizmetten mahrum oldu. Günahı yapanların boynuna.

Yeni bomba ise Karşıyaka Devlet Hastanesi konusunda.  Bu bina labirent halinde idi. Yıllardır ek yapılarak ortaya ucube bir yapı ortaya çıkmıştı. Bu konu medyada haklı olarak eleştiriliyordu. Eski bina yıkılıyor. Yerine beş yıldızlı otellerden daha güzel bir hastane yapılacak. Yapılacak yapılmasına da itirazılar başladı bile.

Efendim bu hastane ölü yatırımmış. Ne gerek varmış. On beş dakika ilerde Numune hastanesi varmış. Şehir hastaneleri yapılmaktaymış. Her yapılan işe karşı çıkmak için onlarca sebep bulunur. Devlet denen kurum herhalde bir iş yaparken on yıl, yirmi yıl ilerisini düşünmek zorunda. Hastane bakkal dükkanı değil. İhtiyaç hasıl olduğuna zırt diye yapasın. Her yapılana karşı çıkmak iflah olmaz bir muhalefet anlayışından, kıskançlıktan yada yönlendirilmelerden ortaya çıkabilir. Adana gibi iki milyonu aşan bir şehirde üç bin yataklı hastanelerin olması bile ihtiyaca yetmeyebilir. Karşıyaka Devlet Hastanesi iki yüz elli yataklı bir yer. Bölgeye yakışır. Hem ide çok yakışır.  O hastanenin yanına yapılan özel tıp merkezi de bölgenin ihtiyacının göstergesidir. Özel sektör ölü yatırım yapmaz.

Yapılana şu veya bu şekilde karşı çıkmaktan vazgeçmek lazım. Toplum buna saygı duymuyor. En büyük hakem olan zaman da bunun tanığıdır.

Bu millet güzel hizmetleri hak ediyor. Bunu bu millete çok görmeyin.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.