HDP

Dr. Ömer ULUÇAY

22 Mayıs 2015 Cuma 06:00

MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMİNİN KONUSU/ANAHTARI:

HALKLARIN DEMOKRATİK PARTİSİ (HDP)

 

 

Bilindiği gibi 25.Dönem Milletvekili Genel Seçimleri 07 Haziran 2015 tarihinde yapılacaktır. Bu Seçim, Mecliste Parti Grubu bulunan AKP, CHP, MHP, HDP dışında başka Partiler de katılmaktadır. Her Parti kendi programını uygulamakta, yerel ve ulusal toplantılar, Mitingler tertiplemektedir. Bunlar her seçimde olağan işlerdir.

Ancak bir şey var, her parti ve özellikle iktidar Partisi AKP, 13 yıldır, alternatifsiz olarak iktidardadır, artık yorulmuştur, son dönemde ortaya çıkan rüşvet-yolsuzluk skandalları ile güven yitirmiştir, verilen “helal fetvaları” geçersiz kalmıştır.

17-25 Aralık 2014 olaylarına bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dâhil olması, işin boyutunu değiştirmiştir. Bu olayları takiben çıkarılan yasalar, mahkeme düzenlemeleri, emanete alınmış kutulardaki dolar ve para sayma makinelerinin, faiziyle iadesi, işi adli bir boyuttan siyasi ve hayati bir noktaya taşımıştır.

Bu düzensizliği/yolsuzluğu yapanlar, belli olduğu ve bunlar hakkında yasal işlemlerin tamamlanması gerektiği halde; süreç böyle işlememiş, bu olayı meydana çıkaran emniyet mensupları “paralel yapı” suçlamasıyla tutuklamışlardır. Böylece, yapılanlar normal bir süreçmiş gibi algılanmış ve fakat bu usulsüzlüğü açığa çıkaranlar suçlu bulunmuştur. Yani hırsız değil, onu yakalayan güvenlik güçleri suçlu bulunmuştur. İşler o kadar sarpa sarmış ki, “paralele yapı” Devletin “sır belgesi Kırmızı kitap”a da “tehdit” olarak girmiştir. Oysaki bu örgütlenme ile yıllarca birlikte çalışılmış, kadroları iktidara hizmet etmiş, onlara kadro ve tahsisler yapılmıştır ve birlikte ortak bir yönetim yürütmüşlerdir.

*

AKP’nin kurucusu, yegâne lideri Recep Tayip Erdoğan, alternatif bir muhalefet/iktidar gücünün bulunmayışı nedeniyle, Türkiye gündemini belirler, yasalar çıkarır oldu. Rejimin hantal yapısını düzeltmek için kararlar alınmasına, anayasa tasarımları ve teşebbüslerine rağmen, beklediği sonucu alamayınca “Yeni Türkiye” demeğe başladı. Cumhuriyeti kanun ve uygulamaları ile sistemi zorladı, kısmen değiştirdi ama yetmedi.

Anayasa değişiklikleri ve referandum ile Parlamentoda 367 oy ile seçilme garabeti aşılınca, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kanunlaştı.  

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, CHP+MHP ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlun’a karşı Recep Tayyip Erdoğan, ilk turda %52 oy alarak Cumhurbaşkanı seçildi. Alışıldığı gibi, Çankaya Köşkünde oturmadı ve “ayrı bir Cumhurbaşkanı” olacağını tekrarladı..

Ankara Beşevler Mahallesinde, AOÇ sahası içinde, imar işlemleri tamamlanmadan yapılmakta olan Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Beştepe) “kaçak yapı” durumuna düştü. Bu bir talihsizlik oldu: Mecliste bir “torba kanun” içinde gerekli düzenleme olabilirdi, ama basiret bağlandı veya önemsenmedi. Böylece Cumhurbaşkanlığı Sarayı; kaçak yapı, lüks ve ısraf, yoksuzluk konusu/örneği olarak siyaset gündemine oturdu.

Bu arada Erdoğan; yerine AKP Genel Başkanlığına, Başbakanlığa Ahmet Davutoğlu’nu getirdi. AKP Kongresi toplandı ve seçimle partinin yeni yönetimi belirlendi. Hükümetin teşkilinde bakan tercihinde bulundu.

*

Bu arada, Kürt Sorununun çözümü için bir protokol hazırlandı, ilan edildi. Erdoğan, Başkanlık Sistemi için AKP’ye 440 mebus istedi. Cumhurbaşkanı olarak önce Sarayda ve daha sonra Mitinglerde, AKP için oy istedi. Davutoğlu’ndan ayrı olarak kendisi de mitingler düzenlemektedir.

RT Erdoğan, alışılmış Cumhurbaşkanı gibi davranmıyor, dediği gibi yapıyor. Bir Parti Başkanı gibi; mitinglerde, beyanatlarda Muhalefet Başkanlarına saldırıyor, onlarla polemiklere giriyor. Bu gerçekten alışılmış tarafsız Cumhurbaşkanlığından ayrı bir şeydir. Buna ilaveten YSK (Yüksek Seçim Kurulu) ve Anayasa Mahkemesi (AYM)’ne yapılan şikâyetler de işlem görmemiştir.”Cumhurbaşkanı, vatana ihanet dışında bir suçla yargılanamaz”, öyle ise Erdoğan salvolarına devam edecektir.

*

RT Erdoğan, din ve inanç hürriyetini konu edinerek Alevilere çatmakta, Müslümanları Zerdüşti diye suçlamakta, Kuranı Kürsüde halka göstererek Müslüman Başkanı “tekfir” etmektedir.

Bu alışılmamış hareket, İslam tarihinde Muaviye’nin Hz. Ali’ye karşı yaptığı Sıffın Savaşında(652), Kuran sayfalarını mızraklara takmasını anımsattı ve şaşkınlık yarattı. Bilindiği gibi Muaviye, İslam Dinini resmileştirmiş ve Devlet Dini şekline getirerek, fikriyatını/uygulamasını, Hadisler ihdas ettirerek gerçekleştirmiştir.

Bizde de Diyanet İşleri Başkanlığı, bu son dönemlerde uygulama ve bütçesi nedeniyle güncel tartışma konusu olmuş ve Başkanın milyon liralık Mersedes “Makam Arabası”na binmesi infial uyandırmıştır. Buna karşın, Türkiye’ye gelen Papa binmek için basit bir araba istemiş ve ona binmişti.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye’de Resmi/Devlet İslam’ının kurucusu/uygulayanı ve kontrol edeni olup, masrafları devlet bütçesinden karşılanan devasa bir teşkilattır. Resmi Sünni/Hanefi inanca göre örgütlenmiş ve hizmet etmektedir.

Diyanet nezaretinde "dini kitap fuarları" açılmaktadır. Kürtçe dini eser yayınlayan, kitapları Kültür Bakanlığının İSBN ve Bandrol numaralarına sahip ve kayıtlı olduğu halde, NuBihar Yayınevinin (İstanbul) ücretli müteaddit katılım istekleri, Diyanet İşleri Bakanlığının yazılı cevapları ile red edilmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mitingde Kürtçe Kuran basıyoruz diye kitap göstermektedir. Bu kararlar tutarsızdır, inandırıcı değildir.

TÜYAP Fuarcılık, Türkiye'nin büyük ve merkezi şehirlerinde "Kitap Fuarı" açtığı halde, Diyarbakır'da ve Kürt Coğrafyasında açmaktan imtina edince bu yıl Diyarbakır Belediyesi himayesinde, Kürt yayıncıların katıldığı büyük bir sergi açılmıştır. Bundan böyle diğer alternatif merkezlerde fuarlar açılacaktır. Bunun yanında, festivallerde film sansürleri, beraberinde kopmayı ve kutuplaşmayı getirmektedir.

*

Devlet olarak Çözüm Süreci için Dolmabahçe Beyannamesi açıklanmıştı, heyetler ve görüşmeler devam ediyordu. HDP, doğuda ve batıda, Türkiye genelinde varlık gösterdikçe, söylemler sertleşti ve HDP’ ye karşı şiddet olayları görüldü. Partinin yöneticileri, gönüllüleri, seçim çalışmalarında saldırıya uğruyor. Adana ve Mersi İl Merkezlerinde, partililerin toplantı zamanında, her iki yerde eş zamanlı olarak “bomba”lar patlatıldı (18.Mayıs.2015 saat:10.00). Adana’da yaralananlar oldu. Türkiyede büyük infiale ve endişeye neden oldu. Ancak, HDP yöneticileri sakin ve temkinli davrandı.

Bu seçim AKP ile HDP arasında geçmektedir. HDP, seçim yasasında mevcut haksız %10 oy barajını aşmak ve AKP de Anayasayı değiştirecek çoğunluk (376) olmazsa, 230 Milletvekili istemektedir. HDP baraja takılırsa, HDP listesi yerine, enaz AKP’den 60, CHP’den 4 ve MHP’den 2 Milletvekili çıkacaktır. Bu da; AKP’nin Anayasa yapması/değiştirmesiyle Başkanlık Sistemini kurması, Başbakanlığın bir sekretarya şekline düşmesi, Recep Tayip Erdoğan’ın Devlet ve Hükümet Başkanı olması, TBMM çalışma düzeninin değişmesi, şahsa özgü/Türk usulü bir rejimin gerçekleşmesi demektir. Bu sistem içerisinde “Yeni Türkiye” inşa edilecektir.

*

İşte Cumhurbaşkanı ve AKP’nin bu hayal/programının karşısında yegâne engel HDPdir. Bu amaçla onun baraj altında kalması için Ağrı/Diyadinde, Van/Geverde asker katılımlı provokasyonlar yapılmaktadır.

HDP’ye yapılan bunca saldırılara rağmen, liderleri barış dilini ve çağrısını sürdürmektedirler. İstanbul, Urfa, Adana, Mersin, Adıyaman mitingleri beklenin çok üzerindeki kalabalıklarla yapılmakta, aşiretler HDP saflarında bütünleşmekte, Kürtlerin siyasi bilinci artmakta ve siyasetin havası HDP’den yana esmektedir. Giderek otoriterleşen, yolsuzluklara sahne olan AKP iktidarından kurtulmak ve özgürlük, barış ortamında birlikte yaşam için HDP umut olmaktadır.

Seçim Sandığı giderek ısınmaktadır. Suriye’de devam eden içsavaş nedeniyle Türkiye’nin jetleri havalanmakta ve Suriye üzerinde insansız hava aracı düşürülmektedir. AKP iktidarı, Arap Devletleri ile mezhep temelinde bir hareket oluşturulmaktadır. Bu hayal ile Suriye’ye TIR’lara silah gönderilmekte, insani yardım için bile sınır kapatılmakta ve Kobani’nin düşmesi umut ve ilan edilmekteydi. Ve Kürtler öldüler ama Kobani düşmedi. Üstelik Rojavadaki Kanton uygulaması bütün bir Ortadoğu halkları için örnek/çare olarak görüldü.

*

Seçim sathında her parti meşrep ve tercihleri doğrultusunda slogan ve yöntemlerle kendini tanıtmaya ve halktan destek almaya çalışmaktadır. Muhalefet arasında atışmalar olmakla birlikte aralarında AKP’nin iktidardan indirilmesi şeklinde bir ittifak vardır ve doğaldır. Hiçbir seçim, önceden bu kadar hilelere açık görülmemiştir. AKP yönetim ve denetimindeki seçimlerde, hilelerin yapıldığı ve mahkemelerdeki davaların daha karara bağlanmadığı da bilinmektedir. AKP, seçim hileleri bakımından potansiyel suçlu olarak algılanmaktadır. Bu nedenle muhalefet blok halinde, seçim sandığı güvenliğinin sağlanmasında ve sonuçların doğru işlenmesinde karar ve organizasyon sahibi olduğunu bildirmektedir. Provokasyonların iktidar cenahından geldiği iddia edilmektedir. Hilesiz, şaibesiz bir seçimin gerçekleşmesini, sonuçlara göre hayırlı bir idarenin oluşmasını diliyoruz.

Görüldüğü gibi, genel seçimlerin konusu ve anahtar partisi HDP’dir.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.