Arkadaşlarla oturduk sohbet ederken konu “aşk”a “meşk”’e geldi. “Aşk’ın tarifini yapabilen var mı?” diye ortaya soru atıldı. Sessizlikle geçen dakikalardan sonra AŞK anlatılmaz, yaşanması lazıma karar verildi.
Bazılarımız da kem küm etti. Aslında yaşamak istedikleri “aşk”ı bir başkasına anlatmaya çekindiler. “Aşk” sessizce düşünülmeye alışılmış namahrem konu olunca, yaşta kemale erince, sandıklara saklanıp üstüne asma kilit vurmak lazım olan bir konu olmuştu.
Oysa! aşk ne güzel’dir.
Ben anlatayım dedim gözler fal taşı gibi açıldı. “Yoksa âşık mısın,” dediler. OOOOO dedim bir tane olsa, bir sürü şeye aşığım. Bir insanın aşk yaşaması için illa karşısında karşı cinsten biri mi olması gerekliydi?
Ağlayan bir çocuğu mutlu etmek için dizlerinizin üzerinde gözlerine bakarak verdiğiniz “pamuklu şekerdir aşk.”
Attığı golü evde “aşk”’la anlatan erkek çocuğudur.
Bir şarkının, türkünün içindedir “aşk.” Seni alır, başka dünyalara götürür, farkına bile varmazsın kanatlanıp uçtuğunun.
Bir peçeteye kalp çizilerek yazılmış seni seviyorum kelimesinin utana sıkıla verilmesindedir “aşk.”
Benim aşklarıma gelince:
“Doğaya aşk ile bağlıyım.” Sabahları penceremi açıp mis gibi temiz havayı ciğerlerime çekip günaydın yeni günüm, yeni umudum, hoş geldin sefa getirdin diyerek güne başlamayı, çok erken saatlerde yürümeye, akşam yatmadan önce gecenin sessizliğinde sokak lambalarının yansıttığı ışık oyunlarını seyretmeye aşığım.
En güzeli yaşama ve hayata “aşk” ile bağlıyım.
Su&Ateş in tezatlığına aşığım.
Evime aşığım…
Emek vererek bir şeyler üretmeye aşığım.
Allah’ın bana verdiği iki temiz yürekli evladıma aşığım.
Yüce yaradanıma aşığım.
İşin özü emek verdiği her şeye aşk ile bağlıdır insanoğlu.
AŞK yaşam enerjisi, tutku, sevda, özlemde gizlidir.
Dipnot: Arkadaşlar ağzı açık dinlediJ)))