Kınamak yada kına yakmak!

Mahmut KORKMAZ

26 Mayıs 2015 Salı 11:37

HDP Adana, Mersin binalarına bomba konuldu. Başta cumhurbaşkanı, başbakan olmak üzere herkes kınadı. HDP ile yolları kesişmeyenler bile bunun demokratik sitem içinde yeri olmadığını açık ve net bir şekilde beyan ettiler.

Hal ve vaziyet böyle iken HDP'nin eş genel başkanı Selahattin Demirtaş bu olayın faturasını Ak Partiye kesmeye gayret etti. Meydanlarda utanmadan bu işi Ak Parti unsurlarının yaptığını  söylemeye getirdi.

Netice olarak olayın faili kamera kayıtlarından tespit edildi. Olayı yapanın DHKP-C militanı olduğu ortaya çıktı.

Buna karşılık HDP genel başkan yardımcısı Meral Danış Bektaş düzenlediği basın toplantısında "Biz bu işi DHKP-C'nin yaptığına inanmıyoruz. Onlar kendilerinin yapmadığını söylediler. Seçimlerde bizi destekleyeceklerini söylediler. Bize verdikleri destek için DHKP-C'ye teşekkür ederiz." dedi.

Hatta Selahattin Demirtaş olayı yapanı İŞİD'ci bile yaptı. Kardeşinin Kandil'de 'insanlık onuru' için bulunduğu kadar gerçekti(!) bu ifadesi.

Olayın geldiği yere bakın sevgili halkım.

Bir terörist barajın dibinde sürünen HDP'yi kurtarmak için bombalı destekte bulunuyor. Örgüt bunu doğal olarak kabul etmiyor. Açıklamada bulunuyor."HDP bizim canımız ciğerimiz. Biz onları seçimlerde destekliyoruz"  dedi.

DHKP-C denen terör örgütünün polis karakollarını bombalamak, askeri tesislere saldırmak, adliyeleri basmak suretiyle ortalığı kan gölüne çevirdiğini bilmeyen yoktur.

Bir siyasi partinin, hem ide demokratik olma, çiçek gözükme zamanlarında böyle bir örgüte teşekkür etmesini iyi değerlendirmek lazım.

Bütün stratejilerini Ak Partiyi zayıflatmaya adayanların bu 'teşekkür' faslı hiç dikkatini çekmedi. Yada çektiyse bile kulaklarının üstüne yatmayı tercih ettiler.

HDP'ye yapılan saldırıyı herkes kınarken, söz konusu Ak Parti seçim büroları ve adayları olunca manzara farklı olmaktadır.

Örneğin;

Ak Parti Adana milletvekili adayı Ramazan Demir Aladağ ilçesinde seçim çalışması yaparken  bıçaklı saldırıya uğradı. Üç yerinden yaralandı. Saldırganların arabalarında kesilmiş, yırtılmış, toplanmış  Ak Parti bayrakları bulundu.

Bu bireysel bir olay olsa bile siyasete ve siyasetçiye yapılmış bir saldırı olduğu için bütün siyasi partiler tarafından kınanması gerekirdi. Artı birde demokratik kitle örgütleri tarafından.

Olayı kınama noktasında ciddi bir ses duymadık.

Kınamayanların kına yakma durumunda olduklarını da söylemeye bilmem gerek var mı?

İktidarı sevmeyebilirsiniz. Yıkılması için can atabilirsiniz. Bunun için en ipe sapa gelmezlerle ittifak kurabilirsiniz. On üç yıldır girdiği her seçimden başarı ile çıkmasından aşağılık kompleksine kapılmış olabilirsiniz. Bunların hepsini anlarım ve hatta belli ölçüde toleransla karşılayabilirim.

Yalnız;

Bu işin bir sınır noktası var. Bu sınır noktası ise, seçimle gelenin seçimle gitmesi gerektiğine inanmaktır.

Şiddet kime yapılırsa yapılsın kınamaktır.

Ak Parti adaylarının kanı döküldüğünde yüreği yağ bağlayanlar boşuna sevinmesinler. Kına yakmasınlar. Bu millet şiddete meyledenleri asla sinesine sarmayacaktır.

Bunu seçim sonuçları gösterecektir.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.