GÜNDEM-21 nedir? (1)

Dr. Ömer ULUÇAY

06 Haziran 2015 Cumartesi 06:00

Gündem-21 geliyor 

Yerel Gündem-21 (YG-21), dünyada Birleşmiş Milletler Rio “Yeryüzü Zirvesi”nden (1992) sonra hızla uygulanmağa başlanmıştır. Türkiye’de ise, "BM İstanbul Habitat-II" Konferansı’ndan(1996) sonra ve BM-(UNDP) ile (IULA-EMME) "Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı"nın koordinasyonunda sürmektedir (1997). Yerel Gündem-21 Projesi, 2000’li yıllara ge¬lindiğinde, bir “proje” yaklaşımının ötesine geçip, uzun erimli bir “program”a dönüşmüştür.

Türkiye Yerel Gündem-21 Koordinatörlüğü, “Yerel Gündem-21 Elkitabı ” hazırlamıştır. Bu rehber, üç bölümden oluşmaktadır:

1.Bölüm: Gündem-21 başlıklı küresel eylem planı ile ilgili genel bilgiler verilmektedir.“Sürdürülebilirlik”  kavramının biçimlenmeye başladığı 20. yüzyılın son çeyreğinden günümüze kadar uzanan küresel zirveler ve bunların temel çıktıları olan bazı önemli belgeler tanıtılmaktadır.

2.Bölüm: Türkiye Yerel Gündem-21 Programı tanıtılmaktadır.

3.Bölüm: Yerel Gündem-21 sürecini yeni başlatan yerel ortaklara kılavuz olarak hazırlanmıştır.

Bu temel kaynaktan kısmen özetleme ve alıntılar, aktarmalar yapılacaktır:

"Sürdürülebilir kalkınma" kavramı

1992 Rio “Yeryüzü Zirvesi”nde Birleşmiş Milletler, 21. yüzyılın küresel hedefi olarak “Gün¬dem 21” başlıklı eylem planı benimsemiş ve “sürdürülebilir kalkınma” kavramı¬nı esas olarak almıştır

Dünya ölçeğinde, insanlığın karşı karşıya bu¬lunduğu çevre ve kalkınma sorunlarına ilgi duyması, 1969 yılında insanların ilk kez aya ayak basmasının, büyük rolü olmuştur.

1970’li yıllardan başlayarak, dünyamızın doğal dengesinin bo¬zulmakta olduğuna dikkat çekilmiştir.

Bilim ve teknolojide yaşanan bu hızlı gelişmele¬r, olumlu ve olumsuz etkilerde bulunmaktadır: Sanayileşmedeki dev adımlar refah ve özgürlükler yanında, doğa kirlenmesine, açlık ve yosulluğun artmasına da sebep oldu.   İnsan ömrü uzadı,   refah düzeyinin arttı,   eğitim yaygınlaştı, okur-yazarlık ora-nı yükseldi, yaşam koşulları iyileştirildi. Ancak, mevcut kalkınma-gelişme politikalarının yol açtığı olumsuzluklar, insanların geleceğini tehdit etmeğe başlamıştır.

Bu tarihten sonra dünyanın durumu BM tarafından masaya yatırılmış ve bir dizi plan-proje hazırlanarak bozulmanın önüne geçilmek istenmektedir.  İleri teknolojilere sahip, dünyayı aralarında bölüşmüş emperyal devletler, buna bir çare aramaktadırlar. Sömürüden ülkelere, halklara paylar vererek "sürdürülebilir kalkınma" söylemiyle, küresel olarak bunun uygulanmasını hedef almışlardır.         

Gelişmiş ülkeler; artık dünyayı dar ve başka gezegeni şimdilik işgal için mümkün görmemektedirler. Bu nedenle elde mevcut dünya koşullarını iyileştirmek ve hâkimiyetlerini sürdürmek istemektedirler. Bu amaçla dünya ölçeğinde sorunlar belirlenmekte ve çözüm önerileri aranmaktadır.

Bugünün koşullarında dünyanın resmi şöyledir: Dünya giderek kirlenmekte, doğal kaynakları hesapsızca tüketilmekte, çevresel ortam sürekli bozulmaktadır.   Çölleşme, ormansızlaşma, canlı türlerinde azalma, su ve toprak artarak kirlenmekte, atıklar, asit yağmurları, küresel ısınma, ozon tabaka-sının aşınması dikkat çekmektedir. Çevre sorunları, dünyadaki nüfus pat¬laması, giderek artan yoksulluk ve işsizlik, sağlıksız kentleşme, silahlanma yarışı, derinle¬şen uluslararası eşitsizlik gibi sorunlar dünya nizamını tehdit etmektedir.

Bu ve daha başka sorunların ele alınma zamanı gelmiştir.

İnsanlığın çıkış yolu, çevre ile kalkınma arasındaki yaşamsal köprünün güçlendirilme¬sine ve kalkınmanın “sürdürülebilir” olmasına bağlanarak, emperyal devletlerin hâkimiyetine dayalı bir sistem kurulmaktadır. Nüfuslarına ve coğrafyalarına göre sahip oldukları yüzde ile hükmettikleri alan ve nüfus çok orantısızdır.

Bu emperyal Gündem-21 Projesine karşı henüz alternatif bir program yoktur. Bu da sömürülen ülkelerin yetersizliğinin sonucudur. Bu nedenle Gündem-21 alternatifsiz kalmaktadır. Bu açıdan İranın direnişi dikkat çekmekte ve sonuç beklenmektedir. Ama öyle görünüyor ki, İrana da bazı tavizler verilecek ve sisteme dâhil edilecektir. Yoksa bir çatışmayla İran coğrafyasına operasyonlar uygulanacak ve bununla kayıplar çok ve fakat sonuç belirsiz olacaktır. AB+ABD siyasetinde ve operasyon Bölgelerinde Türkiye'nin rolü belirlenmiştir ve hükmedenlere yardımcı olmak ve bununla belki bütünlüğünü sağlamaktan ibarettir.

BM "İnsan Çevresi" Konferansı: İsveç’in Stockholm kentinde yapılan “Birleşmiş Mil¬letler İnsan Çevresi Konferansında”(1972) “Sürdürülebilir kalkınma” kavramı ifade edilmiştir. Bu Konferansın temel çıktısı "Stockholm Bildirgesi"dir.

Bu bildirgede “sürdürülebilir kal¬kınma”nın unsurları şöylece belirtilmiştir: Çevrenin ta¬şıma kapasitesi ve kaynak kul¬lanımında kuşaklar-arası hakkaniyet; ekonomik, sosyal gelişme,   kalkınmanın çevre ile olan ilişkisi ve katılımın sağlanması gözetilmelidir.

"Ortak Geleceğimiz"

Stockholm Konferansından(1972) sonrasındaki gelişmeler ve 1976 yılın¬da Kanada’nın Vancouver kentinde yapılan BM Habitat (I) Konferansı gösterdi ki Gündem-21 Projesinin uygulanması için, Merkezi Hükümetlerle yapılan işbirliği yeterli olmamaktadır. Bu nedenle, Yerel Yönetimlerin de dahil edilmesine karar verilmiştir: "Uluslararası topluluk, çözümü yerel yönetimlere ve hükümet-dışı kuruluşlara yönelmekte bulmuştur. Bu yeni açılım, yerel yönetimleri ve sivil toplum ku¬ruluşlarını uluslararası düzeyde vazgeçilmez “ortaklar” olarak kabul edilmesini sağlamıştır".

BM Genel Kurulu; bu yöndeki gelişmeleri görmek, izlemek, sorunları çözmek ve strateji geliştirmek amacıyla, BM Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu'nu oluşturdu(1983).

Bu Komisyon, 1987 yılında “Ortak Geleceğimiz” başlıklı ünlü bir rapor yayımlanmıştır. Komisyon’a başkanlık eden Gro Harlem Brundtland’ın, aynı dönemde Norveç Başba¬kanı olması nedeniyle, “Brundtland Raporu” olarak adlandırılmıştır.   Bu rapor, “sürdürülebilir kal¬kınma” kavramına zengin bir içerik kazan¬dırmakta, küresel eylem planı hazırlamaktadır. 

Çevre ve kalkınma konularının aynı potada eritilmesi konusunda yeni bir bakış açısı geti¬ren “Ortak Geleceğimiz” raporu, dünyada giderek ağırlık kazanmaya başlayan “katılım” konusunda, bekleneni vermemiştir.

Raporda, ye¬rel yönetimlere biçilen rol, merkezi yönetim politikalarının mahallinde daha etkin bir bi-çimde uygulanmasını sağlamak ile sınırlı kal¬maktadır.   “Vatandaş katılımı” önemli bir yenilik olarak rapora girmiştir. Henüz bir “ortak” ola¬rak pek ciddiye alınmayan sivil toplum kuru¬luşlarından,  yerel kaynakların bir kıs¬mının “halk gruplarına” aktarılmasına “aracı¬lık” etmeleri beklenmektedir.

Sürdürülebilir kalkınma; "temel çevresel, sosyal ve ekonomik hizmetlerin (ekolojik ve toplum merkezli sistemlerin varlığını tehdit etmeden), herkese sunulabildiği kalkınma" olarak tanımlanmaktadır". 

BM Rio "Dünya Zirvesi"

Dünya ölçeğinde büyük yankıları olan “Ortak Geleceğimiz” Raporu’na destek veren, yaklaşık 50 kadar ülke, Rapor’da yer alan önerilerin yaşama ge¬çirilmesini sağlayacak küresel bir taahhüt bel¬gesi ve eylem planı hazırlanması amacıyla, bir Birleşmiş Milletler zirvesi düzenlen¬mesi için ortak girişimde bulundular.    Böylece BM, 1989 yılında, bir “Çevre ve Kalkınma Konferansı"nın (Stockholm Konferansı’ndan tam 20 yıl sonra), Haziran 1992’de düzenlenmesi kararlaştırdı.   

Bazı ülkeler heyetlerin oluşturulmasında Merkezi Yönetimlerin etkisinde kaldı,resmi heyetler oluşturmuşlardı.Buna karşın sayıları az da olsa bazı devletler, toplumun farklı kesimlerinden temsilciler almışlardı ve böylece katılımcı komisyonlar oluşturmuşlardı.Bunlar öncü ve sonuca etkili oldular.

Konferans öncesinde, BM tarafından düzen¬lenen hazırlık toplantılarında, Konferans’ın temel çıktısı olacak “Gündem-21” başlıklı küresel eylem planının içeriği oluştu¬rulurken önemli tartışmalar oldu. Bugünkü gelişmişlik düzeylerine erişebilmek için, gelişmiş ülkelerin, doğal kaynaklarını hesapsızca kullandığı ve günümüzdeki çevre sorun¬larının oluşmasına yol açtıkları bildirilmiştir. Öte yandan, gelişmekte olan, hızlı bir kentleşme sürecinin ağırlığı altında ezilen ve gelişmek için doğal kaynaklarını hızla tüketen ülkelerin varlığına dikkat çekilmiştir. Bu noktada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında “sürdürülebilir kalkınma” konusun¬da şiddetli tartışmalar olmuştur.

 “Sürdürülebilir kalkınma” ilkesinin yaşama geçirilmesinin ancak “yerin¬den” çözümlerle mümkün olacağı konusunda görüş birliğine varılmıştır. Çevreyi korumak, doğrudan katılım ve demokratikleşme, kentsel hakları savunmak gerektiği bildirilmiştir. Küresel eylem planında olacak şekilde, demokratik uygu-lamaların, çoğulcu ve katılımcı politikaların yerel yönetimlerde gerçekleşeceği, 2000’li yıllara bu anlayışla hazırlanmanın gerektiği vurgulanmıştır. 

“Yeryüzü Zirvesi” olarak adlandırılan "BM Çevre ve Kalkınma Konferansı (UNCED)", Haziran 1992’de Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde gerçekleştirilmiştir. 179 ülkenin Devlet ve Hükümet Başkanları ile birlikte, binlerce resmi temsilcinin ve 35,000’in üzerinde sivil toplum kuruluşu tem¬silcisinin katılımıyla Rio Zirvesi, Birleşmiş Milletler’in en yüksek katılımlı toplantısı olmuştur. 

Rio Konferansı’nda, uluslararası beş belge kabul edilmiştir.

1.         “Gündem-21” küresel eylem planı olarak, Konferans’ın temel çıktısıdır.

2.         Biyolojik Çeşitlilik Sözleş¬mesi

3.         İklimsel Değişiklikler Çerçeve Söz¬leşmesi

4.         Ormanların Sürdürülebilir Yönetimi Konu¬sundaki İlkeler Bildirimi

5.         Çevre ve Gelişme Üzerine Rio Bildirgesi

 

 1 Sadun Emrealp(YG-21 Programı Ulusal Koordinatörü) : Yerel Gündem 21 Uygulamalarına Yönelik ‎Kolaylaştırıcı Bilgiler ‎Elkitabı,‎ IULA-EMME (UCLG-MEWA) Yayını,2005, 2. Baskı, Birmat Mat. İstanbul,‎ e-mail: iula-emme@la21turkey.net internet: http//iula-‎emme.org

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.