21. yüzyılın ilk küresel konferansı olan "BM Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi", 26 Ağustos-4 Eylül 2002 tarihleri arasında Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde düzenlenmiştir. “Sürdürülebilir kalkınma” Zirvesinde, kendisinden 10 yıl önce düzenlenen 1992 Rio Zirvesinin Gündem-21 uygulamalarının değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Zirve “Rio+10” olarak da anılmaktadır.
Johannesburg Zirvesi’nde, Rio’nun ana çıktısı olan Gündem-21’in sorgulanması yerine; “sürdürülebilir kalkınma” taahhütlerinin yenilenmesi ve işlevli uygulama için, bir "eylem planı" hedeflenmiştir.
Zirve’nin iki temel çıktısı olarak, “Uygulama Planı” ile “Johannesburg Sürdürülebilir Kalkınma Bildirgesi” benimsenmiştir.“Uygulama Planı”, Rio’da kabul edilen temel konuların yaşama geçirilmesini kolaylaştıracak bir çerçeve sunmaktadır. Zirve’ye katılan tüm hükümetlerin imzaladığı Uygulama Planı, yoksulluğun azaltılması, tüketim, doğal kaynaklar, sağlık, uygulama araçları ve kurumsal çerçeve gibi konuları kapsamaktadır.
“Johannesburg Sürdürülebilir Kalkınma Bildirgesi”nde, Rio’dan Johannesburg’a uzanan süreç özetlendikten sonra, karşılaşılan sıkıntılara ve darboğazlara dikkat çekilmektedir. Küresel taahhüt yinelenmekte, ortaklıkların önemi dile getirilmekte ve uygulamanın güçlendirilmesi vurgulanmaktadır.
"Sürdürülebilir Kalkınma"nın; Ekonomi+Çevre+Toplum olarak üç ana unsuru vardır. Bunların ortak kesişme noktası ne kadar fazla ise başırı da o kadar büyüktür[1].
GÜNDEM-21’İN BÖLÜM (40) BAŞLIKLARI[2]
Kısım I: Sosyal Ve Ekonomik Boyutlar
Kısım II: Kalkınma İçin Kaynakların Korunması Ve Yönetimi
Kısım III: Temel Grupların Rollerinin Geliştirilmesi
Kısım IV: Uygulama Araçları
*
Günümüzde geldiğimiz noktada insanlık; dünya kaynakların hesapsızca tüketilmesi, yok edilmesi sorunu ile karşılaştı. Şu konular insanlığın yol sapağında olduğunu göstermektedir:1- İnsanların doğa üzerindeki egemenliği ve kaynak israfı doğanın dönüştüremeyeceği boyutlara ulaşmıştır. 2- Zenginlik vaadi dünyanın birçok bölgesinde tam bir hayal kırıklığı yaratacak şekilde başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 3- Açlık ve yoksulluktan insanlar kıtasal boyutlarda etkilenmeye başlamıştır. 4-Ekolojik kirlilik ve çevre felaketleri kendini hissettirmiştir.[3]
Emre Bağce[4], Sanayileşme, kalkınma ve bilimsel gelişmenin tarihsel gelişimine dikkat çekerek, önemli tesbit ve anımsatmalarda bulunmaktadır.
"Copernicus’un, Galilei’nin ve Newton’un bilimsel keşifleriyle Bacon ve Descartes gibi dünyayı rasyonel temelde anlamlandırmaya çaba gösteren düşünürlerin yöntem tartışmaları birbirine eşlik etmiştir.. Bu haliyle baktığımızda, sanayi devrimi ne yalnızca bilimsel ne de yalnızca teknolojik bir devrimdir. Sanayi devrimi aynı zamanda tarım toplumunun sanayi toplumuna dönüşümünü gerektiren ve çok ciddi toplumsal-kültürel etkileri olan iktisadi bir devrimdir. Milyonlarca insan sanayi devrimiyle kentlere akın etmiştir; günümüze değin bu süreçte kentler hem büyük vaatlerin hem de geniş ölçekli çatışmaların, yoksullukların ve toplumsal sorunların mekânları olmuştur.
"Sanayi devrimi öte yandan radikal siyasal değişimlere ve dönüşümlere yol açmıştır. Bunun en bilineni Fransa’da meydana gelen devrimdir. Yalnızca bir noktayı hatırlatmak gerekir: Nasıl ki sanayi devrimi sadece teknolojik bir devrim değilse, Fransız devrimi de görünürde siyasal bir devrim olmasına karşın, aynı zamanda iktisadi ve toplumsal bir devrimdir. Fransız devrimi görünürde siyasaldır, halkla kral, soylular ve ruhban sınıfı arasındaki bir hesaplaşma gibi gözükse de, aslında hâkim toplumsal ve iktisadi grupların beklentilerini karşılayamayan ve geri kalmış bir yönetimin iktisadi taleplerle uyumlu hâle getirilmesi ve yeni iktisadi koşullara uygun bir yönetimin kurulması amacını gütmüş ve bunu büyük ölçüde de başarmıştır. Öyleyse, birincil derecede siyasal nitelikte gözükse de, sanayi devriminden etkilenmiş ve iktisadi boyutu da ağır basan bir devrim olmuştur".
"Umulur ki, Gündem-21 ve Yerel Gündem-21 aracılığıyla sürdürülebilir kalkınma işlerlik kazanır, aksi takdirde Kızılderili Şef Seattle’ın aşağıdaki kehaneti yakın zamanda gerçekleşecek gibi gözüküyor:
“Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir. Beyaz adamın kurduğu kentlerde, bir çiçeğin taç yapraklarının açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulamaz. Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak!”
[1] Dr. Ecehan Ozmehmet: Dünyada Ve Türkiye Sürdürülebilir Kalkınma Yaklaşımları, ecehan.ozmehmet@yasar.edu.tr
[2] http://kemalkaratas.tr.gg/G-Ue-NDEM-21-.htm
[3] Emre Bağce:Sürdürülebilir Kalkınma Ve Gündem, http://www.siyasaliletisim.org/dr-bahadr-kaleaas/doc-dr-emre-bace/427-suerdueruelebilir-kalknma-ve-guendem-21.html
[4] a.g.k.