Richard Bach, 1970’li yıllarda “Martı” adında, masal tadında kısa bir öykü/roman yazdı. Kısa zamanda birçok dile çevrildi ve çok okundu, rekorlar kırdı. Böylece vapurların ve gemilerin atıklarını kovalayan Martı edebiyatta önemli bir obje oldu.
Richard Bach’ın kitabını ailece okur ve tartışırdık, fotoğrafları iki çocuğumuza anlatırdık. Eşim, Edebiyat-Psikoloji okumuştu. Ben de bunların yabancısı değildim. Birimiz anlatır hepimiz dinlerdik. Çocuklar yemeğini yiyip dinlendikten sonra toplaşırdık ve çocuklar “hadi anne/ baba martılar uçuyor” derlerdi. Okurduk ve bir o kadar da ilave ederdik. Biz Ankara’daydık, martı yoktu ama çocuklar nerdeyse Richard Bach’ın Martısını takliden koltuklardan uçacaklardı.
İstanbul’a ailecek gidişimizde, Kadıköy’de Martıları görünce, hep birlikte “bizim martılar” diye bağırmıştık. 2013 senesinde İstanbul/Fenerde çalıştığım sağlık kuruluşunda, iri bir martı karşı çatıya konar ve bana bakardı. Ben de onu incelerdim. Sonra alıştık, ses verir ve geldiğini haber verirdi. Bir gün pencerenin önüne bir balık koydum, martı gördü ve benim gitmemi bekledi. Ben pencereden ayrıldım, tedirgin oldu, hamle yaptı ve pencerenin çıkıntısını tutarak balığı aldı ve uçtu.
Pavlovun et-köpek-zil deneyini bilirdim ve onu uyguladım. Böylece martı artık benim odamın pencere çıkıntısına tüner gelişimi bekler ve beni görünce camı gagalardı. Ben de gıda artıkları, balıklar verirdim. Çok geçmedi, eşini ve yavrularını da getirdi. Bakışırdık ve onlar beslenirdi. Eğer başka birisi camın önündeyse gelmezlerdi. Arkadaşlar onlara “doktorun martıları” diyorlar ve aşçı gıda temininde bana yardımcı oluyordu. Bir süre böylece devam etti. Sonra gelmez oldular. Hala beklerim onları…
Richard Bach’ın Martısı, bir semboldür, tasavvufi bie eğitim önemini, basamaklarını ve sonunu açıklar. Bunu ayrıca konuşalım.
Burada biraz Martı Kuşundan söz edelim:
*
Martı ve topluluğu
Martılar[1], büyük kuşlardır, genellikle gri veya beyaz renkte çoğunlukla başlarında siyah işaretler bulunur, Martıgiller familyasıdır. Kanat desenlerinin yanı sıra bacak ve gaga renklerine bakılarak tür ayrımı yapılabilir.
Martıgiller familyasından olan Martı, çöllerde ve kutuplarda yaşamaz. Buna karşın denizi olan her yerde yaşar. Yaklaşık 35 cm boyunda, sivri ve uzun kanatlıdır. Yüzme ve uçma yeteneği gelişmiştir, ayakları perdelidir, türleri fazladır.
Birçok türleri vardır: Gümüşsel martı, cüce martı, karabacaklı martı, karabaş martı, kara sırtlı mart, gülen martı, kırlangıçkuyruklu, kara kuyruklu martı, Birlikte uçan martılar, genellikle toplu halde yaşarlar.
Kafa bölgesindeki tüyler kışın beyazlaşır, yazın koyulaşır. Tüyleri; beyaz, siyah ya da kül rengindedir. Kanatları büyük olduğu için iyi uçar. Suyun içine dalma özellikleri yoktur. denizin üzerinde yüzerek, dinlenirler. Gaga, orta bölüme kadar düz inerken, uç kısma doğru kanca şeklini alır. Kuyrukları genellikle çatallı, ön parmakları perdelidir.
Büyük türlerde yavrular dört yılda erişkin bir kuş olurken bu süre küçük martılarda iki yıl kadardır.
Ağırlıkları, türe bağlı olarak, 150 gr ile 1,5 kg arasında değişir. Küçük türlerin boyu 35 cm, büyük olanların ise 70 cm civarındadır. Yumurtalar 28-30 gün arasında çatlar ve yavrular dünyaya gelir.
Martılar, özellikle daha büyük türler becerikli üst düzeyde zeki kuşlardır. İletişim ve yüksek ölçüde gelişmiş sosyal bir yapının karmaşık metotlarını sergilerler.
Martılar bütün faaliyetlerinde toplumcudur. Hep birlikte avlanır, dinlenir, leş arar ve kavga ederler. Çoğu birlikte yuva yapmayı tercih eder. Bazen geniş koloniler kurarlar.
Martılar gürültücü kuşlardır. Özellikle üreme dönemlerinde şehirlerde apartman çatıları ve benzeri yerlerde yuva kurabilirler,
Denizin yüzeyinden ve kıyılarından beslenirler. Böcekler, leşler, yumuşakçalar ve çöplükteki artık yiyeceklerle beslenirler. Sesleri pek güzel değildir ama yapılarıyla dikkat çekerler. Sosyal bir yapıya sahiptirler, insanlarla iç içe yaşarlar. Ortalama ömür 25 yıldır.
Toplu olarak yaşayan kuşlar, yuva yapmak için bataklık kıyılarını, evlerin çatılarını, göl ve deniz kenarlarını tercih eder. Çiftleştikleri zaman birbirinin ağzını dişlerler. Dişiler 2-3 adet yumurta yaparak, 3-4 hafta kuluçkada yatar. Kuluçkayı erkek ve dişi nöbetleşe olarak yapar. Yumurtalar kahverengi veya siyah beneklidir. Yavrular ilk çıktığında esmer olarak doğar.
Yavruları ve yuvayı korumakta erkek ve dişi birlikte hareket eder. Yavrular, anne ve babasının gagasına vurarak açlığını anlatır, 4-6 haftalık olunca yuvadan uçarlar.
Türkiye'de bulunan martı türleri
*
“Martıların Günlüğü”
Güzel insan, iyi dost Şükrü Çakır,[2] “Martıların Günlüğü” [3] adındaki kitabını imzalayarak bana verdi, çok memnun oldum. Martı anılarım tazelendi, eve dönünce hemen kitabı okudum. Yazarı eserlerinden tanımak için bir araştırma da yaptım ve bazı kaynaklara ulaştım.[4]
Güzel bir kapak ve baskı ile rahat okunan bir kitap Martıların Günlüğü. Yazar bazı ayrıntıları kayda geçmiş. Bir anı ve gözlem kitabı, bu haliyle martı karakteri bakımından izlenimlerini aktarıyor.
Ş.Çakır, İzmit'te Körfezde oturduğu evin penceresinden/balkonundan, karşı çatılara konan martıların davranışını izlemiş. Ramazan ayında eşi memleketi Antalya’da yaylaya gitmiş ve kendisi, oğlu Salih’le birlikte evdedir. Salih, Üniversite sınav sonuçlarına göre okul seçmektedir. Dini bütün bir insan olarak yazar, oruç tutmakta ve sahura kalkmakta, gündüz görevine gitmekte, öğlen paydosunda ve mesai bitiminde eve gelmekte ve adeta bir rasathane sorumlusu gibi, havayı ve martıları izleyip gördüklerini not etmektedir. Bu kitap, (29 Temmuz 2012- 07Ağustos 2012) 11 günlük bir süreyi (aslında 10 gündür, 5 Ağustos sabah-akşam iki gün olarak kayıt düşülmüş) kapsamaktadır.
Martıların Günlüğü kitabında, yazarın üslubu sadedir, betimlemeler ve anlatım yer yer şairanedir. Martı davranışlarını yorumlarken, “deneme” türüne dönüşmektedir. Bir anlatının, birçok öğeyi ve üslubu barındırması doğaldır, renk ve sestir, biteviyelikten kurtarır, okuyanı ortak kılar. Bu üslup zamanla ve gayretle oluşur. Konuşunca dinleyeni ve okuyanı yormaz. Şükrü Çakır, bunu örneklemektedir.
Yazar; sahur vaktinde, günortasında, akşam vakti martıları, uçuşu, duruşu, ötüşleri armağan verilen tereki izlemekte ve bir rapor, bir zoolog gibi kayıt düşmektedir. Toplu halde yaşayan martı ailesini tanımakta, dost olduğu martılar onu selamlamakta, hasta olanlar ondan yardım istemektedir. “Gak, gak” seslerini, “kalk kalk” olarak algılamakta ve sahurunu hazırlamaktadır. Akşam vakti grup uçuşup, Balkonda onlara el sallayan Şükrü Çakırı görünce, martılar da ona selam verip uçmaktadır. Yazar duygulanmış şiir söylemekte ve bunu işiten oğul Salih, telaşla babanın yanına gelmektedir: “Baba sen martılarla konuşuyorsun, iyimisin?” diye sormaktadır. Yazar cevaplıyor; “oğlum, bunlar benim dostlarım, sen yabancısın. Senden kaçtılar” demektedir. Oğul odasında, bilgisayarında martıları aramakta ve çaktırmadan babasını izlemektedir. Baba oğul birlikte Antalya'ya gitmişlerdir. Yazar, yine martılarla buluşmak arzusundadır.
Yazar, Antalya'da değil de ilk defa İstanbul'da martıyı görmüş ve onlara bir şiir yazmıştır.
Bir martı uçar yıldızlara yıldızlara
Yeryüzüne küsmüş gibi
Gitme martım gitme uzaklara
-Bazen bir yarayı kapatır
Başka bir yara
-Saçlarımı maviye boyadım
Martılarla uçabilmek için
Şahince gökleri yarmak istiyorum.
Şükrü Çakır, Martı Günlüğünü yazdığı zaman, Richard Bach’ın Martı”sını okumamıştır. Yazar Martıları vesile edip anılarını aktarmaktadır. Bu şekliyle kitap “Martılı Günlükler”dir.
Okunacak bir kitap. Yazarın başka eserlerini de okumak umudu ve şükranıyla…

[1] http://www.kuslar.gen.tr/marti.html, 06.12.2013
Vikipedi, özgür ansiklopedi
[2] Şükrü Çakır: (1954), Antalya/ Korkuteli/Avdan köyünde doğdu. Antalya Aksu Erkek Yatılı İlk öğretmen Okulu bitirdi(1974), Adıyaman’da öğretmenlik yaptı. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat-Maliye bölümünden mezun oldu (1975-1980). Ülkenin farklı bölgelerinde Kaymakamlık ve Vali Yardımcılığı (şimdi-Adana'da)görevlerinde bulundu.
Şiir, deneme, anı yazmakta, kültürel örgütlenme ve etkinliklerde bulunmakta, konferanslar vermektedir. Şiir ve yazıları, T. İdareciler Dergisi, Kümbet ve Sessiz Kalemler gibi dergilerde yayınlanmıştır.
Eserleri:1) Kendini anlatabilmek-Şiir,2008. 2) Altı Şair Üstü Şiir- 2 cilt,2011-2013. 3) Kocaeli Şairler Antolojisi,2013. 4) Koşan Adam Destanı, 2.baskı,2014.
[3] Şükrü Çakır: Martıların Günlüğü, Deva Yayını, 2015, İstanbul, Elitez Mat,2015,80 s.
[4] 1-Şükrü Çakır: Küçük Hacimli Büyük Konulu Bir Roman: “Gönül Gözlü Yar”
http://www.kocaeliaydinlarocagi.org.tr/Yazi.aspx?ID=2691, 22 Temmuz 2011
2-Şükrü Çakır: Nuri Bey’in Ayva Tatlısı (Evlilik Üzerine Bir Felsefe Denemesi), http://www.kocaeliaydinlarocagi.org.tr/Yazi.aspx?ID=3184
3 -Şükrü Çakır, Adana Çukurova Üniversitesi Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi’nde "Okuma Alışkanlığı ve Kişilik Gelişimi” konulu bir konferans verdi. 24 Ocak 2015
4-Mahmut Özkoca: Şükrü Çakır Ve Şiiri,
http://hatayhaberim.com/yazar.asp?yaziID=1907
5-Mahmut Özkoca: Altı şair üstü Şiir, http://hatayhaberim.com/yazar.asp?yaziID=2255,03.06.2015