Artık seninle olmaz ama sensiz de hiç olmaz!

Talat Özyürek

15 Haziran 2015 Pazartesi 09:13

30 Mart yerel seçimlerinde % 49, Ağustos 2014 referandumunda  % 52 almış bir parti lideri dolayısıyla da Ak Parti, bugün eğer %41 alıyorsa herkesin ama herkesin şapkasını önüne koyup derin derin mülahazalara ve tefekkürlere dalma vakti gelmiş demektir…

7 Haziran 2015 seçim sonuçları Ak Parti’yi 1.Parti yapmıştır. Bu böyle birincilik ki 1 ve 2 rakamının arasında başka rakam olmadığı için CHP 2. Parti olmuştur…

Hala 2. Ve 3. Partinin aldığı oy oranı Ak Parti’nin aldığı toplam oy oranı kadardır. Tüm bu gerçeklere rağmen şeksiz şüphesiz Ak Parti’nin seçimi kaybettiği kanaati neden oluşmuştur? Elbette istikrar abidesi bir geçmişi olduğu için…

Lakin bu geçmiş, 7 Hazirandaki birinciliğini başarısız kılıyor.

 7 Haziran seçimlerindeki paradigma değişimi

 Zaferden emin söylem

 Cumhurbaşkanımızın sahaya inmesi

 Gökçek Arınç tartışması

Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanımızı twitterdan takip etmeyi bırakmasının altında ki mesaj

 Ak Parti’nin kuvvetli devlet görünümü

 Başbakanın iktidar olmazsam istifa ederim söylemi

 Ak Parti’ye yakın basın mensuplarının haddi aşan zafersel söylemleri

Gerek Cumhurbaşkanı gerek Başbakan gerekse de bakan ve tüm teşkilatın koalisyon söylemleri

Hakan fidan krizi

Başbakan’ın dışişleri bakanlığı döneminde ki pensilvanya ziyareti ayyukası ve arkasına Abdullah Gül’ün Sn. Başbakanı yalanlaması

Kemal kılıçdaroğlu’nun Aleviliğini, Devlet Bahçeli’nin çocuk sahibi olmamasının istihza konusu haline getirilmesi

4 Bakanın yargılanmaması

Gezi olaylarında %50 zor zapt ediyorum diyerek, toplumun diğer %50 sinin ötekileştirilmesi

Cumhurbaşkanlığı konutunun giderlerinin halk nezdinde ki menfi karşılığı

Son 10 yıllık iktidar döneminde dağdan gelin ovada siyaset yapın dediğimiz HDP’yi son 3 ay içerisinde dağa geri göndermek için top yekün hareket edilip, Kürt seçmeni Kürtçe Kuran meali ile manipüle etme çabası. Çözüm sürecinin kons

olide edilmemesi

Ak Parti’deki hiyerarşide ki en üstten en alt kademeye kadar tüm herkesin kartopu halinde ki HDP’yi Türk sosyolojisinde ki bilinirlik kavramını iyi okuyamayarak sürekli gündemde tutarak çığ gibi büyütülmesi

 Hem 7 Haziran sonucunu açıklamış hem de 1. Parti olmayı anlamsızlaştırmıştır…

Muhakkak ki meselenin teolojik boyutu da vardır 2002 yılında %10 barajı nedeniyle baraja takılan partilerin oylarını alan ak parti %34 ile meclisin %65 alıp iktidar serüveninin başlamasına %10 neden olmuştu. Haksız adaletsiz uygulama olan %10 barajı 13 yıllık iktidar döneminde değiştirilmedi yahut değiştirilemedi. Gün ola harman ola kader adaleti ile tecelli etti…

HDP’nin %10 barajını altında kalması riski tüm Güneydoğunun, HDP’nin tüm Türkiye’de var olmasına ve nihayetinde Ak Parti’nin tek başına iktidardan gitmesine neden olmuştur.

Siyaset bilimci olmaya lüzum yok %10 barajı olmasaydı HDP’nin alacağı oy %6-8 bandında olup Ak Parti’nin tek başına iktidarı devam edecekti. Lakin adaleti geciktirmenin bedeli bu olsa gerek.

Kesinlikle artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak… İstikrar sopasıyla terbiye yöntemi artık bitmiştir. Gördük ki istikrara önem veren bu millet, adalete, kurumların asli işleyişine, teamüllere devlet geleneklerinin gerekliliğine de önem veren bir halk olduğunu da gösterdi. 

Dostları üzmemek adına meseleyi çok müşahhaslaştırmak istemiyorum ama Ak Parti’nin kurucusu ilk Başbakanı ve ilk Cumhurbaşkanı olan sn. Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde Ak Parti girdiği her seçimde oy patlaması yaptı. O dönemlerde Ak Parti’nin düşmanları dahi Abdullah Gül’ün Ak Partili olmasını söylenti seviyesinde dahi mesele yapmadılar. O günlerde Abdullah Gül beyin tarafsızlığı ve tebessümü Ak Parti’ye oy olarak tahvil edildi. Allah aşkına soruyorum? Abdullah Bey’in ismi seçim dönemlerinde bir saniye dahi seçim malzemesi ve tartışması olmuş mudur?

Yahu birde bu köşe yazarları nereden türedi? Sn. Cumhurbaşkanı’nın iltifatına mazhar olmak için sabah, akşam mütemadiyen Ak Parti adına sağa, sola küfredip hatta politikalarına uymayan Ak Parti içerisinde bulunan değerli insanlara hakaretamiz laflar eden bu nevzuhur tipler nereden çıktı? Hatırlıyorum bir tanesi Ali Babacan’a paralelci diyor, utanmazın birisi hepimizin saygı gösterdiği Meral Akşener Hanımefendinin kasedi olduğunu iddia ediyordu. Bunların Ak Parti’ye hiçbir zaman katkıları olmadığı gibi her daim zararları olmuştur. Tek dertleri kariyer planlamasıdır bu tiplerin.

Ak Parti bu ülkenin çok büyük kazanımlar elde etmesini sağladı. Yeniden bu ülkeyi toparlamak, gerilim ortamını bitirmek, kamplaşmaya son vermek Ak Parti’nin becerisi dâhilindedir.

Türkiye yeniden liderlerin medenice TV ekranlarında tartıştığı hoş görü iklimine defaatle dönmelidir…

Türk siyasi sistemi bırakın emanetçiliği, emanetçi ihtimalini ve görünümünü hazzetmez. Bir an evvel kurumlar ve kişiler yerli yerine oturmalı…

 Sn Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu karikatüristlere, köşe yazarlarının istihza yorumlarına malzeme etmemek lazım.

Liderlik devredilemez, ortaklık kabul etmez artık bunu böyle bilelim…

                                                                                                Sevgi Saygı Dua İle…

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.