Suriye’de IŞİD-Kürt Savaşı
Siyaset ve Bölge çok sıcak ve olaylar hızlıdır, saat içinde eskimekte ve değişmektedir.
IŞİD, Kilisin karşısındaki Azez kasabasında çatışıyor. Nisan 2014’ten bu yana Halep’in kuzey kırsalında büyük bir alanı eline geçiren IŞİD, Bab ilçesini merkez üs olarak kullanıyor. IŞİD’in yayın organları, hedeflerinin önce Azez, ardından PKK’nın Suriye kolu PYD tarafından özerk kanton ilan edilen Afrin bölgesi olduğunu duyurdu.
Halep’in kuzey kısımlarında IŞİD ile ÖSO arasında bir aydan beri çatışmalar devam etmektedir. Kobani’den ayrıldıktan sonra IŞİD, öcalmak ve istikrarı önlemek amacıyla intihar saldırısı yaptı ve 200 kişilik bir katliamdan hemen sonra, Fırat’ın Batı tarafında, ÖSO elinde bulunan Azez’e saldırdı.
IŞİD’in hedefi, ÖSO’nun elindeki Azez kentini, daha sonra da, Batısında olan ve (PYD)’nin kontrolünde bulunan Afrin (Kürt) kentini ele geçirmektir. Çatışmalar Azez kentinde devam etmekte, dumandan Kilis rahatsız olmaktadır.
Muhalif güçler, Halep’in merkezinde çok büyük bir saldırı planı hazırladı. Tüm gruplar iştiraki etmiş ve Halep’in özgürleşmesi için ortak mutabakat sağlanmıştı. Tel Abyad’ın YPG’nin eline geçmesi ile birlikte IŞİD'in saldırıları yoğunlaştı.
IŞİD, Kuveytte Şii Camisini bombaladı, Tunus’ta Plajda katliam yaptı, Fransa’da baş kesip fabrikanın giriş kapısına astı. İki gün önce Kobani’ye intihar saldırısı yapmış ve 200 insanı katletmişti. Öte yandan IŞİD Rojava'daki Qamişlo kent merkezine de 3 adet havan topu saldırısı düzenlendi. Kentin doğusunda Kudurbeg Mahallesi'ne düşen top mermileri, büyük çapta hasara neden oldu.
Dünya şaşkındı. Sonra IŞİD hemen Azez’e saldırdı. Ancak taziyet mesajları yayınlanıyor, hepsi o kadar. Ne söylense azdır.
IŞİD’in saldırı planı meydana çıkmıştır:
"IŞİD önce birkaç canlı bomba gönderip, karmaşa ve panik oluşturmaya çalışır, ardından şiddetli saldırılar düzenleyerek ilerler. Bu örgüt Suriye ve Irak’ta çok hızlı ilerledi. Müthiş bir propaganda gücü ürettiler ve dünyanın her yanından heyecanlı, maceraperest insanlar bunların saflarına katıldı. Çok basit yöntemlerle bu gençleri birer ölüm makinesine çeviriyorlar. Heyecan düzeyi yüksek vaazlar ve marşlarla herkesi çok kolay aldatabiliyorlar. Yerel halk destekleri yok. Çünkü insanlara zulmediyorlar. Başlarda kendileri için avantaj gibi gözüken Toplama insanların yerel aidiyetleri olmadığı için kolayca çözülmekte ve kaçmaktalar."
Muhaliflerin (ÖSO ve ortakları) elinde bulunan bölgenin, IŞİD tarafından işgal edileceğini gören ve IŞİD’i “terör örgütü” kabul eden Türkiye, ona destek olmak suçlamalarından kurtulmak için işgale karşı çıkmakta ve buranın yine Muhaliflerde kalmasını istemektedir.
Beklenen şudur:
IŞİD Azez’i alacak, sonra bu terör örgütüne karşı ABD öncülüğündeki koalisyonun hava saldırıları artacak ve doğal olarak YPG karadan, ABD ve koalisyon havadan saha temizliği yapacak. Böylece 500 kilometre uzunluğunda ve yer yer 150-200 kilometre genişliğe ulaşan Kürt koridoru hayata geçirilmiş olacaktır. Bu plan, “üst akıl”ın bilinen planıdır, Syks-Pickot antlaşmasının değiştirilmesidir.
BOP muhtevasından olan bu “Kürt Koridoru”nu ve burada oluşacak “bir devleti” hiçbir suretle kabul etmeyeceğini ve mücadele edeceğini ilan eden Türkiye, üst-üste güvenlik toplantıları yapmaktadır. ”TSK’nin Cerablusa girmesi ve güvenlik koridorunun Suriye topraklarında oluşturulmasının emredildiği” bildirilmektedir.
Bu emrin çeşitli çevrelerce tartışıldığı görülmektedir:
Eski Genelkurmay Başkanı (26.) İlker Başbuğ, sınır ötesi harekât ihtimaline ilişkin açıklamada bulundu:
"Askere 'Suriye'ye gir' dersiniz girer. Ama girerseniz bir daha nasıl çıkacaksınız. Suriye ile aramızda 911 kilometrelik sınır hattı var. Ancak Suriye sınırında şimdi PYD, IŞİD, Özgür Suriye Ordusu, El Nursa gibi gruplar var. Böyle bir durum ülke güvenliği açısından sonra derece vahim bir durumdur. Bir dönem, Irak'ta yaşadığımız süreci, şimdi Suriye’de yaşama sürecine giriyoruz. Üstelik Suriye, Irak sınırımıza göre daha karmaşık bir yapıya sahip. Ülkemizin, daha fazla gecikmeden artık Suriye Devleti'yle normalleşme sürecine girmesi şart. Bu böyle gitmez. Eğer, Suriye topraklarında bir güvenli bölge oluşturulmak isteniyorsa, bunun için önceden mutlaka Suriye ile temas kurmamız gerekir”.
Suriye hududumuzda gümrük kapılarında karşı tarafın kim olacağını belirleme isteği oldukça netamelidir. Bu konuda devletin üst kademeleri bir arayışın içindedir ve bu konuda haberler hızla eskimektedir. Buna rağmen kayıt düşmek yararlı olacaktır:
“Cumhurbaşkanlığı, hükümet, Dışişleri Bakanlığı, MİT: Yoğun çatışmaların yaşandığı Azez ve Mare’nin IŞİD’in eline geçmemesi için ABD’nin Kobani ve Tel Abyad’da PYD’ye verdiği desteğin benzerinin TSK tarafından Suriyeli muhaliflere verilmesini istiyorlar. Bu kapsamda muhaliflerle savaşan IŞİD mevzilerinin Türkiye topraklarında konuşlanmış uzun menzilli Fırtına toplarıyla ya da havadan vurulması, muhaliflere silah ve mühimmat desteği verilmesi bekleniyor. TSK, Cerablus’un ve ardından Azez’e dek uzanan 90 kilometrelik hattın, Kürt gruplar tarafından değil, Azez’de IŞİD’i yenilgiye uğratıp doğuya doğru ilerleyebilecek Suriyeli muhaliflerin eline geçmesinin Türkiye’nin çıkarına olacağı değerlendirmesini yapıyor.”

Viladimir Putin, "En sonunda Suriye halkının galip geleceğine inanıyoruz” dedi.
Rus Dışişleri Bakanı Sergery Lavrov, Moskova'da Suriyeli muhalif gruplar ve Şam hükümetini bir araya getiren yeni toplantılar olabileceğinin sinyalini verdi. Lavrov, ''Bu sürece yardımcı olmak ve Suriyeli taraflar arasında müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için Moskova'da üçüncü bir görüşme düzenlemesini düşünmeye hazırız. Suriye yönetimi ve halkını 'bu zor günlerde' desteklemeye devam edeceklerini de vurguladı: "Hem sosyal ve ekonomik sorunların çözümünde hem de ülkenin terör tehdidi karşısında savunma kabiliyetini artırması açısından desteğimizi sürdürmeye devam edeceğiz."dedi. Rusya’nın Suriye’yi desteklediği açıktır.
BOP Projesi, dünyayı paylaşma mücadelesidir. Uzun yıllardır farklı bölgelerde devam edegelen çatışmalar-savaşlar, ABD’nin Körfez Saldırısı (2 Ağustos 1990-28 Şubat 1991) ve 2. Irak Saldırısı-işgali (20 Mart 2003- 15 Aralık 2011), Afganistan İşgali (2001) ve daha birçok ülkeye yapılan müdahalelerle devam etmektedir. Müslüman coğrafyada, önce ABD desteği ve planlaması ile Rusya-Çine karşı “Yeşil Kuşak” oluşturuldu. Siyasal İslam temelinde işgale karşı bir direniş çemberi oluşturuldu ve etkili oldu. El-Kaide bu zamanda çıktı.
Rusya’da Komünist Sistem çökünce ABD tek başına dünyaya egemen oldu. I.Düya Paylaşımı’nı istemedi ve bunda değişiklikler yapmak üzere BOP Projesini devreye koydu, daha sonra bunu genişleterek GOP Projesine dönüştürdü. Merkezi bir plan ve sistem içinde, bölgelerde bir düzenleme yapmakta, aktörleri ve rolleri kendisi belirlemekte, olmayanları peyda ederek sahneye sürmektedir. Projeye katkı sunanlarla işbirliği, rejim farkı gözetmeden devam etmekte ve ayak direyenler bertaraf edilmektedir.
Bu bölgede birçok kişi söz sahibidir ama görünen odur ki son söz ABD’nindir. Bu bölgede hiçbir devlet ABD’nin bilgisi dışında bir işlem yapamaz durumdadır. ABD, dünyayı gözetlemekte, dinlemekte, müdahale gücüne sahip olarak çevresinde/içinde konuşlanmış güçleri ile vurmaktadır. Uluslar arası kuruluşlar, bu programa göre işlevlidir. Böylece ABD, tek başına değil, diğer dünya devletleriyle birlikte hareket ediyor imajı vermektedir. Diğer devletler şirketin ortaklarıdır, fakat ABD patrondur.
Gelişmeleri izliyoruz ve göreceğiz.