Menemencioğulları Türkmen sülâlesi, Ramazanoğulları’nın tarih sahnesinden silinmesinden 100 yıl kadar sonra ortaya çıkmıştır.
Ailenin adı bazı arşiv belgelerinde Melemencioğulları şeklinde geçmektedir. Aile bir rivȃyete göre Menemen tarafından gelmiş olduğu için bu adla anılmıştır.
Karslızâdeler (Hasanpaşazâdeler) ailesi gibi Menemencioğulları da Adana dışından gelerek Adana’ya yerleşen ailelerdendir. 1683 Viyana bozgunundan sonra devletin askeri ve ekonomik yapısı değişti. Tımarlar terk edildi ve mukataalar ortaya çıktı. Mukataaları satın alan varlıklı aileler bölgede ekonomik ve siyasi gücü ellerinde tutmaya başladılar.
Faruk Sümer, Menemencioğulları’nın İçil (İçel)’den gelmiş olan Kütük Bozdoğanlar’la ilgili olduğu görüşündedir. Menemencioğulları Tarihi isimli hatırat kitabını kaleme almış olan Menemencioğlu Ahmed Bey ise ailenin Menemen taraflarından gelmiş olan Habib Çelebi’den türediğini öne sürmüştür.
Menemencioğlu Ahmed Bey’e göre Habib Çelebi 1708 yılında Çerkesȋ Hama Paşa’nın Adana ve Konya valiliği sırasında devlet hizmetine girdi. Topallı aşiretinin yolsuzluklarını önlemek için çaba harcadı. Böylece Habib Çelebi ile birlikte Menemencioğulları sülalesi de tarih sahnesine çıkmış oldu.
Menemencioğulları sülalesinin ikinci ünlü ismi Kör Boybeyi olarak bilinen Ahmed Bey’dir. Oldukça şakacı ve açık sözlü bir kişi olan Ahmed Bey’in bir gözü gerçekten kördü ve bu yüzden kendisine Kör Boybeyi lakabı verilmiştir. Ahmed Bey’in boybeyliği 1756- 1757 yıllarındadır. Bu tarih Karslızȃde Hacı Ali Bey’in Adana-Çakıt yolu ihalesini aldığı ve Hasanpaşazȃdelerin yıldızının parlamaya başladığı yıllardır.
Ahmed Bey’in oğlu Boz Osman Bey’in boybeyliği ise Çelik Mehmed Paşa’nın Adana valiliği dönemine rastlamaktadır. Boz Osman Bey, Çelik Mehmed Paşa tarafından idam edildiğinde ünlü ozan Dadaloğlu bu olayı destanlaştırmıştı:
“Sana derim sana ey Çelik Paşa
Aman verdin Boz Osman’ı öldürme”[1].
Hasanpaşazâdeler sülalesi içerisinde 3 ayrı Hacı Ali Bey olduğu gibi Menemencioğulları sülalesinde de 3 ayrı Ahmed Bey bulunmaktaydı. Karışıklığı önlemek için bunlara da I.,II., III. Ahmed Bey şeklinde numara verilmek gerekmiştir. İşin daha da güzel yanı Menemencioğulları içerisindeki bu 3 ayrı Ahmed Bey, dede, oğul, torun konumundadırlar. İşte Boz Osman’ın öldürülmesinden sonra boybeyi olarak seçilen Ahmed Bey II. Ahmed Bey’dir.
II. Ahmed Bey, 4 ayrı evlilik yapmıştı. Bu hanımlarından Ekberkızı lakabıyla tanınan Ümmü Gülsüm Hatun’dan 4 erkek 3 kız olmak üzere 7 çocuğu olmuştur. Habib, Osman, Nabi, Ahmed isimli çocukları Çukurovadaki siyasi mücadelenin birer aktörü olarak kendilerinden çokça söz ettirmişlerdir. Ahmed Bey yukarıda adı geçen ünlü hatırat kitabının yazarıdır. Habib Bey, Adana valisi Mustafa Paşa’ya karşı Milvan Kalesi’ne çekilerek 3 ay kadar savaşmıştır. Daha sonra affa uğramış, Adana a’yanlığı, Tarsus mütesellimliği yapmıştır. Nabi Bey, Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın Adana’yi işgali sırasında Kavalalı İbrahim Paşa’nın yanında yer almış, Adana a’yanlığı yapmıştır.
Kızlardan Hamide Hanım, Hasanpaşazâdeler sülalesinden Adana Mütesellimi Mehmed Bey ile evlenmiş, ancak çocuğu olmamıştır. En küçük kızları Kuğu Hatun yine Hasanpaşazâdelerden veya daha özel olarak söylemek gerekirse İshak Efendizâdeler’den Hacı Hamza ile evlenmiş bu evlilikten doğan çocuklar günümüze kadar ulaşmıştır.
1865 yılında Fırka-i Islahiyye’nin aldığı bir karar üzerine Çukurova’nın Türkmen Beyleri bölge dışına sürülmüşlerdi. Bu sürgün sırasında Menemencioğlu III. Ahmed Bey de ailesi ile birlikte İstanbul’a gönderildi. Beyoğlu semtinde bir konak satın alan Ahmed Bey’e devlet 5.000 kuruş aylık bağladı. 1873 yılında İstanbul’da vefat eden Ahmed Bey’in Rif’at Bey, Hacı Bey, Mehmed Tevfik Bey/Paşa isimli oğulları İstanbul’da yerleştiler. Ahmed Bey’in çocuklarından Mehmed Rıf’at Bey A’yan Reisliği ve Maliye Nazırlığı; torunlarından Numan Menemencioğlu Cumhuriyet Dönemi’de Dış İşleri Bakanlığı, Muvaffak Menemencioğlu ise Adalet Bakanlığı gibi önemli görevlerde bulundular[2]. Aile bugün daha çok İstanbul’da, Bursa’da, Van /Erciş’te, Aydın/ Bozdoğan’da dağınık şekilde yaşamaktadır. Ailenin merkezi sayılan Karaisalı’da artık Menemencioğulları pek bilinmiyor. Karaisalı Merkez Camii’nde bulunan II. Ahmed Bey’in (?) mezarı da bu yüzden “12” rakamının sırrını kimseye vermiyor. 1873 yılında İstanbul’da vefat eden III. Ahmed Bey’in mezarı ise çocukları ve torunlarının başında bütün ihtişamı ile Karacaahmet Mezarlığı’nı bekliyor.
Diyanet İslâm Ansiklopedisi’nde “Menemencioğulları” maddesi merhum Faruk Sümer tarafından yazıldı ve O’nun ölümünden İstanbul’da bulunan bilim adamlarınca tekmil edildi. Menemencioğulları Tarihi’nin yayınlanmasının ardından Türk Tarih Kurumu BELGELER dergisinde Menemencioğulları ile ilgili arşiv belgeleri yayımlandı[3]. Menemencioğlu Hacı Habib Bey’in çok rahat bir roman olabilecek hayatı Türk Tarih Kongresi’nde bir tebliğ ile bilim dünyasına tanıtıldı[4]. Şimdi yapılacak önemli iş Menemencioğulları Tarihi isimli hatırat kitabında yer alan bilgilerle Osmanlı Arşivlerinde yer alan bilgi ve belgelerin harmanlanarak yeni bir Menemencioğulları Tarihi yazılmasıdır. Çukurova tarihine 150 yıl damgasını vurmuş olan bu Türkmen ailesinin tarihi yazılmazsa Türk Tarihi eksik kalacaktır.
Menemencioğulları Şeceresi’nin son dönem kayıtları doğru ise de Habib Çelebi’den sonraki kısımların yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Menemencioğulları şeceresini ayrı bir yazımızda ele alıp değerlendirmeye çalışacağız.
Bugün Anadolu’nun birçok şehrinde, Londra’da, Güney Amerika’da yaşamakta olan Menemencioğulları sülalesinin saygıdeğer üyelerine bu vesile ile selam ve saygılarımı iletiyorum. Sayın Nermin Menemencioğlu, Sevil Etili, Pars Rifat Menemencioğlu, Adil Menemencioğlu, Halime Neyzi ilk aklıma gelen isimler. Hepsine sağlık ve esenlikler diliyorum. Geçen yıl Londra’da vefat eden Osman Streater’e de Allah’tan rahmet diliyorum.
EKLER:
Menemencioğulları Mührü:

[1] Menemencioğlu Ahmed Bey, Menemencioğulları Tarihi, Akçağ Yayınevi, Ankara 1997, s. 10.
[2] Menemencioğulları’nın İstanbul kolunu anlatan bir inceleme için bkz.: Vatandaş AYDOĞAN, Monşer Saklı Seçilmişler, Timaş Yayınları, İstanbul 2009.
[3] Yılmaz Kurt, “Menemencioğulları İle İlgili Arşiv Belgeleri I”, Belgeler, XXI/ 25 (2000), Türk Tarih Kurumu Yay., Ankara 2001, s.85-187; Yılmaz Kurt, “Menemencioğulları İle İlgili Arşiv Belgeleri II”, Belgeler, XXX/ 34 (2009), Türk Tarih Kurumu Yay., Ankara 2009, s.1- 66.
[4] Yılmaz Kurt, “Adana A’yȃnı Menemencioğlu Hacı Habib Bey”, XVI. Türk Tarih Kongresi, C.IV/3, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2015, s. 1553- 1571.


