SURİYE SINIRIMIZDAKİ SAVAŞ:
TÜRKİYE-IŞİD, KÜRT GÜCÜ-ABD
Son iki hafta içinde Suriye'de IŞİD saldırılarıyla ilgili olarak çok hızlı ve büyük değişmeler oldu. IŞİD dört araba ve 70 kadar savaşçı ile Kobani'ye girdi, arabaları patlattı ve şehrin önemli noktalarına saldırdı, 150 kadar insan öldürdü. Şehirde iki gün çarpıştı ve üçüncü gün hepsi öldürülerek hareket sonlandırıldı. Eş zamanlı Hasekiye de saldırdı ve öldürdü. Til Abyadın elinden alınmasını sindiremedi ve bu intihar eylemlerini gerçekleştirdi.
Til Abyadın PYD/PYJ Kürt güçlerinin eline geçmesi, Kobani ile Cezire Kürt Kantonlarının birleşmesi, Türkiye'yi huzursuz etti. Cerablusu alıp Suriye topraklarında(Kürt) bir "güvenlikli bölge" inşa etmeği ve göçe zorlanacak nüfusu burada tutmayı amaçladı. Kendisini bir "yap-bitir"e hazırladı. Türkiye hızla içte bürokratik bir müzakere yaptı, MGKyı topladı ve askere "Suriye'ye gir" emrini verdi. Asker daha temkinli durup yazılı emir istedi, verildi. Bundan sonra diplomatik temasların yapılmasını, BM destekli olmasını istedi. Bu arada sınırda yüksek donanımlı çok sayıda uzman asker ve zırhlı araç, ağır silahlar yerini aldı. Türkiye beklemeye girdi.
ABD Pentagon Bakanlık Müsteşarı başkanlığında 40 kişilik ve daha çok askeri bir heyet Türkiye ile görüşmeğe geldi. Ahu Özyurt[1], Radikal Gazetesinde bu konuyla ilgili ayrıntılı bir haber yayınladı.
ABD, Türkiye'nin Suriye-IŞİD politikalarında kendisiyle "ortaklaşmasını" istiyor. Aslında Türkiye bu konuda önşartlar ileri sürmekte ve direkt olarak IŞİD ile savaşmak istememektedir. Bu gönülsüz davranış ve iç-dış basında yapılmış haberler, yayınlanmış fotoğraflar Türkiye'yi IŞİDE yardımkar konumuna getirmektedir. Bu amaçla Türkiye IŞİD e karşı İncirlik Hava Üssünün kullanılmasına rıza göstermemiştir.
"Pentagon Bakanlık Müsteşarı Christine Wormouth; Haziran 2014 tarihinden bu yana ABD'nin, Suriye ve Irak konusundaki en kilit isimlerinden biridir. ABD ulusal Güvenliği için savunma politikası ve entegrasyon, ulusal güvenlik hedeflerine ulaşım için planların gözetimi, strateji geliştirme, günlük askeri faaliyet planlama ve rehberlik konularından sorumlu isim olarak biliniyor".Bu uzun ve içerikli cümleden anlaşıldığı gibi, Wormouth, strateji, taktik ve plandan sorumlu kişidir.
Bir "think-thank" kuruluşu ve ABD Dış-İşleri üzerinde etkin olan Michael O’Hanlon, Brookings Enstitisü'nün tesbitlerine göre;
"Güvenli otonom bölge" için gerekli koşullar:
"1. Sadece Türk ya da Ürdün güçlerinin desteği yetmez, ABD, İngiltere ve Arap ülkeleri de desteklemeli.
2. Hava desteği ile kısıtlı kalmamalı, sahada özel kuvvetler de görev almalı.
3. Korunaklı bölgelerde insani yardım sağlanmalı, okullar açılmalı, BM ve yardım kuruluşları hayatı normale dönüştürebilmeli.
3. Bu bölgelerde organize olacak yerel muhalif güçler IŞİD’e karşı silahlandırılmalı ve eğitilmeli.
4. Konfederal bir Suriye için, bu tipte oluşturulacak “cepler”, uluslararası bir barış gücü desteği ile orta vadede bir hükümetin kurulması için de ortam yaratacaktır.
5. Hedefler ve beklentiler bu gerçekçi ve olabilir noktaya çekilmeli, Esad’ı devirmek gibi amaçlardan vazgeçilmeli ama Türkiye ve Suudi Arabistan’ın da ABD’ye yaklaşması sağlanmalı.
6. Bu plan bir noktada Esad’ın da kontrolünü kısıtlayacak, belli bölgeleri rejim kontrolünden “özgürleştirecektir”. Esad da bu şekilde sürgüne gitmeye zorlanabilir.
7. Otonom bölgeler için başlangıç noktası Kürtlerin kontrolündeki bölge olabilir, belli noktalara hava savunma sistemlerinin yerleştirilmesi gerekebilir".
Bu maddelerde açık olarak görüldüğü gibi, Türkiyenin teklif ettiklerire muhalif politikalar vardır:
"Güvenlikli Bölge" için, hava desteği ve başka devletlerin katılımı gerekli görülüyor. Beşar Esadın düşürülmesinden vazgeçilmiştir. Sınırdaki Kürt Bölgesi "otonom" ve Suriye, Konfederal bir devlet olacak.
Türkiye bunları kabul etmiyeceğini önceden bildirmiş ve bu amaçla sınıra askeri yığma yapmıştır. Türkiyenin makul hedeflere çekilmesi önerilmektedir. 2004 yılından beri, Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan yürütülen bu BOP'un Eş Başkanıdır. IŞİD'e karşı kurulan Koalisyonun kerhen üyesidir. ABD'nin planlaması yukarda belirtildiği gibidir.
Görülüyor ki Türkiye ikilemdedir: Ya kabul edecek veya direnecek. Bunların da önü açık değildir.
"Warmoth ile yapılacak görüşmelerin gündeminde; DEAŞ ile mücadele, PYD'nin bölgedeki pozisyonu, koalisyon güçlerinin hava operasyonlarının yarattığı demografik değişiklikler ve Türkiye'nin talep ettiği güvenli bölge konuları yer alıyor. Ankara, koalisyon güçlerinin yaptığı hava operasyonlarının, bölgede Arap - Kürt savaşı doğurabileceği kaygısını Warmoth'a iletecek. Bu durumun Türkiye'ye yönelik yeni bir göç dalgası oluşturabileceğini vurgulayacak. Ankara, "Gerek mülteci dalgasını, gerekse hava operasyonlarının yarattığı demografik değişiklikleri önlemek için güvenli bölge şart" mesajını verecek. Ayrıca, Türkiye'nin sınır güvenliği konusunda aldığı tedbirleri de Warmoth'a anlatılacak".
ABD, PYD güçlerini Türkiye'de eğitecek[2]: Amerikan kaynaklarından gelen bilgilere göre Türkiye'nin 'Eğit-Donat' programına katılması ABD ile olan gerginliği kısmen azaltmış. Bu program dâhilinde PYD'nin bir grubunun eğitilmesi de kesinleşti.
ABD heyeti IŞİD için Ankara’da[3]:
Türkiye-Suriye sınır hareketliliğin arttığı bu günlerde, ABD Başkanı Obama’nın IŞİD’le Küresel Mücadele Özel Temsilcisi Emekli General John Allen; Ankara’da, Türk dışişleri ve Genelkurmay'dan yetkililerle görüşüyor. Görüşmelerin muhtemel konuları şöylece özetlenmiştir:
"ABD, son günlerde hava saldırılarını arttırdığını ve en kapsamlı saldırıları gerçekleştirdiğini duyurdu. Türkiye ise uzun süredir üzerinde durduğu güvenli bölge ve kara operasyonları konusunu gündeme getirecek, Suriye’den Türkiye’ye yaşanan sığınmacı akınını hatırlatacak. ABD’nin güvenli bölge konusunda mesafeli duruşunda şimdilik bir değişiklik olmadığını belirten kaynaklar, Türkiye’nin tek başına herhangi bir operasyona girmek yerine koalisyonun parçası olarak IŞİD’le mücadelede nasıl daha aktif bir rol oynayacağının da görüşüleceğini söyledi. İncirlik Hava Üssü’nün kullanımının da görüşmede gündeme gelmesi bekleniyor".
İncirlik Üssünde bulunan 7 adet İHA'dan (insansız hava çatışma aracı-dron) iki adedinin silahlandırılacağı daha önceden bildirilmiştir. Genel olarak keşif ve gözetleme amacıyla kullanılan bu araçlar, günümüzde silahlandırılmaktadır. Örneğin MQ-1 Predator modeli araçlar üzerine AGM-114 Hellfire havadan-karaya füze takılmaktadır. Zırhlı ve silahlı bu araçlara insansız hava muharebe aracı (İHMA) denilmekte ve işlevine, menziline göre sınıflandırılmaktadır[4]:
1. Hedef ve yem – düşman hava savunma veya savaş uçaklarına karşı yem olarak kullanılarak hedef belirlemede yardımcı olanlar
2. Keşif ve gözetleme – düşmana ait cephe bilgilerini toplayanlar
3. Çatışma – yüksek riskli görevlerde kullanılan saldırı kapasitesine sahip araçlar.
4. Lojistik- Kargo ve lojistik destek amaçlı araçlar
5. Araştırma ve geliştirme- Gelecekte kullanılmak amacıyla farklı İHA teknolojilerinin denendiği araçlar
6. Sivil ve ticari – Sivil ve ticari amaçlar için kullanılan araçlar
Patriot Savunma Sistemlerinin Malatya/Akçadağ ve K.Maraşta konuşlandığı, bunlara karşı sivil gösterilerin yapıldığı bilinmektedir. Bugünlerde K.Maraştaki sistemin "hacklendiği" tartışılmaktadır. Patriot füzesavar sistemi; uçakları, taktik balistik füzeleri, cruise füzelerini ve insansız uçakları vuracak şekilde tasarlanmıştır. Körfez Savaşında İsrail ve Suudi Arabistan bunlarla korunmaya alınmıştır.
"ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass ise, ‘sınırın kontrolü kimin elinde olursa olsun IŞİD’le mücadele etmeli’ diyerek isim vermeden ABD’nin PYD’ye desteğini yineledi. Türk dışişlerinden üst düzey bir yetkili de gazetecilere verdiği brifingde, PYD ile görüşüldüğünü söyledi ve rasyonel olması durumunda PYD ile uzlaşılabileceğinin sinyallerini verdi".
Görüldüğü gibi, bölgede savaş ve mücadele kolay ve kısa sürede bitmeyecek. Bölge devletleri terörle yaşamaya mecbur kalacak. Bölgenin her devleti, içte ve dışta sorunlarla uğraşacak.