Geçen Hafta İzmir’e gittim.
İzmir’e gideceğimi duyan arkadaşlarım, memleketin ileri gelen Ümerası, Büyükşehir Belediye Bandosu’nun eşliği’nde beni yolcu etmek için hava alanına gelmediler tabi…
Ayrıca İzmir’de mehter marşı eşliğinde izmir Valisi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, İlçe belediye Başkanları, Ege Ordu Komutanı ve kentin ileri gelenler karşılamaya gelmediler; kendiliğimden uçağa bindim ve kendiliğimden indim…
Ben bir sade yurttaş idim İzmir Hava alanında
Ne ileri gelenler farkındaydı ne de her hangi biri farkında…
Gidişimin amacı;
Seçim sonuçlarının İzmir Merkezli KOBİ’ler üzerindeki etkisi,
İzmir’de yaşayan doğu kökenli yurttaşların, kente uyum süreçleri ve aile içindeki kültürel değişimler,
İzmir’den görülen 152 Ada’nın Yunanistan Tarafından el konulmasının, İzmir halkı üzerindeki şovenist etkileri,
Veya, ozon tabakasındaki değişimlerin, İzmir Semt pazarında domates satan esnafın psikolojik etkilenme süreçlerini incelemek değildi.
Gidişimin tek amacı, 9 Eylül Üniversitesine Doktor olarak atanan oğlumun vakti olmadığı için ona ev tutup yerleştirmekti…
Yani babalık göreviydi.
Elbette İzmir’de dolaştığım iki üç gün içerisinde;
Ege’de dağların denize dik olması ile Çukurova’da dağların denize paralel olmasının yarattığı farkın toprağın verimi üzerine olan etkisi,
Veya, Adana’nın sıcak kanlı insanlarının bu iklimde terlemeden dolaşmasının kozmetik pazarlama yöntem ve tekniklerini değiştirme etkisi,
İzmir’in siyasal yaşamı,
İzmir’de eğitim düzeyinin güney iller ile karşılaştırılması gibi konulara da burnumu sokmak istemedim.
Nasılsa kurulmuş olan 200’e yakın üniversitemizde binlerce bilim adamımız, oluşturulmuş silikon vadisine denk, onlarca laboratuvarlarda geceli gündüzlü harıl harıl çalışıyor.
Ben sade bir yurttaş olarak sadece oğluma ev aramakla meşgul oldum.
Bu arada, beni sadece bir kişi misafir etti;
Ne yani çevremde yalakalar ordusu oluşacak kadar, siyasete bulaşmadım;
Şükürler olsun kimsenin benden beklentisi yok…
Sadece BEN İZMİRDEYKENNNN…….
ÇUKOBİRLİK Ticaret Müdürlüğü’nden 1989 yılında ayrılmıştım. Yerime Ticaret Müdürü olarak atanan İrfan EROL geldiğimi duyunca beni misafir etti.
Yaşamın şu garip cilvesine bakın, Halef – Selef birbirinin kuyusunu kazar…
Biz dost kalmayı başarmışız…
İnsanın dostu, biriktirdiği dost sermayesidir…
Bu dostluk sermayesi yüzünden İzmir’de;
Bilimsel araştırma yapmadım;
Siyasi anket ve sonuçlar çıkarmadım;
Kimseye karışmadım;
Sadece oğluma ev tuttum ve geldim.
Dolayısıyla, beni meşgul eden değerli dost İrfan EROL, farkında olmadan İzmir’e büyük iyilik yapmış oldu…
İzmirlilere duyurulur…