Ben Ankara Tıp Fakültesinden mezun oldum. Psikiyatri Hocamız Rasim Adasal idi. Girit şivesiyle Türkçe konuşur ve başka Fakültelerdeki arkadaşlardan dersimizi dinlemeğe gelenler olurdu. Rasim Hoca heyecana gelir “yani şey halinde görüyorsunuz, sikinti, anguaz, elem, üzinti insanı hangi durumlara getiriyor. Yani biz Askeri talebe idik. Şu bizim İrfan, şimdi dâhiliye profesörü olmuş İrfan Titiz. Yani şey halinde, o bir hirsizdir. Benim dolabımı açar, şeker ve sucuklarımı çalardi. Hirsiz şimdi profesör. Yani görüyorsunuz… Ben Hollanda’ya gittim. 20. yüzyılı anlatan bir heykel dikmişler meydana. Adam elleri üzerinde duruyor, yani başı aşağıda ayakları havada. İşte modern insanı anlatan bir heykel. Ben yanında durup resim çektirdim. Söylediklerimi gösteriyordu”.
Rasim Hoca her yerde konferans veriyordu.
20. yüzyıl heykeli; değişimin ve birden mahrumiyetin insan ruhundaki yankısını anlatıyordu. Nisa Leyla’nın “İ-şiiri” bana bunları anımsattı. İ- harfi insana teşbih kafası gövdenin üstünde duruyor. Normal olan da budur. Ama !-ünlem ters duruyor, başı ayaklarına düşmüş, her şeyi ters dönmüş ve anlaşılmamış duruyor, acısını yaşıyor. Ve bir işaret-! Bir çığlık oluyor, yürekte tayfun, fırtınalar kopuyor. Heyhat kimsecikler görmüyor, anlamıyor, yardım etmiyor, edemiyor. Yürek, ateşinde yanıyor, dumansız. ”altın çağ diyor buna İ /bizse kıyamet!.. annem öldü bir tek İ kaldı yanımda/yaslı başıyla/hüküm giydim kendime”.
“21.Yüzyıl” şiirinde (s.12-13) zorlu dizeler ve özgün bir sunum var:
tükenen kalemin zaferi
patlayışta aşk tükenmesi
-sürüyor kişilik erimesi
-omuzu çıkmış bir hayat
işveli geçmiş
-erdemi kaybolmuş saklambaç
-totaliter atmosfer
Konuşarak halletme dönemi (s.14-15) şiirinde, “kan! /ve darıldık/ Homeros’un sürüyor seksen nesildir körlüğü” diyerek bir yaraya parmak basıyor. Sorunların “kan” ile değil “söz” ile çözüleceğine vurgu yapıyor.
Nisa Leyla, “Nuhun gemisine bindim, tekim!” diyor. Oysaki ve bilinen odur ki Nuhun gemisine tüm yaratıklar çift(erkekli dişili) bindirilmiştir. Şaire tektir. Demek Nuh nebiden beri. Ama Şairenin Erostan isteği var(s.16-17):
Eros! Oklarından ödünç ver
Fırlatsın beni dünyanın yedi harikasına
İnan ki yaşamayı özlemişim
Nisa Leyla, üsluba ve söz dağarcığına işaret ediyor: ”çöpte biriken sözcüklerden/ geçiniyorum/ etkili/ ferah/ ve kirli/ mikserle çırpınız!” Şairin; söz yaratma, değiştirme, bölümleme, dönüştürme, ölmüşü diriltme hakkı vardır. Kullanılmayan, hoyratça atılmış, çarpıtılmış sözcükleri güncel kılma hakkı da var. Dil orkestrasının kurucusu ve idare unsuru/şefidir şair. Sözcüğün değerini en iyi şair bilir. Aşırı söz tasarrufu vardır, sözcükler tam anlamındadır, gerekirse başka anlam yükler sözcüklere.
Ne zaman seni düşünsem “iki gözüm iki çeşme” deriz ya… N.Leyla şöyle demiş (s.20-219:
-ne zaman seni düşünsem
iki gözüm iki şiir
-Katı bir et parçası her suret
Öp ve terk et!
Annesine özlem dolu şair. Annenin gözleri elmas “ayarı artıyor ruhu yükseldikçe”.
Anadolu’da sıkça görülen “kız kaçırma” olayını konu almış şoför şiiri (s.36-37). Kaçırılan/kaçan kızın duygularını dile getirmiş. Arabada şarkılar çalıyor ve şoför arabayı sürüyor “kalbi kayıp ormana” ve yürek atıyor “beni sevmiş olabilir mi gerçekten”. Kadın erkeğin kaburga kemiği değildir. Kadın erkeğin kanadı. Bazen kırık, tüyleri yolunmuş/dökülmüş ve kalmış yerinde. Uçanlar birlikte uçarlar, kadın ve erkek.
seni meşru kıldım hayatıma, herkes okuyabilir
incil gözlerimden, zebur ellerimden,
tevrat tebessümümden
okuması olmayanlara kamu hizmeti:
çalabilir kemanım kuranda seni…
-aşkı okuyanlar şiirle göğe ağılır…
(meşrusun hayatıma, s.44-45)
“Evet, öyle…”(s.46-47)de ilginç dizeler var: ”Beş gözlü bir ceketle girdi içeri, görünmez bir fecrin ceketiyle girdi içeri, gençliği sırtında bir ceketle girdi içeri, gögü yeryüzüne ilikleyen bir ceketle girdi içeri, ve ceketini astı yalnızlığıma, duvardan sızıyordu aşk.”
biraz fuzulisin biraz yunus biraz lorca
biraz ali biraz isa biraz mehdi
biraz şiir biraz türkü biraz gözyaşı
biraz emekçi biraz devrimci biraz yabancı
şiirleyen demirimi demirime
(gözlerin, s.48-49)
“Arzu, Sen!” şiirinde (s.50-51) “hüzün bana giydirilmiş/ bir deli gömleği” diyor ve sonunu tartışmalı olarak şöyle bağlıyor: “hüzün dediğin tanrılaşmak/ değil de ne?”
Şair “kırk yaş şiiri” yazmış ve “ısrarla seviyorum daha az darılarak tanrılara” diyor ve “hala şaşkın” üstelik.
Aşkı ve öfkeyi birlikte bir dizede dile getirmiş Nisa Leyla: ”kalbinden vurulmuş bir akrep gibi/ vuruldum sana saçıldı yıldızlarım” diyor.
Nisa Leyla’nın şiirlerinden bir dize demeti şöyledir:
-ve seni günaha davet ediyorum tanrım!
-çığ afetiyle ilgili bu sevda
-aşkın aksi düştü hayatımıza (sevmek, s.62-63)
-bir deniz usulca kanar nehrinden (s.65)
-gecenin 10’u yoksun. 11,12…
-avuçlarımın ıssızlığını boz
Tükenmezliğimi alkışla (s. 66-67)
-dar paçalı şiirler giydirdin
Ömrümün son şiirine (s.74)
Nisa Leyla, “Dar Paçalı Dizeler” ile iç-gözlem verilerini düşünsel ve duygusal, özlü anlatımla dile getirmiştir. Her okumada ayrı bir kapı açan şiirlerdir bunlar.
Şairenin yeni eserlerini okumak dileğiyle, başarısını kutluyor tebriklerimi sunuyorum.
[1] Nisa Leyla: “Dar Paçalı Dizeler”, Yazılı Kâğıt Yayını, Ankara, 2014, 78 s, 37 şiir. Güzel ve redaksiyonu mazbut bir baskı. Şairenin portresi (siyah-beyaz) kitabın kapağını dolduruyor. Yayınevinin 15. Şiir kitabı.