Türkiye’nin cinnet hali

Doğan Gülbasar

29 Temmuz 2015 Çarşamba 06:00

Akıl bitti, sağduyu gitti, cinnet geçiren, saldıracak yer arayan bir topluma dönüştük kısa zamanda. Bilinen laftır, “Silahların konuştuğu yerde insanlar susar”. Susmak zorundalar, konuşsalar ne fayda. Bütün bu bomba sesleri, kurşun yaraları, barut kokuları ve çığlıklar arasında kimin sesi duyuluyor ki!

Bir savaş çığırtkanlığı almış başını gidiyor. Bütün bu çatışmalara; anaların, çocukların, eşlerin çığlıkları, gözyaşları karışıyor.

Herkes birbirine düşman, fırsat bulsa bir kaşık suda boğacak.

Çocuklar bombalar patlatılarak paramparça ediliyor, asker arkadan vuruluyor, polis uykusunda şehit ediliyor.

Ateş düştüğü yeri yakıyor. Anaların yüreği hayat boyu yakacak bir ateşe teslim edilmiş, çocuklar boynu bükük, yuvası yıkılmış eşler dayanılmaz acılarla başbaşa...

Bazıları ise ülkenin içinde bulunduğu cehennemi ortamdan siyasi kazanç devşirme peşinde. Her uçak havalandığında, her bomba atıldığında sevinç naraları atıyor. Her şehit cenazesi köyüne gittiğinde zafer kazanmış gibi gururlananlar gibi...

Türkiye cinnet geçiriyor.

Akıllar baştan gitmiş. Herkes intikam istiyor, daha çok ölüm istiyor. Barış çağrıları duyulmuyor bile. Duyulduğu anda “hain” diye damgalanıyor, insan içine çıkmaması için mümkün olan her şey yapılıyor.

Tam da terörün istediği noktadayız.

Terörün isteği kaos yaratmaktır. Toplum düzenini bozmak, nifak sokmaktır.

İnsanlar toplu taşım araçlarında, metrolarda rahat değil artık. Çocuğunu gezmeye yollayan anne tedirgindir, ya oğlunu askere yollayanlar ne yapsın? Nasıl bir çaresiz bekleyiştir, kimse bilemez.

Silahı sıkan el kadar ona silah veren ve can almaya motive eden de alçaktır. Hatta daha alçaktır.

Ölümlerden kendi dünya görüşüne haklılık devşirenler kadar alçaktır...

Yaşadığımız cinnet hali, alçaklığı beslemektedir. Ölümlere içi yanmayanlar, ölülerin üstüne basarak bir yerlere gelmeye çalışanlar, ölüleri bulundukları yere göre yarıştıranlar cinnet halinden yararlanıp insanlığımızı da yok etmektedirler, insanlarımızı da...

“Analar ağlamasın” diyenlerin bugün daha çok ananın ağlamasına duyarsız kalması bir anlamda samimiyet testidir. Barışı dilinden düşürmeyenlerin 4 yıldır silahlarını parlatması da aynı...

Ama asıl acı olanı, terörden canı yanan ve gidişattan kaygı duyan samimi insanların barış çağrılarını kimsenin duymamasıdır.

Hepimizin cinnet halinden kurtulup barış haline dönmesi gerekiyor.

Nasıl olacak bilmiyorum...

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.