Çocukluğumun öykücüsü bu dünyadan göçtü, arkasında bizlere sayısız eser bırakarak.
Tarık Dursun K. ile tanışıklığım ilkokul ve ortaokul dönemlerime denk gelir. O zamanlar her hafta takip ettiğim Milliyet Çocuk dergisinde doyumsuz öyküleri yayımlanırdı. İsmi de ilginç gelirdi bize Tarık Dursun K’nın. Neydi ki K?
Bir gün televizyonda bir söyleşisine denk gelmiştim de öğrenmiştim. Kakınç’mış soyadı. Ancak Kakınç’ı biraz itici bulduğu için kısaltmış, K’sı kalmış. Öldükten sonra öğrendim gerçek nedenini. Babası kendisini daha çocuk yaşlarda terkettiği için Kakınç soyadını kullanmak istememiş. Türkiye onu Tarık Dursun K. olarak tanıdı. Her yaştan okurlar çok sevdi.
Çok severek okuduğun dolu dolu bir çocuk dergisiydi Milliyet Çocuk. Artık öyle yayınlar yok. Zaten çocuklar da pek fazla okumayı sevmiyor; ellerinde cep telefonu ya da tabletle büyüyorlar. Ya da bilgisayar başında.
Bizlerin çocukluğunu yaşamasında büyük emekleri var Tarık Dursun K’nın. Hayal dünyamızı geliştiren, insanlığımızı hatırlatan, bizlere küçük yaşta büyük dersler veren ve eğlendiren öyküler.
Tarık Dursun K’nın ölümü beni çocukluğuma götürdü. 40 yıl öncesine geri döndüm. Dergiyi okumaya onun öyküsünü okuyarak başlardım. Nasıl gazete okurları spor sayfasından başlarsa bir çocuk dergisi okuru olarak Tarık Dursun K’nın öyküsünü okumak benim için birincil görevdi.
O artık yok. Çocuklarımıza yüzlerce öykü, bizlere onlarca eser bırakarak gitti. Çocukluğumuzu da yayına alarak gitti. Çocukluğumuzun belki de en önemli yanını yitirdik. Büyümenin acımasızlığı onun yokluğunda iyice kendini gösterdi.
Hayata gözlerini yumduğunda; şair, eleştirmen, gazeteci, yazar olarak anlatıldı Tarık Dursun K. Benim için sadece öykü yazarıydı, çocukların en iyi arkadaşıydı. Benim açımdan öykücülüğü öylesine üst düzeydeydi ki diğer özellikleri bir anlam taşımıyordu. Bizim kuşağın çocukluğunun her türlü olumsuz koşullara karşın mutlu geçmesinin en önemli sebebiyli.
Tarık Dursun K gitti. Artık yok.
Çocukluğumuzdan da bir şeyler götürdü gitti.
Ama içimizde insanlık bırakarak.
Nur içinde yatsın...