Çağımızın hastalıklarından birisi iletişimsizlik. Anlayışsızlık. Dinlemiyoruz ve / veya dinlettiremiyoruz. Zaman geçiyor. En büyük ve kıymetlimiz zaman. Keşke fotoğraftaki gibi olsa, çocukça tıkasak kulaklarımızı. Sadece ve sadece utangaçlıktan. Ve çocuk kalsak. Tüm acı olayları, tatlı ile tatlandırsak. Zamansız ayrılıkları yaşamasak. Çalışsak. Çalışabilsek, çalışmaya çalışsak. Tamam da nereye kadar. Sonuna kadar.

Mevlana der ki; " Cebi zengin, fakat ruhu fakir olan insanın hali çok rezil! Çünkü o; herşeyin fiyatını bilir, değerini değil... " kaybettikten sonra anlaşılan değerler. Zamanın değerleri, popstarlar. Hepsi gelip geçici. Bakın Andy WARHOL'un dediği ile eş Türkçeyle, " birgün herkes 15 dakika ünlü olacak. Tamam da neden? Sanatçı, insanlara olmasada olan ancak bir nedenle, onlara vermenin iyi bir fikir olduğunu düşündüğü şeyleri üretendir.
-008.gif)
Hayattaki değerlerimiz neler? En son bu soruyu kendimize dürüstçe ne zaman sorduk. İnsanların farklı zaman dilimlerinde bu soruya farklı şekillerde cevap verdikleri gözlemlenmekte. Birini tanıyamadıysan sana tavsiyem, kimin ve neyin peşinde olduğuna bak! Anlarsın... denirken aklıma gelen ilk soru, yıllarca eğitim verdiğim bir dernekte sınıfa girdiğimde, dostları şöyle bir izlemek ve gerçek dosta bakmak. Uzun süre geçse bile isimlerini hatırlamama, bir çok öğrenci şaşırır kalır. Bakmak var, görmek var. O arkadaşların derse neden geldiğini anlamak, görmek ne kötü bir psikoloji. Oturuş şekli, bakışları, cevapları, soruları, hepsi onu o kadar ele veren değerlere sahip ki. Farkında olmadan aslında amacını özetliyor...
-009.gif)
Yaşama adapte ettiğimizde, insanların yine gözlemleriyle değerlerini anlamak mümkün. İş, aşk, aile yaşamında, amaçlarını güçlü bir gözlemle kavrayıp anlayabiliriz. Örneğin iki lafın birinde, para diyen birisinin en büyük değerlerinden birisinin ne olduğunu söylemeye gerek varmı. Ya da bir takım durumlar için,birisine karşı arkadan konuşup dedikodu yapanların, değerleri ortadadır .Yarışa girerken verilen vaatler. Ya yarış bitince, ortada birşey yoksa. Veya bir hiç uğruna harcanan değerler. Aslında bizler kiminle konuşulacağı ayrımını yapmakta zorlanıyoruz. Mert insan, düşündüğünü, mertçe yüzüne karşı söyleyen insandır. Senin değerlerinden birisi de, hakkaniyette budur.

Sürekli kazanan birisi olmayı istermisiniz? ben istemem. Neden derseniz, bazen kaybetmek gerekir, bununla birlikte kaybeden olmak güce güç katar. Konuyu daha iyi kavramamızı sağlar. Olgunlaştırır insanı acılar. Mesela tuttuğunuz takım, her maçı kazanıyor olsaydı, hele ki deplasman mağlubiyetlerinden sonra dönüşteki o bitmeyen yollar üzerine marşlar nasıl yazılırdı. Ben bunu en çok Adana Demirspor'da yaşadım. Kilimli, Denizli, Konya dönüşlerini hiç unutmam. Daha iki gün önce akşam Samsunspor deplasmanına ne demeli. Ama burdayız yine. Bu sezon başı ile tam 20 yıl geride kalmış. 20 yılda kaç defa direkleri dövüp, Süper Lig'in direğinden dönmüşüz. Olsun yine seviyoruz, Adana'yı...

Röportajın başında zamansız ayrılıklardan bahsettik. Nedir bu zamansız çıkıp gelenler. Bu kelimeyi hayatımızda çok kullanırken, neden hazırlık yapmıyoruz zamana karşı. Veya neden zamanı iyi kullanmıyoruz. Bizden, sizden bir tane var. Ve gün 24 saat, 4 mevsim, 365 gün... Yaşamaya dair tüm güzellikler bizimle. Aslında sahibiz. Neden zamanı gereksiz kullandığımızı ise açıklamasız olarak yapamıyoruz. Boş çalışmalar, boşa geçirilen zaman, süreci etkiliyen diğer faktörler. O zaman hata nerde. Planlama ve programlama olma ihtimali nedir. Bence süreç tam bu noktada başlıyor. Hesapsız basılan deklaşörlerin neler kaybettirdiğini kısa ve öz bir şekilde hesaplamalıyız. Zaman, zaman, zaman. O zaman önemli olan kalıcı şeyler bırakmalı. Elle tutulur. Boşyere basılan deklanşörlerin sonu biliniyor. Zamansız ayrılıkları getiriyor. Fotoğrafın anı ölümsüzleştirmek olduğunu düşünürsek, boşa basılan deklanşörle neyi ölümsüzleştiridğimizi bir düşünün lütfen. Birde dünyayı değiştiren fotoğraflarla, değiştirebileceğinizi, hesap ettiklerinizi.

Sevgili okurlar giden zaman geri gelmiyor. Yaşanmışlığıyla diye başlayan tüm cümlelerde, yaşanılanları ve yaşattıklarını hesap edelim. Öyleyse, en kıymetlimiz zamanı sadece anı ölümsüzleştirmekle değil, planlı programlı bir şekilde kullanmayı hesap edelim. Bu haftalık da ARKA PLAN'dan bu kadar. Haftaya yeni bir Arka Plan'da görüşmek üzere. Sevgiyle kalın.