Iskaladık!

A.Kadir TUNÇER

31 Ağustos 2015 Pazartesi 09:32

Sosyal ve/ya siyasi fanteziden öteye geçmeyen kabullerimiz ve makyajlanmış benimsemelerimizle, inanmış maskesi takınmanın ardına sığınarak, çelişkilerle dolu bir zaman aralığının tam ortasında, “yaşamak” denen garabet bir iklimi soluyoruz!

Ramazanı sadece “perhiz niyetine” tutma anlayışının farklı bir versiyonu…

O kadar basit değil!

Perhizin böylesi de bize göre değil!

Yakışmıyor, yakışık durmuyor, bünyeye uymuyor, sırıtıyor, işi mecrasından çıkarıyor, dağıtıyor sevgi habbeciklerini bir araya getirmek dururken!

Aslında faydalı olsun diye var olan değerlerin içinin boşaltılması ile meydana gelen tablodan; acı, hüzün, parçalanma nidaları yükseliyor! Sessiz bir pandomimi sollayan tiyatral sergilerden gına geldi!

Önü alınması, yeniden test etmekten öte, “format çekilmesi gereken algı ve anlayış” gibi sorunlarımız gittikçe artmaya başladı!

Genel olarak tüm toplum katmanlarımızı ilgilendirse de; asıl muhatap almak istediğim kesim, muhafazakârlıktan öte, “İslami hassasiyetleri” benimsediğini iddia ve reklam eden kişilere yöneliktir.

İnsan ilişkileri noktasında son derece duyarlı ve hassas olması gerekenler; keyfe keder söylemleri su içer gibi içebiliyorlarsa problemlerimizin arka planından habersizler demektir. Israrla takınılan yanlış tutumlar, istikametinde giden suyun mecrasından sapmasına çok büyük katkı koyduklarını hesap etmiyorlar maalesef!

Sevgi, saygı, marifet ve iltifat, kardeşlik, en doğru metodoloji ile anlatma kaygısı gibi değerlerimizin içinin boşaltılması anlamına gelen “ağzına geleni söyleme ve yazma hastalığı”, bugün için oldukça önemli ve dikkate alınması gereken meselelerimizdir. Küçümsemeden yabana atılmaması gereken konular bunlar!

Gerek güncel hayatımızdaki beşeri münasebetlerimizde, gerekse ve özellikle “sanal âlem”deki diyaloglarımızda fecaat derecesinde kırılma, dağılma ve parçalanmalara sebebiyet veren alışkanlıklarımız var! Hiç de rahatsızlık duyulmuyor o kadar!

Çok daha dikkatli ve duyarlı, sabır ve teenni ile hareket eden, başkalarının çirkin senaryolarına alet olmadan doğru ve hakkı en münasip şekli ile anlatan, öneren ve/ya gerekirse eleştiren, nefret ettirmeyen, kırmadan, dökmeden, değerlerimizin içini boşaltmadan “olması gerekeni yazma ve faydalı olanı paylaşma gibi bir derdimiz olmalı!

Mecrasından çıkan eleştirel anlayışlar, yemek, yemek çeşitleri, beş yıldızlı keyif sergileri ve yemek fotoğraflarının yerine, yemeklerimizi, emeklerimizi, sevgimizi, kardeşliğimizi, sabrımızı, vakarımızı, ilim ve irfanımızı paylaşmalıyız!

“Herkesin beğenmesi” nefse hoş gelse de; asıl beğenmesi gerekenin “beğenmesi” daha önemlidir!

Gerçek şu ki;

Yaratılış gayemizi farkında mıyız bilmiyorum ama ıskalıyoruz!

Sevgi ile kalın…

akt

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.