Sevgili dostlar siz Adana'ya hiç öteki kıyıdan baktınız mı? Elbetteki yamaçlarında yüzdüğümüz Seyhan'ın önemi büyük, bununla birlikte ya Yüreğir... Şarkımı, şiirmi bilmem ama Yüreğir birazcık daha az bilinir diğerlerine göre. Halbuki daha 3-5 sene öncesine kadar, Türkiyemin en büyük yüzölçümüne sahip ilçelerindendi. Tuzla girişine kadar Doğankent, Misis, şimdiki Sarıçam sınırları ile Organize Sanayi, İncirlik, Kozanyolu, İmamoğlu sınırına kadar Mustafalar, Hakkıbeyli, hemen haritaya göre bakışta solda Karaisalı sınırları ile Aflak, Çiçekli. Uzar gider koskoca bir sınır. Bugün ise Sarıçam'ın merkez ilçe olmasıyla yinede büyük bir coğrafyaya sahip, birkaç il sınırı kadar geniş bir yapı Yüreğir'de. Yine tarihsel olarak geçiş alanları üzerinde bulunması sebebiyle Yüreğir ilçesi önemli bir kavşak noktası olarak düşünülmektedir. Ya muhteviyatları? düne kadar şehrin en büyük mezarlığı Asri Mezarlık bunlardan birisi. Sabancı ve Has ailelerinin mezarlığının yanı sıra, Yahudi, Hıristiyan ve Musevi kökenli insanların defin yeri olmasıylada, yaşam alanlarıylada bir çok etnik kökenide içerisinde barındıran bir yapıya sahip. Peki ya siz Ali Hocalı'dan koca bir sanayi şehrinin güneşi batırmasını izlediniz mi?

Yüreğir ilçesi adını M.S. 1250-1352 yılları arasında Türk oğuz boyundan Üç Oklara mensup Yüreğir Aşiretinin yerleşmiş olduğu Yüreğir ovasından almış olup 05.06.1986 tarih ve 3306 sayılı kanunla kurulmuştur.İlk ve orta çağda önemli bir yerleşim merkezi olan Yüreğir ilçesi Yakapınar mahallesinde Misis antik kenti, Misis köprüsü, yer mozaikleri, su kemerleri, stadyum, hamam, kervansaray ve mescidi bulunmaktadır.Misis (Yakapınar ) Ören Yeri: Misis antik, Ceyhan nehri kenarında tarihi ipek yolu üzerinde kurulmuş, Adana’dan sonra gelen ikinci bir geçit durumundadır. Misis’in tarihi, antik kentin üzerinde bulunduğu ve neolitik çağ’a tarihlenen höyük ile başlar. Ve yine Köprü hakkında anlatılan hikâyelerden en kayda değer olanı Lokman Hekim'in ölümsüzlük ilacını bulduğu ve bu ilacı yazdığı kağıdı Misis Köprüsü'nde elinden uçtuğudur.
-009.gif)
Misis’i Truva kahramanlarından Mopos’un kurmuş olduğu söylenmektedir. Hitit, Asur, Makedonya ve Seleukosların eline geçmiş, Roma ve Bizans devirlerinde de önemli bir merkez olmuştur. M.S. 8. yüzyıldan itibaren Abbasiler döneminde yeniden imar edilmiştir. 1517 yılından sonra Osmanlı devletinin hakimiyetine girmiş olan Misiste bugün ayakta kalmış olan eserler M.S.4. yüzyıla ait bir bazilikanın mozaik taban döşemeleri, dokuz gözlü bir taş köprü, Akropal’deki surlar, su kemerleri ve hamam kalıntıları ile Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kalan Havraniye kervansarayı ve tek kubbeli mescittir. Yani tüm bunlara göre, bereketli topraklarımızdaki tarihlerden biriside Yüreğir'de yatmaktadır.
-010.gif)
Yüreğir ilçesi topoğrafik açıdan kuzeyde dağlık, güneyde de ovalık alan olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Sarıçam merkez ayrılmadan önce ise dağlık alan daha fazla idi. Ovalık kesimde tarımsal arazilerin fazla olması ve özellikle mevsimlik tarım işçilerinin burada gerek kendi çabaları, gerekse akrabalarının etkisiyle yer alması ile, tarımın merkez ilçeler arasında başkenti diyebiliriz. Fotoğrafik açıdan biz fotoğrafçıların çok fazla ilgisini çekip belgeselleştirilsede, aslında en az , son zamanlarda yaşanan göçmen krizleri gibi ciddi bir konu. Nerden bakarsak bakalım, eğitimde geri kalan öğrenciler, küçük yaştaki işçiler, kadınların erkeklere göre biraz daha ön planda çalışmalarıyla özellikle Suriye'den gelipte 3. hatta 4. evliliklerin yapılmasıyla, çok ciddi bir sorunun temelleri atılmakta. Bakalım hayırlısı, ama birazda biz katkı koymayalım yahu... Bu konu ileride daha ciddi sorunları beraberinde getirecek gibi durmakta. İnşallah yanılırız.

Geçmişte yıllarca Büyüksaat ciğercileri olarak bilinen, Pazar günlerinin vazgeçilmezi, sabah ciğeri kültürünün mimarı KUŞ PAZARI ise artık Yüreğir'de. Karataş yolu üzerinde bulunan bu mistik pazar, Pazar günlerinin vazgeçilmezi. Öyle bir müptelaları var ki, hem ticaret, hem keyif adına pazar sabahını iple çekiyorlar.

Bakın şimdilik, bu yazı itibariyle, son bir konuyu sizlerle paylaşayım. Oğuzların Üçok Damgalı Mezarlığı konusunu. Höyük yüzeyindeki “in-situ” halde bulunan ve höyüğün son katmanı oluşturan mezar taşlarının 1300’lü yıllara tarihlenmesi ve üzerlerinde bulunan damgalar, onları Türk Tarihi açısından vazgeçilmez önem taşımaktadır.Çukurova'da Yüreğir ovası Çaldağı eteğindeki Camili köyünde Üç-Ok Türkmenlerinin yerleşim yeri olan höyük'teki mezartaşı üzerinde üçok damgasına rastlanır. Ramazanoğullarından kalan bu damgalı mezar taşı, Oğuzların Üçok boyu'na mensup olduklarını gösteriyor. Çukurova'yı fethederek Türkleştiren Ramazanoğullarının Oğuzların Üçok koluna bağlı Türkmenlerdir.

Bu yazdığım dört konu Yüreğir adına az bilinen yerlerdir. Ve yine herbirinin içerisinde ne hikayeler gizlidir. Bununla birlikte Üçok Damgalı Mezarlığı adına da hikaye içinde hikayeler gizlidir. Türkmen kızıyla ile Ermeni Kralının oğlunun, bir kuşun ardından başlayan aşk hikayesimi, nasıl Tepebağ'a yerleşildiğimi, ve / veya Osmanlının varlığın nasıl başladığımı, bu mezar taşlarıyla anlam kazanır. Tabi araştırmacılara göre. Ben ise böyle bir yerin varlığını sizlere sadece fotoröportajda hissetirebilirim. Gezmenizi ve araştırmanızı ise şiddetle tavsiye ederim.

Yüreğir elbetteki bunlardan ibaret değil. Höyüğün hemen yanında "SOYKIRIM ÇİFTİLİĞİ" ve bahsedilen mağaralar gibi onlarca kalıntının yanı sıra, yeme içme adına da önemli olup, bizim tabirimizle salaş restaurantlarıylada ön planda yer almaktadır.

Sevgili dostlar bu arada benim 32 fotoğraf dostuyla netleşip, 12 arkadaşımızın sergide yer almasıyla final yaptığım ARKA PLAN Fotoğraf Atölyelerinin ilk basılı yayın organı olan, ÇUKUROVA'NIN GÜLEN YÜZLERİ 1" in basımı tamamlandı. Kitapta da belirttiğim gibi umarım benim ustalarımdan aldığım öncelikle ahlaklı insan olup, hakkaniyetli davranabilme konusundaki değerleri arkadaşlarıma verebilmişimdir. Bununla birlikte bu hafta Mersin Fotoğraf Derneğinde atölyemizin meyvesi olan sergi ve gösterinin yanı sıra, 10 yıllık öykü "MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI" isimli gösterime davetlisiniz. 10 Eylül Perşembe günü saat 18.30'da açılacak sergimiz 15 gün süreyle MFD'de açık kalacak. Sizleride aramızda görmek bizlere mutluluk verecektir.
Hepinize mutlu ve sağlıklı bir yaşam diliyorum, herşey gönlünüzce olsun.
