Ölülere mektup

Sedat MEMİLİ

16 Eylül 2015 Çarşamba 06:00

Ey ruhların nurlandırdığı, karanlık mezarların sessiz halkı...

İster, ahretin kapısında olun, isterse Tanrı Manitu’nun geniş çayırlarında.

Kim bilir bazılarınız, Odin’in vereceği sıcaklığı beklerken bazılarınız da Cennet pınarlarının kıyısındaki varlıklar size haberler getirdim. 

Siz öldünüz!

Kiminiz aydınlanmış bir şehit olarak; kiminiz, leş olarak ayrıldınız bu dünyadan. Nasıl ayrılmış olursanız olun siz öldünüz. Geriye, bir dünya bıraktınız. İşte bu dünyadan haberler getiriyorum size;

Uğruna bütün sevinçlerinizi verdiğiniz mal ve mülkleriniz yüzünden mirasçılarınız arasında sürekli kavgalar çıktı.

Siz onlara miras olarak mal mülk değil, “kin ve düşmanlık” bıraktınız.

Her gün gözlerinize bakıp, ellerinizi tutan ve “seni seviyorum” diyen dul karılarınız şimdi başkalarıyla nikahlı...

Sizin, kendinizi feda ederek beslediğiniz çocuklarınız, başkalarına “baba” diyor.

Hele o, kendinizi bulduğunuz ve karanlık gecelerde duygularını paylaştığınız şiirleriniz, solmuş defter yaprakları olarak, hurdacıların kiloyla sattığı kâğıt desteleri arasında...

Topluma yararlı olur diye kurduğunuz hani o adının başında “aydınlanma” ya da “eğitim” dediğiniz dernek var ya, işte o dernekte şimdi akşamları okey partileri düzenlenip, arta kalan manolarla da sokakta kalmış çocuklara yardım edilmeye çalışılıyor...

Sizlerin ülkeyi pislikten temizlemek için verdiğiniz mücadeleler, şimdi vicdan rahatlatmaya yönelik...

Sen öldükten sonra resmin bir müddet sonra duvardan indi; çünkü yeni gelin, duvarı boydan boya kâğıt kaplattı. Duvar kâğıdı üzerine senin eski siyah beyaz fotoğrafın yakışmadı. Şimdi onun yerinde akşam vakti bir göl manzarası duruyor.

Siz öldüğünüz zaman ağlayanlar, vicdanlarıyla baş başa kaldılar. Vicdanen en rahatsız olan, en fazla ağlayan oldu, senin topraklaşmış bedenini sık sık ziyaret etti. Şimdi yoruldu. Hele mevlüdün giderlerini kendisi karşılamış olduğu için vicdanı rahat. Ve artık senin yerini unutmuş durumda.

Hani kiminizin bir sazı, kiminizin bir cümbüşü vardı. Özel günlerde bildiğiniz üç beş şarkıyı çocuklarınıza söylerken çaldığınız.

Şimdi o sazların yerini hatırlayan yok.

Ektiğiniz zambaklarla mutlu olduğunuz bahçeler, müteahhide verildi. Şimdi o zambak bahçelerinin üzerindeki beton dairelerin duvarlarını zambak tabloları süslüyor.

Çok şey değişti sevgili ölüler.

Hala da değişiyor.

Elbette değişmeyen şeyler de var. Eğer sizlere bir daha mektup yazarsam o değişmeyen şeylerden de söz edeceğim.

Zaman zaman sizleri kıskanmıyor değilim.

Ne mutlu diyorum; bu günleri görmediler. Benden sonrakiler de öyle demesinler diye uğraşıyorum. Ve yine bir gün sizlerin huzur içinde yattığı mezarların önünden geçerken sizlerden utanmak istemiyorum.

Burada sizlere vereceğim daha çok haber var.

Ama sizlerden haber alamıyoruz. Bazıları, sizlerden haber aldığına dair uydurma bir takım şeyler söylese de, elbette inandırıcı değil. 

Sevgili ölüler; benden önce bu sıfatı elde etmiş olanlar hepinize saygı ve selamlarımı sunuyorum.

Ne zaman bilmiyorum ama; mutlaka görüşeceğimizi biliyorum.

Bunun için, karşınızda utanç duymadan durabilmek için yaşamını feda ediyorum.

Edeceğim de... 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.