İnancım odur ki ‘Barış Süreci’ her halükarda, arzu edilen neticeye ulaşacak. Hiçbir irrasyonel mühendislik buna engel olamayacak…
S. Demirtaş her ne kadar zahiren söylem olarak farklı ifadeler kulansa da, batınen çözüm sürecinin başarıya ulaşmaması, PKK’nın silah bırakmaması için elinden geleni yapmakta, her iki durumunda müspet neticeye varmasının, kendisi için felaket olacağına inanmaktadır.
Bu minvalde BDP sınıf sorunu, kapitalist mekanizma içerisinde neticesi olmayan Kürt kimliğine dair hakları merkez alan ve misyonunu bu yolda şekillendirmeye çalışırken sol’un değişik fraksiyonlarını da hala argüman olarak kullanan bir parti kimliğinde.
S. Demirtaş birçok konuşmasında, özellikle altını çizdiği demokrasi vurgusu HDP’yi merkeze oturtup sol siyasetle(milliyetçi sol) birleştirme çabası, içtimai nezdinde bilinilirliği ve kabul görünürlüğü artırmak niyetindeyse de tabanı olan Kürt vatandaşlarının hak ve özgürlük temalı mücadelesini Öcalan’ı ve PKK’yı çözümün tam ortası olan merkeze alarak veriyor olması sözüm ona ‘demokrasi’ taahhüt ve söylemindeki niyeti ve çatlağı su yüzüne çıkarıyor olsa gerek…
S. Demirtaş üst akıl tarafından, A.Öcalan’ı tasfiye etmek için hazırlanmış bir projedir. Lakin bunu söylerken adaletide elden bırakmadan Demirtaş’ın etkili, birikimli, kitleleri sürükleyen hatipliği ve Türk siyasetine katkı sağlayabilecek donanımlı bir kişilik olduğunu yadsıyamayız…
Yukarıda ki satırlarımda hem Demirtaş, Öcalan’ı tasfiye etmek için hazırlanmış bir aday deyip hemde çözümün merkezine Öcalan’ı koyuyor ‘diyorsun’ demeyin… Bu satırlarda herhangi bir Paradoks yok, sadece Demirtaş hala çok iyi biliyor ki; Öcalan’ın tabanda korkunç bir karşılığı var ve şimdilik Öcalan’ın gölgesine sığınmak işine geliyor.