Eğer anlayacaksan...

Sedat MEMİLİ

18 Eylül 2015 Cuma 06:00

Bazı başarılar, onu hedefleyenleri aşar;

Başarmayı kim istemez ki...

Bazen de başarmak, elde edilebilecek en büyük yıkımdır.

Yaşam içinde bir amaç ediniriz. Biz insan olarak o amacımıza “başarmak” gibi bir borcumuz vardır.

Şiddetli arzu, olağanüstü bir çaba ile amacımızın peşinden koştuğumuzda ya yarı yolda bitkin düşer ya da amacımızı elde ettiğimizde sevincini duyamayacak kadar takatsiz olabiliriz.

İnsan amaçlarının değil, yaptıklarının toplamıdır.

Biz büyük amaçlar peşinde koşarken kıyımızdan geçip giden olaylardır yaşam dediğimiz şey.

En büyük hayal kırıklıkları, elde edemeyeceği düşler peşinde koşanların payına düşer.

Bundan daha büyük bir hayal kırıklığı ise, elde edilen düşler için harcanan çabanın yaşamımızdan neler götürdüğünü anladığımız an başlar.

Eğer meşaleyi kapıp öne düşmüş isek;

Birinci erdem, o meşaleye layık olan liyakati gösterebilme yeteneğimizden emin olmalıyız...

Bu kendinden feda edişi değil, kendini buluşu gerektirir.

Meşaleyi eline alan hiç kimsesin meşaleyi yarı yolda bırakma lüksü olamaz. O zaman daha başlamadan meşaleyi götürebileceklere emanet etmek gerekir.

Bu da ikinci erdemdir.

*

Bazen başarı, onu elde edenden bir bedel ister. Örneğin mutluluğunu... Örneğin kendi başına kalabilme özgürlüğünden yoksun olmayı... Örneğin kendi erdeminin sesine kulak tıkamayı... Ama bunun karşılığında başarının ödediği bedellerde vardır. Bir sıfat kazandırır. Belki de ekonomik bir güç... Dünyayı değiştirmeye gücün olduğuna inandırır... Belki sayamadığım daha bir çok bedel.

Hayatın kaç lira eder?

Sana verilecek bir sıfat için senden istenenleri koşulsuz vermeye hazır mısın?

O zihninde tasarladığın büyük planlar, acaba ne kadar büyük? Ya da gerçekten büyük mü?

Şöyle elindeki meşalenin ışığını bir kontrol et.

Kaç kişi aydınlanıyor?

Kaç can o aydınlıkta kendi gelecek ve umutlarını görüyor?

Herkesin düş kurma özgürlüğü vardır; ama hiç kimsenin kendi ihtirasları için başkalarının geleceğini karartma özgürlüğü yoktur.

Başarının büyüklüğü, onu kontrol altında tutmayla orantılı olmalıdır.

Dünyaya felaket getirenler, başarılarını kontrol altında tutamayıp onun altında ezilenler yüzünden olmuştur.

Her başarının içinde, onu elde edene düşman olan ve kin besleyen bir kötülük bulunur. Bu kötülük, ışıltılı sıfatlar ve göz kamaştıran iltifatlar içinde gizlidir. Ve bu kötülük, başaranın saklamaya çalıştığı zayıflıkları ile beslenir.

Gerçek başarı içindeki bu zayıflığı yenebilmektir.

Tiangtong şöyle dedi; “Eğer anlamamışsan, çevrendeki her şeye karışırsın.”

Usta Yunmen karşı çıktı; “Eğer anlamışsan, çevrendeki her şeye karışırsın”

Ey meşaleyi kapanlar, kapmaya çalışanlar.

Eğer anladıysanız; Ya da anlamadıysanız...

En bahtsız insan kendi zaferinin mağlubu ve tutsağı olandır.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.