Geleceğimizi belirlemede kesin ve önemli bir ölçüt olan benimsemelerimiz / tercihlerimiz ile ilgili olarak, sıklıkla hatırlatmalarda bulunduğum malumunuzdur.
Hayatımızın en önemli dönemeçlerinde tercihlerimiz açısından karar verirken kullandığımız, geleceğimize ilişkin aldığımız kararların altına vurduğumuz mühür yerine geçen kesin ve son ifadelerdir “Evet!” ve “Hayır!”
Mutluluk adına kabullerimizin altına attığımız “iyi günde ve kötü günde” çağrısı bile mühür altına alınıyor “Evet!” ile… Söyleyiş biçimlerindeki ses desibellerinin şiddeti kimileri için değişik olsa da maksat değişmiyor!
Öteler ötesinde de karşımıza çıkacak sorularımızın kısa ve net yanıtlarıdır “Evet!” ve “Hayır!” yüklü cevap ve benimsemelerimiz!
Ezcümle;
Hayatımızın birey ve toplum olarak vazgeçilmezi olan başta din ve vicdan özgürlüğü dâhil, düşünce ve sair, birey ve toplum yararı içeren özgürlüklerimizin genişletilmesine “Evet!”
Vesayetlerin kökten tedavülden kaldırılmasına “Evet!”
Devletin milletiyle kucaklaşıp helalleşmesine, önce insan düşüncesiyle, mağdur ve mazlumların hamisi olmaya “Evet!”
Her türlü kirli ittifak ve fosseptik kokulu senaryolara karşı uyanık ve karşı duruşa “Evet!”
Birliğimizin çimentosu olan kardeşliğimizin içinin boşaltılarak parçalanmamızı planlayanlara karşı mücadele etmeye “Evet!”
Bariş ve kardeşliğe “Evet!”
‘Öteler ötesi kaygısı’ taşıyan bütün öneri ve samimi çabalara “Evet!”
Irkçılığın her türlüsüne, musluklardan kan akıtma pahasına şantajla menfur bir gelecek devşirenlere, sorumsuz siyasetçilere, emperyal düşüncelere güdümlü medya kuruluşlarına, kardeşi kardeşle çatıştırma anlayışlarına, dezenformasyon yüklü algı operasyonlarına, ahlaki yozlaşmaya ve buna çanak tutanlara, toplum ve ülke olarak bizleri itibarsızlaştırma gayreti içinde olanlara “Hayır!”
Hepimiz için cehennem demek olan “istikrarsız bir hedefe” “Hayır!”
Her türlü haksızlığa “Hayır!”
Ağzına geleni ölçüp tartmadan, pervasızca hareketle, makam hakkını suiistimal ederek her şeyi söyleme hakkını kendinde görme anlayışına, kibir ve cehalet yüklü söylemlere “Hayır!”
Milletin aklı ile alay edilmesine ve küçümsenmesine “Hayır!”
Ve terörün “her türlüsüne” “Hayır!”
Bizi uygarlığımızdan alıkoyan Batı/lılaşmaya, mültecilere çelme atan ve kan kusturan Batı bataklığının müzmin yöneticilerine, kula kulluğa, bölünüp parçalanmaya, değerlerimizden uzaklaştırılmaya ve
Tüm olan bitenler arasında konjonktüre mahkûm edilen Kudüs’ün ve Gazze’nin tutsaklığına “Hayır!”
Ne “evet”lerimiz, ne de “hayır”larımız bunlarla sınırlı değil!
Devamını siz getirin!
Sevgi ile Kalın…
akt