Dostluk üzerine

Sedat MEMİLİ

23 Eylül 2015 Çarşamba 06:00

"Ben" ile "kendim" daima başbaşayızdır.

Çünkü benim de kendimin de asla ihanet etmeyecek dostluklara ihtiyacımız vardır.

Kendine yetmeyen veya kendisiyle baş başa kalmayı bilemeyenler için dost daima üçüncü şahıstır. Oysa üçüncü şahıs kişinin derinliğini önleyen büyük bir engeldir.

Ne kadar çok üçüncü şahıs varsa, o kadar kendi kendinizle baş başa kalma derinliğinden uzaklaşırsınız.

Bu üçüncü şahıslara "panayır sinekleri" der Nıetzsche.

Kişi ne kadar kendinden uzaklaşırsa o zaman panayır başlar.

Yalnızlık ve kendine yeterlik, sineklerin vızıltısıyla dolmuş panayırları önler.

Maalesef halkımızın sayısı azımsanmayacak bölümü, yalnızlıktan korkar. Ama yanılıyor olabilirim; belki de kendisiyle baş başa kalmaktan korkar. Her iki halde de üçüncü şahısların insafına yani dostluğuna teslim olur.

Bir dostuna ne denli yürekle bağlanırsan o denli düşmanlığına hazır olmalısın. (ben ile kendimi ayrı tutuyorum)

Dostluk, yazılı olmayan karşılıklı bir ateşkestir.

Ve dostluklar, savunma mekanizmalarının yok edilmesidir.

Karşılıklı ilişkilerde savunma mekanizmaları ne denli terk edilmişse, dostlukların o denli "sağlam" olduğu kabul edilir. Ve her insan karşısındakine bir savunma mekanizması geliştirir. Sadece annesi için böyle bir savunma mekanizması yoktur. Çünkü insan annesinden kötülük beklemez. Babasından mı? Bekler.

Ayrıca insanlar, tanışma aşamalarından itibaren savunma mekanizmalarını ya geliştirirler veya dumura uğratırlar. İşte ilişkilerimizde savunma mekanizmalarını kaldırdığımız kişilere dost diyoruz; yani kötülük beklemediklerimiz.

Oysa bütün yıkımlar, bütün ihanetler ve gözyaşlarının kaynağı, kötülük beklemediğimiz dostlarımızdan gelmiştir.

Peki herkes düşman mıdır? Herkesin düşman olduğu yerde savaş olmaz.

Savaşların kaynağında, dostluklar, kardeşlikler vardır.

İlk Cinayet'e baktığınız zaman ne demek istediği daha iyi anlaşılır.

Bu örnek yetmedi mi?

O halde dikkat edin;  İlk Yalana bakın kim söylemiş? Veya ilk doğruyu?

Bilme ağacı neden yasak?

Düşmanının içinde dostluk ararsan bulursun; biraz sıyrıl ihtiraslarından, kıskançlık ve kininden bir de öyle bak düşmanına; içindeki dostluğu görebilirsin.

Ama dostunun içindeki düşmanı asla göremezsin.

Tutkuların ve hırsların, düşmanına karşı gözlerini açık; dostlarına ise kör yapar.

Dostluk körlüktür.

Yine de çoğu zaman "yaşasın körlük!" diyorum.

Daima ayık ve zinde duramam ki...

Bazen kendimi aldatıcı bir uykunun kollarında hissetmek istiyorum; dost bunun için gerekir.

Bu yüzden benim en yakın dostum kendimdir.

Biliyorum, beni ölüme kadar yalnız bırakmayacak ve hatta belki de ölümüme eşlik edecek.

Ben, kendimle birlikte yaşamın bütün acı ve sevinçlerini birlikte yaşadık.

Bazen sitem ettik, bazen kavga ama hiç ayrılmadık.

Nerede böyle beklentisiz dostluklar.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.