Başta Şoförler Odası Başkanı olmak üzere yetkililerin bir çoğuna soruyorum:
Hiç Halk otobüslerine biniyor musunuz?
Veya en son ne zaman bindiniz?
Halk otobüslerini kullanan öyle insanlar var ki inanın ayakkabımı bile teslim etmem ama canımı teslim ediyorum.
Elbette hepsini kastetmiyorum.
Aralarında ahlaki değerlere ve insani davranışlara sahip olanlar var. Zaten kişiliklerine diyeceğim söz yok ama, otobüse bindiğim zaman gördüklerimi size anlatıyorum.
Bazılarında hala arabesk müzikler var; sabah sabah uykulu ve öfkeli bakışlar…
Traş bir karış, gözler sabit bakışlı, hareketler sinirli…
Ve elleri sürekli klaksonda…
Yolcu indirirken veya bindirirken, araç sollarken, durup kalkarken bu kadar klaksona ne gerek var kardeşim…
Sevgisini de klaksonla anlatıyor küfurunu de…
Yolcu neredeyse orada durup onu aliyor
ama yolcu istediği yerde inemez; şoför efendi keyfi geldiği yerde indirir.
Bunları kim denetliyor…
Geçen gün Mavi Bulvar’dan araca bindim, ileride kırmızı ışık var, araç kuyruğu uzun. Üst geçide giderken halk otobüsü kaldırımdan yol aldı ve en öne yandan yanaştı, millet hop mop demeye kalmadı bu kendini savunuyor:
“Ne yapayım kardeşim, dakkkam bitiyor…”
Kim denetliyor, nasıl denetliyor? Bazen, köşe başlarında tuzak kurar gibi trafik denetimi.
“Hop!”
“Buyur abi”; “Ehliyet ruhsat”, “tamam abi” eh bu kadar.
Bu araçların lastikleri, frenleri, canımızı teslim ettiğimiz şoförlerin disiplini, kontrolü hak getire…
Şu an Adana Esnaf Odaları Başkanı yıllarca Şoförler ve otomobilciler oda başkanlığını yaptı.
Kendisini göreve çağırıyoruz.
Binin kardeşim otobüslere.
İnsanların nasıl işkence çektiklerini görün.
Yazıktır, günahtır…
Kimler bizim canımızı yüklenip taşıyorlar; birbirlerini geçmeye çalışırken o şoförlerin girdiği ruh halini görünce ben gizli bir katil görüyorum.
Ankara’da yaşanan talihsiz olay – Allah göstermesin – Adana’da da yaşanırsa kimse sorumluluğu birbirine atmasın.
Araba devrilmeden yol öneriyorum.
Adanalı bunları hak etmiyor…