Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hesabındaki 23 milyon lira kayıpmış. Olay Sayıştay’ın raporu sonrası ortaya çıkmış.
Diyanetin kayıp paranın akibeti ile ilgili açıklaması ilginç;
“Seneye bilgi veririz.”
İyi ki, “Biz hesabımızı ahirette veririz” dememişler.
Diyanet İşleri Başkanlığı bu ülkenin en üst düzey dinsel kurumu. Halkın dinsel anlamda bilgilenmesini sağlayan, dinsel konularda fetva veren bir devlet kurumu. 5 milyar lirayı geçen bütçesiyle birçok bakanlığın üstünde parası olan bir yapı.
Nasıl yaptılarsa milyarlarca liralık bütçeyi de aşıyorlar ve 23 milyon liranın hesabını veremiyorlar. Bu insanların şimdi İslam’la ilgili söylediklerine nasıl inanalım.
1 milyon liralık makam arabasıyla gündeme gelen Diyanet İşleri Başkanlığı şimdi de kayıp 23 milyon liraya Türkiye gündeminde.
Bunlara sorsanız şimdi Hz. Peygamber’in nasıl mütevazı yaşadığını, kul hakkına nasıl değer verdiğini, “işçinin ücretini alın teri kurumadan verin” dediğini ve “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diye hadis olduğunu anlatırlar.
Yaşantılarına ve kurumu nasıl yönettiklerine bakarsanız da söyledikleri ile yaptıkları arasındaki derin çelişkiye ağzınız açık kalarak tanık olursunuz.
Nereden tutarsanız elinizde kalır.
İster devlet ciddiyeti açısından bakın...
İsterseniz dinsel açıdan bakın...
Artık İslam Dini’nin değil, siyasi iktidarın sözcüsü durumuna gelmiş olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yeniden yapılanması şart olmuştur. İslam adına belirli bir mezhebin temsilcisi konumundaki kurum gerçek anlamıyla işlevini kaybetmiş, partilerüstü yapısından uzaklaşmış ve ahlaki bakımdan da halk nazarında güvenilirliğini zedelemiştir.
Halkın parasını nereye harcadığının hesabını vereme ve “Seneye hesaplaşırız” ciddiyetsizliği ile Sayıştay’ı oyalama yoluna gitmenin hiçbir gerekçesi olamaz.
Son olayla birlikte Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) artık DİP yapmıştır...