Veda Hutbesinde 7-8 yerde, paragraf başlarında geçen “Ey nâs: Ey insanlar!” deyişi, tüm insanlığa hitaptır. Hutbenin evrensel yönüne işarettir. Bu ifade ile sadece orada bulunanlar değil, olmayanlara da hitap edilmiştir. Her inançtaki insana, her cinse, her renge, her ülkedeki insana, inanmışa-inanmamışa, farklı din ve inançtaki insanlara "insan olmanın ortak temelinde" hitap etmektedir. Bu, "insani ortak yaşama ilkeleri"dir, insan cemiyetinin ana kurallarıdır. Her din ve inanç bu ana ilkelere ve kendi yöntemlerince uymalıdır.
Veda Hutbesinde Hz. Peygamber, insan-İlah ilişkisine, Allahın kudret ve hikmetine, kadın-erkek ilişkisine, ahlaki ilkelere, toplumsal beşeri münasebetlere, ticarete, çalışma hayatına, ekonomik ilişkilere temas etmektedir. Bunlar, eşitlik, hak ve adalet temelindedir. Cahiliye döneminin, soy-sop ve ırki üstünlük iddialarını red etmiş, farkın "takva"da olduğunu buyurmuştur.
Veda Hutbesinde dini ve sosyal hayat ilkeleri şöylece özetlenmiştir:
1- Herkesin can, mal ve namusu güvendedir. Zalim ve zulme alet olma.
3- Bütün Müslümanlar kardeştir.
4- Borçlu, anaparayı iade edecek ve faiz ödemeyecektir.
5- Kan dâvâları sona ermiştir. Şahıs, kendi başlarına cezalandırma yapamaz.
6- Kadınlar, erkeklerin hayat arkadaşlarıdır, iyi muâmele edilmelidir. Kadın erkeğe tabi kılınmıştır. Mecbur kalınırsa insaf ölçüsünde zor kullanmaya izin verilmiştir. Kadının, kocasının döşeğini ve malını koruması emredilmiştir.
7- İnsanlar, ırk ve renk farkı gözetilmeden birbirine eşittirler.
8- Yalan söylemek, emanete hıyanet ve zina yasaklanmıştır.
9- Hz. Peygamber, müminlere iki emanet bırakmıştır: Biri Kuran-ı Kerim ve diğeri Hz Peygamberin "ıtreti, Ehl-i Beyt"dir (Sekaleyn).
10- Emânetler, mutlaka sahiplerine iade edilmelidir.
Hutbe bütünüyle bir insanlık Haklar Bildirisidir.
*
İnsan Hakları Beyannâmeleri
İnsan Hakları Beyannamesinde genel Hükümler
1. Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.
2. Herkesin; ırk, renk, cins, dil, din gibi farklar gözetilmeksizin beyannamedeki tekmil haklardan yararlanma hakkı vardır.
3. Yaşama hürriyeti ve şahsi emniyet, herkesin hakkıdır. Hiç kimse kölelik ve kulluk altında bulundurulamaz. Kölelik ticareti yasaktır.
4. Hiç kimse işkenceye, zalimâne, gayr-i insani, haysiyet kırıcı cezalara ve muamelelere tâbi tutulamaz.
5. Kanun önünde herkes eşittir. Herkesin uğradığı kanundışı muameleden dolayı millî mahkemelere müracaat hakkı vardır.
6. Hiç kimse keyfî olarak tutuklanamaz, sürülemez, alıkonulamaz. Herkes haklarını bağımsız mahkemelerde savunma yetkisini haizdir.
7. Herkes; kanunen suçu sabit olmadıkça, masum sayılır. Hiçkimse, kanunun suç saymadığı fiillerden dolayı cezalandırılamaz. Herkesin meskeni, aile hayatı, yaşayışı her türlü tecavüzden masundur.
8. Seyahat serbesttir. Zulüm karşısında başka milletlere iltica hakkına haizdir.
9. Her şahıs fikir, vicdan ve din hürriyetine maliktir. Din veya kanaat değiştirmek, dinini tek veya toplu olarak açık veya özel surette öğretim, tatbikat, ibadet veya ayinlerle açıklamak ve yaşamak hakkına sahiptir.
10. Herkes kanun dairesinde seçme, seçilme hakkını haizdir. Her şahsın eğitim hakkı vardır.
11. Herkes başkalarının hürriyet hududuna kadar hak ve hürriyet sahibidir.
[M. Fatih Aydın: Veda Hutbesi'nden İnsanlığa Mesajlar, Köprü Dergisi, Güz 2002, 80. Sayı]
*
Medeniyetin bu aşamasında her insanın sahip olduğu doğal haklar böylece özetlenmiştir. BM, bu ölçüleri esas alarak devletler üzerinde hakka riayet bakımından gözlemci olmakta ve müeyyide uygulamaktadır.
Bu bildirilerde belirtilen esas hususlar, Veda Hutbesinde de vardır. Ancak günün koşullarına göre ilaveler yapılmıştır. Bu da normal ve gereklidir. Özellikle Köleliğin ve Köle Ticaretinin yasaklanması bir devrim niteliğindedir.
Bugünkü insanlık uygulamasında, dini ve seküler toplum düzenlerinde de maalesef teori ile gerçek arasında derin farklar vardır. Bu ihlal olayları, tarih boyunca yaşanmıştır. Din ve yasalar bir yanda; hükümdarların uygulamaları, tercihleri öbür yandadır.
İnsanları adil ve vicdanlı olmağa zorlayan güç, din-iman ve yasalardır. Bunun aslına varmak bakımından insan haklarını bilmek ve bunlara sahip çıkmak zorunludur.
Hz.Ali diyor ki, "Zulüm iki başlıdır, bir uçta zalim ve öbür uçta mazlum vardır. Zulüm varsa, zalim kadar mazlum da suçludur. Çünkü zulüm yapılmasına direnmemiş, onu kabullenmiştir".
Öyle ise insanlık, özgür olmak için direnmeli, haklarını bilmelidir.