Düşlerin parlayıp söndüğü yerde.
Buluşmak seninle bir akşam üstü.
Umarsız şarkılar dudağımda bir yarım ezgi.
Sığınmak gözlerine, sığınmak bir akşam üstü.
Gözlerin bir çığlık, bir yaralı haykırış.
Gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi.
Ellerin bir martı telaşlı ve ürkek.
Ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken.
Bir orman bir gece kar altındayken.
Çocuksu, uçarı koşmak seninle.
Elini avcımda bulup yitirmek, yitirmek.
Sığınmak ellerine, sığınmak bir gece vakti.
Ellerin bir martı telaşlı ve ürkek.
Ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken.
Gözlerin bir çığlık, bir yaralı haykırış.
Gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi.
Bir kenti böylece bırakıp gitmek.
İçinde bin kaygı bin bir soruyla.
Bitmemiş bir şarkı dudağımda bir yarım ezgi.
Sığınmak şarkılara sığınmak bir ömür boyu...
Bendeki seni anlatan en güzel şarkılardan bir tanesidir “GÖZLERİN”...
Ne zaman sana olan özlemim artsa iki arada bir derede kıyıda köşede, kapı arkasında Gözlerimi kapayarak seni dinlerim sessizce.
Düş gibi başladı seninle her şey
Bir akşamüstü
Yağmur yağmakla yağmamak arasında direnirken
Dolunayın muhteşem görüntüsü bulutlarla sevişiyordu sanki
Ay ay değildi
Ben ben değildim.
İlk defa dolunay görmenin verdiği sarhoşluk gibiydi beni saran sıcak kolların
Çırılçıplak kalmış duygularım gibiydi dudaklarım
“Gözlerin”
Gözlerimdeki sessiz çığlıklara benziyordu.
Yarım kalan “ben” gibi
Boğazımdan çıkmayan direnen kelimelerim gibi
Sevdam gibi
Dudağımızda söylenememiş sözlerin yarım ezgisi
Var mısın? Yok musun?
Diye soruyordu yüreğimize
Varken yok, yokken var olmanın tedirginliği ile
İkimizde de cevap yoktu.
Eksik olan biz gibi
Çocuk saflığı ile severken birbirimizi
Uçarı duygular düşlemiştik
Ben ömür boyu ellerini tutmayı
Sen benimle 10 dakika uyumayı
Kış bitti, yaz bitti
Sana her kavuşmam bayram
Yokluğun sarı sonbaharın hüznüydü
Sensiz saatlerde yüzleşirken sevdamla
Yüreğim şehri terk eden martılar gibiydi
Günleri gecelere yarım kalmış sözcüklerinle birleştirdim
Tam olamayacağımızı bile bile
Yasaklarla besledim sevdamı
Kör karanlık kuyuya atılan “ŞEMS” miydim
Yoksa aşk’a tutsak mıydı yüreğim?
Düşlerin parlayıp söndüğü yerde
Düş gibi başladı her şey bir akşamüstü
Dolunayın bulutlarla sevişmesi gibiydi bizim sevdamız.
Sığınmaktı şarkılara sığınmaktı bir ömür boyu.