Barış bombalandı hem de Ankara'da

Dr. Ömer ULUÇAY

15 Ekim 2015 Perşembe 07:00

Barış Mitingine katılacak kitle, Ankara Garı önündeki meydanda toplandı. Günler öncesinden İdari Makamlardan izin alındı. Mitingin selameti için yapılacaklara yardımcı olundu. Devlet toplantı yerinin ve gelenlerin güvenliğini sağlamak, olacak hastalara ulaşmak için kalabalıkta koridorlar açacak, gelenleri üst-eşya taramasından geçirecek, olabilecek saldırılar için önlem alacaktı. Bu her zaman böyledir.

Böyledir de Suruç’ta canlı bomba kalabalığın içinde patladı ve beraberinde 32 kişi şehit düştü. Bu yetmedi, Haziran seçimlerinde HDP’nin Diyarbakır Mitinginde yine bomba patladı ve 4 kişi şehit oldu.

Daha önce, Reyhanlı’da bomba patlamış insanlarımız şehit olmuşlardı.  Bu olaylar hakkında yayın yasağı getirildi. İşin sonu nereye vardı, kimsenin bildiği, açıkladığı yok. İnsanlar kör ve sağır bırakılmakta, olayın unutulması istenmektedir.

Her olayı, daha ağır olan bir başka olay izlemektedir.

*

10 Ekim 2015 tarihinde yapılacak EMEK-BERIŞ-DEMOKRASİ MİTİNGİ için Türkiye’nin her bir yanından insanlar, iç ve dış çatışmayı sonlandırmak amacıyla Ankara’da Sıhhiye Meydanında büyük bir toplantı tertiplediler. Katılımcılar Ankara Garının önünde toplanıp, yürüyüş kolunda saat 10.00 da Sıhhiye Meydanına akacaklardı. Yoğun kalabalık ortamında saat 09.00 peş-peşe iki bomba patladı ve Ortalık can pazarına, savaş meydanına döndü. Olay yerinde 60 kişi hemen vefat etti, diğer ağır yaralılarla 128 kişi şehit oldu ve yüzlercesi yaralandı. Yaralılardan vefat edecekler bu sayıya dâhil değil.

Olayın paniği içinde toplumda bir dağılma oldu. Sivil polisler görülmedi, üniformalı-techizatlı olanlar uzakta kaldı. Krizi yönetmek konusunda bir kargaşa yaşanıyor: Ambulanslardan önce zırhlı asayiş arabaları geliyor. Kimi katılımcı ve paniklemiş insanlara gaz sıkıyor, kimi su sıkıyor, bazısı ambulansların gelmesine engel oluyor.

Herkes bildiğini ve gördüğünü söylüyor. Bunun için de şayia artıyor. Bir yetkili meydana çıkıp sakinleştirici bir konuşma-açıklama yapmıyor. Hastaneler böylesine kalabalık bir toplantının hasta ve yaralılarını karşılamak için önceden hazırlanmıyor. Ancak, kısa zamanda sağlık ekibinin toplandığı ifade ediliyor. İyi, güzel de, bu ekibin önceden hazır beklemesi ve iş selamete erince serbest bırakılması gerekirdi. Bir diğeri, kan anonsları. Allah aşkına, hastane önünde kan grupları sayılarak acil ihtiyaç anons ediliyor ve diğer yandan Kızılay yeterli kan stokunun olduğunu bildiriyor. Yetersiz bir durum ve koordinasyon yokluğu. Sağlık Bakanı(Dr. Mehmet Müezzinoğlu) açıklamasında, olay yerinde ölenleri söylüyor, bir kısmının ameliyathanede ve yoğun bakımda bulunduklarını bildiriyor. Yani toplam vefat sayısını bildirmekten kaçınıyor, bu da güvensizlik yaratıyor. Nitekim bildirilen vefat sayıları ile resmen açıklanmış sayılar arasında çok fark vardır.

Sağlık, İç İşleri, Adalet Bakanları ortak bir toplantı yaptılar. İçişleri Bakanı (Selami Altınok) emniyet ve istihbarat yetmezliğini olmadığını, Gar önünde polis kontrol barikatının bulunmadığını, ancak Sıhhiye Meydanında polis kontrolünün yapıldığını söyledi. Bu büyük bir açığa işaret etti. Bunun üzerine bir gazeteci istifa edip- etmeyeceğini söyledi. İçişleri Bakanı, asayiş yetmezliğin olmadığını söyleyerek soruyu geçiştirdi. Bu soru sorulurken Adalet Bakanı (Kenan İpek), müstehzi bir eda ile gülüyordu. Bu tablo izleyenlerin kalbine dokundu ve tepkiler yağdı.

Cenazelere kimlik tespiti yapıldı, tabutlandı ve Sıhhiye Meydanında Şehitleri Anma ve Uğurlama Merasimi yapıldı. Meydanda gözyaşı, öfke ve kırık umutlar vardı. Birlik ve dayanışma vurgulandı.

*

Ankara’da Barışın Bombalandığı gün, PKK-KCK tek taraflı eylemsizlik ilan etmişti. Buna rağmen bomba patladı, Doğuda ilçe merkezlerinde sokağa çıkma yasağı ve çatışmalar devam ediyordu. Türkiye’nin savaş uçakları Kandili bombalıyordu. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan tek taraflı eylemsizlik açıklamaları için “karnımız bu laflara tok” diyordu.

Türkiye sathında HDP mensupları başta olmak üzere siyasi tutuklamalar devam ediyor. Demirtaş, bu olayda devleti suçlamakta ve Başbakan liderlere yaptığı görüşme çağrısını Selahattin Demirtaş’a yapmadığını açıklıyordu. Devlet Bahçeli, görüşmeyi ret etti ve sadece Davutoğlu-Kılıçdaroğlu görüştüler. Kılıçdaroğlu, birçok istekleri yanında, Demirtaş’ın dışlanmamasını, Adalet ve İçişleri Bakanlarının istifasını istemişti. Bunlardan bir sonuç alınmadı. Devlet, üç günlük yas ilan etti.

Bu hayın, tuzak, toplumu bölme amaçlı bombalama neticesi ölü canlar (cenazeler), kırk il merkezine dağıldı. Buralarda da cenazeleri karşılama, defin etme, anma merasimlerinde konuşmalar yapılmaktadır.

Bu kara ve kanlı gün, nasıl aydınlanacak görelim. Bu da geçer… Umudumuz yarına…

Vefat edenlere Allahtan rahmet, yarlılara şifalar, ailelere ve hepimize sabırlar diliyorum.

Unutmayalım ki  “söz dokuz boğumdur”. Söyleneni kulak işitsin.

*

ANKARA BARIŞ ŞEHİTLERİNE AĞIT

 

Türkiye’yi kurduk, hep beraberdik, can ile kan ile

Mustafa Kemal Ankara’ya ilk gelende

Seğmenler ona “hoş geldin” demişti

Gar önünde, işte bu meydanda

 “Yurtta barış, cihanda barış” demişti herkese

Barış istedik Mustafa Kemalin Türkiye’sinde

 

Şimdi etrafımızda ateş çemberi ve içerde kol gezer ölüm

İtirazımız vardır mevcut düzene, kardeş çatışmasına

Hep birlikte, kardeşçe ve demokrasi içinde

Sesimizle, rengimizle var olmaktır dileğimiz, ülkemizde

Kopup geldik her birimiz Anadolu’nun bir yanından

Sanırsın kuvva-i milliye, kuvva-i cumhuriye,

Dört bir yanda rağbet var hasret var akın var demokrasiye

 

Halk biziz, haklı biziz, sesimiz Hakkın sesi, özgürlük emelimiz

Emperyale karşı var oldu ülkemiz, başkasına asker değiliz

Türkiye’nin dört bir yanından ırmaklar aktı Ankara deryasına

Hıyanet bombasıyla Gar Meydanı döndü kan deryasına

Bedenimizin parçaları dağıldı dört bir yana

Bir sevgili düştü bu yana, öteki öbür yana

Kalbim çarpıyor hala ölü canlar arasında

Ölüm bizim, hak bizim, ülke bizim, halk bizim

Ben ölmüşüm ne gam, gelen evlatlar bizim

Kesilmez hak ve hürriyet avazım

Ben halkım, ben hakkım, zalime olmaz minnetim

 

İki bombalı hayın elinden yüz otuz can

Barış ve Özgürlük Meydanında

Ankara Garında 10 Ekim 2015 yılında

“Bizler gider olduk, kalanlara selam olsun!”

 

Yol açık, yürek açık, alın açık, yolcuyuz, kardaşız, haklıyız

Zalim ve münkir idare düşecek, yarınlar bizim olacak

Selam size dostlarım selam size!

 

Dr.Ömer Uluçay, 12 Ekim 2015

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.