Bir hayal kırıklığı fırtınasıdır esip duruyor…
Bir gözyaşlarıdır, akıp duruyor…
Neden? Halk tercih etmiş. Halkın mutlu olacağı bir tercihi varsa, senin benim yapacağımız şapkamızı çıkarıp selam vermek ve halkı anlayanlara saygı duymak.
Ben mutlu oldum mu? Hayır.
Ama ağlamıyor ve karalar bağlamıyorum.
Sadece biraz daha köklü düşünmeye çalışıyorum.
Fenerbahçe’nin eski bir futbolcusu vardı: UCHE…
Hayranlığımı hak eden bir futbolcuydu.
Fenerbahçe’nin en kritik maçlarında, eğer takım yenilmişse, futbolcuların çoğu, çimi döver, kendini yere atar, tepinir, bağırır çağırır ve ağlardır. Ama UCHE takımı yenilmiş olsa bile ağzında sakızı gayet kendinden emin sakız çiğneyerek soyunma odasına giderdi.
Çünkü o biliyordu ki, üzerine düşeni yapmıştır ama takımı yenilmiştir.
Dikkat edin oyun esnasında hata yapan, fırsatları değerlendiremeyen, görevini iyi yapamayanlar daha çok bağırıp sızlarlardı.
AK Parti kazandı.
Ey ağlayanlar, morali bozulanlar, oturun kendinize şöyle bir bakın.
Sizin istedikleriniz halkın istedikleri miydi?
Halk hangi yaşam biçimi istiyor ve siz hangisini öneriyorsunuz?
Halkın gündemi doymak mıydı yoksa hırsızın peşinden koşmak mıydı?
Evde yangın varken, kim piyano çalıyordu?
Evdeki yangını söndürenin hırsız mı uğursuz mu olduğuna halk bakmadı. O yangını söndürmek için hortumu elinde tutanın peşinden gitti.
(Bana fikrimi sormayın ben söyledim: Halk kendi sonu ve felaketini seçmiştir. Dedim)
Ama bir yandan da şöyle düşünüyorum.
Oyu verecek olan halk.
Ya ben onu anlamadım veya kendim anlatamadım.
Konu ne olursa olsun. Bir seçim yapılmıştır ve bir hükümet oluşacaktır.
Şimdi bizim yapacağımız, eğer bu hükümet “Şeytana lanet” deyip gerçekten geçtiğimiz yıllardaki hatasına devam etmeyecekse ne ala…
Eğer yine o hatalarına devam ederse de biz de yine muhalefetimize devam edeceğiz; ama bir farkla;
Ders almış olarak,
Eksiğimizi görerek,
Samimi olarak,
Yoksa hazır, AK Parti hükümetlerinin açtığı günah çeşmelerinden testisini doldurmaya çalışarak bu sisteme muhalefet edilemez.
Ne mi demek istedi?
Güldürmeyin beni. Çevrenize şöyle bir bakın, şarıl şarıl akan günah çeşmesinden testisini dolduran doldurana…
Testi doldurma gayretiyle bu sistemle mücadele ettiğini zanneden aman ha aman sonuçlar için ağlamasın.
Eğer davanız günah çeşmesini kaldırmak olsaydı başarı şansınız yükselirdi; ama günah çeşmesini paylaşma kavgası olan seçimleri kaybettiniz…
Bu nedenle “Türkiye Kaybetti” diyorum; siz kazansaydınız bile aynısını söyleyecektim.
Söyledim zaten.