Bir trajedi ve ihanetin adı cemaat!

Mahmut KORKMAZ

10 Kasım 2015 Salı 06:00

Adı cemaat; bir trajedinin adı.

 

Bir aldanışın, aldatılmışlığın öyküsü.

 

Allah'ın, peygamberin adı ile yüreklerin kan ağlamasının hikayesi.

 

Adı cemaat, sadece adı cemaat.

 

Bir kuşağın yıkılışının, enkazının doğum ve ölüm yeri.

 

Zehrin altın kupalarda sunulduğu sanal illüzyon merkezi.

 

Kendi iktidarları için herkesin silindirlerde ezildiği acımasız örgüt.

 

Yalan, dolan, masal ve menkıbelerle Allah'ın dininin ticari meta olarak pazarlandığı büyük pazar.

 

Erzurum'dan yola çıkan bir mollanın olağan üstü hayat hikayesinin vatana ihanetle sonlandığı acı bir aldanış.

 

Kendilerine maske olarak seçtikleri 'hizmet' i, darbe için paravan olarak kullanan inanılmaz bir yapı.

 

Cemaat denen olayı başından bu tarafa gördük ve yaşadık.

 

Nasıl bir despot olduklarını, dinin helal alanlarını çeşitli maslahatlara binaen nasıl haram kıldıklarını gördük.

 

Yine guruplarının çıkarı için haramları nasıl helal kıldıklarını gördük.

 

Gurup hakimiyeti sağlayabilmek için diğer cemaatlere kurulan tuzakları de gördük.

 

Bakmayın siz onların son zamanlardaki özgürlük feryatlarına.

 

Özgürlük ve cemaat asla yan yana gelemeyecek iki kavram.

 

Basın özgürlüğü diye naralar atan cemaatin evlerine, yurtlarına, mekanlarına Zaman ve diğer kendi gazetelerinin dışında bir gazete girmesi mümkün müydü?

 

Fetullah Gülen'in çakma kitapları dışında tek bir kitap bulunur muydu?

 

Unutuldu o günler.

 

Unutuldu en küçük kusurlundan dolayı okullardan atılan öğrenciler.

 

Unutuldu beş vakit namazını kıldığı halde gece yarısı beddua seanslarına  katılmayanların gece yarılarına kapıya konduğu günler.

 

Orta okul talebelerinin çocuksu aşk öykünmelerini bile en acımasız cezalarla cezalandıran bir cemaat vardı.

 

Kendileri dışında olanları küfürle suçlayan cemaat vardı.

 

Ehli sünnet mızrağı ile farklı mezhepleri delen bir cemaat vardı.

 

Gün geldi devran döndü.

 

Kırık yıldır dokudukları hırkayı giyme günün geldiğine inandılar.

 

Herkesi Allah'ın adı ile kandırmanın meyvesini yeme kararı verdiler.

 

Devletin askeriyesini, polisini, adliyesine ele geçirmelerine güvenerek düğmeye bastılar.

 

Devrim yapmak için tüm koşullar hazırdı.

 

Devlet ve siyaset kuşatılmıştı.

 

İhanetin adı hizmet olmuştu.

 

Artık devlet resmen onların olacaktı. Millet onların olacaktı.

 

Unuttukları bir şey vardı. Hesapların üstündeki hesabı unutmuşlardı.

 

Tayyip Erdoğan ameliyat masasında iken kelepçelenecekti.

 

Zelil bir şekilde uyanmış olacaktı.

 

Tuzakları bozan tuzaklarını bozdu.

 

Tuzaklarını başlarına geçirdi.

 

Sonrasında bir savaş başladı. Millet Tayyip Beyin yanında yer aldı. Mücadelesine destek verdi.İç ve dış destekçilerine rağmen Cumhurbaşkanlığı seçimi, yerel seçimler ve tarihi genel seçimlerde Fethullah Gülen ve yandaşları yenildiler.

 

Fethullah Gülen'in yaptığı aptalca beddualar geri döndü kendini buldu. Herkesin Hoca Efendi diye hürmet gösterdiği bir adam çocukların maskarası oldu.

 

Bir dev çöktü.

 

Dev olmadığı cüce olduğu anlaşıldı.

 

Maske düştü.

 

Allahın değil ellerin adamı olduğu anlaşıldı.

 

Bir hayal bitti.

 

Bir Allah ve peygamber tüccarlığı iflasla sona ermiş oldu.

 

Bundan sonrası hala Fethullah Gülen'in yolundan gidenler için acı bir hayal kırıklığı olacak.

 

Göklerden güç alan Hoca Efendi madara oldu.

 

O artık vatanın değil dış güçlerin askeridir.

 

O artık memleketin kalkınmasını değil batmasını düşlemektedir.

 

Arık devlet onun ve yandaşlarının olmayacaktır.

 

Devlet milletindir ve milletin kalmaya devam edecektir.

 

Cemaatin paralel yapıya dönüşmesinin acıları da bitecektir.

 

Bunu gören cemaat alt yapısı hızla uyanmaya devam etmektedir.

 

Fethullah Gülen kendini kullanan ve kendi yanında kalan kaçkınlarla baş başa kalacaktır.

İnsanlar cemaat tarafından eğilip bükülen, aslından uzaklaştırılan, ırzına geçilen  dinden, Allahın dinine hicret edecektir.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.