(Türkiye-Irak-Suriye)
IŞİD'in Petrolü
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry[1], IŞİD’in petrol sattığı ülkelerden birinin Türkiye olduğunu söyledi. Senatör Ed Markey, "Kaçak petrol, IŞİD ordusunun yaşam kaynağı haline geldi. O yüzden biraz Türkiye hakkında konuşun. Bunu durdurmak için çabalarımız neler olacak?" diye sorunca; Kerry, konuyu basına kapalı görüşmeyi teklif etti.
- IŞİD Irak ve Suriye’de ele geçirdiği petrol kuyularında günde 50 bin varil petrol üretimi yapıyor. Petrol kuyusu yakınında aracılardan varilini 25-30 dolara aldığı petrolü, biraz uzaktaki marketlere ve diğer tüketicilere, rafineri derecesine göre 60 ile 100 dolara satıyor.
Raporun “Petrol Kaçakçılığı ve Satışı” bölümünde; Türkiye’nin sunduğu istatistiklere göre Suriye sınırındaki petrol kaçakçılığının 2012’den bu yana büyük artış gösterdiği belirtiliyor.
IŞİD’in petrol sahalarını ele geçirmesinin ardından, Irak ve Suriye sınırında yedi Türk vilayetinde saptanan kaçak petrolün, 2014 yazı itibarıyla 20 milyon litreye ulaştığı bilgisi yer alıyor.
FATF’in IŞİD raporunda; 2013 yılında Türkiye’de saptanan 73 milyon litre kaçak petrolün, 2014 yılında 79 milyon 238 bin litreye ulaştığı, 2012’de 4 bin civarında olan petrol kaçakçılığı olay sayısının, 10 bine yükseldiği kayda geçirilmiş.
Raporun Türkiye’nin işbirliğiyle hazırlanmış olması; son gelişmeler bakıldığında bu verileri daha da dikkate değer kılıyor. (Çiğdem Toker-Cumhuriyet,29.Temmuz 2015)[2]:
*
Türkiye sınırında IŞİD mevzileri vuruluyor![3]
Koalisyon güçlerinin IŞİD mevzilerine yaptığı bombardımanın dumanı Kilis’in Seve köyünden görülüyor. Hatay'ın Yayladağı İlçesi'nin karşısındaki Suriye'nin Lazkiye'de Bayırbucak Türkmenleri bölgesine de dün Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'a bağlı birliklerin karadan, Rusya'nın ise havadan ve denizden düzenlediği saldırılar bölgede büyük bir tedirginlik yarattı. Rusya, Akdeniz açıklarındaki gemiden çok sayıda atış yapmış, bölge rejim güçlerinin kontrolüne girmiştir. Türkiye Rusyanın dikkatini çekmiştir. Ama Bayırbucak mevzileri düşmüştür.
*
Yerel ‘dini referanslı terör’ ve yeni küreselleşme dalgası
Nihat Ali Özcan[4], Dünyada bir tehdit unsuru olarak algılanan El-Kaide ve Bağlantıları ( IŞİD) için bir Türkiye'yi ilgilendiren yönüyle şöyle bir yorum yapmakta ve gelmekte olan bir tehlikeye işaret etmektedir:
"Türkiye’nin etnik, ideolojik ve dini referanslı terör tarihinin zengin olduğunu biliyoruz. Bu günlerde geçmişten farklı, karmaşık ve yeni terör tecrübeleri ediniyoruz. Özellikle de dini referanslı terörizm alanında.
Türkiye’nin dini referanslı terörle tanışması 1970’lerin sonunda tanıştı. Bugünü anlamak için Türkiye Hizbullah’ına yakından bakmakta yarar var.
Tüm dini referanslı örgütler gibi, dünyayı, siyasal sistemi ve yerel rakiplerini “dini değerlerle” açıklayan örgütlerden söz ediyoruz.
El-Kaide’nin yerel teröristleri ilk küresel hedefli saldırıların, 15-20 Kasım 2003’te İstanbul’da gerçekleştirdiler. Dört farklı araçla intihar eylemi yaptılar
Bu gün Türkiye, dini referanslı terörün ikinci dalgasını yaşıyor. Yeni dalganın kaynağı da stratejileri de ilkinden çok farklı. Sonuçta da tahminlerin ötesinde kitleselleşme potansiyeline sahip.
Nitekim 6-7 Ekim 2014, Suruç, Ankara saldırısı ve Diyarbakır’da polisin yaptığı IŞİD operasyonu yeni dalgayla tanışmanın ilk işaretleri gibi görünüyor".
*
Silopi'de 20 bin aile göç etti.
Çözüm Süreci'nin kesintiye uğraması ve yeniden çatışma ortamına girilmesi, şehirlerde hendek kazılması ve sokaklarda barikatların kurulması, güvenlik güçlerinin ardı kesilmeyen operasyonları, gözaltı ve tutuklamaları, ablukasyon, zırhlı araçlarla saldırı, top-tank ve zırhlı araçların gösterileri, özel güçlerin tahrikkar davranışları; su, kanalizasyon, elektrik şebekelerinin tahribi, evlerin kurşunlanması ve roketlerle tahribi, keskin nişancıların ve suikast silahlarının kullanılması, anti-personel tahripkâr yeni silahların icadı ve denenmesi gibi nedenlerle; şehir ve bölge halkı evlerini terk ederek, mağdur bir şekilde göç etmektedir. Aileler yanlarına aldıkları bazı erzak ve eşyalarıyla başka ilçelere veya kent merkezine giderken, kimi aileler ise daha güvenli gördükleri mahallelerdeki yakınlarının evine sığındı.
Şırnak'ın Cizre ilçesinde Yasef, Nur, Sur ve Cudi mahallelerinde çok sayıda aile göç etti. Ailelerin bir kısmı olayların yaşanmadığı, daha güvenli gördükleri Dicle, Alibey, Kale, Şah ve Dağkapı mahallelerine taşınıyor. Düşük gelirli bazı aileler can güvenlikleri için kendi evlerini bırakıp, kısıtlı imkânlarına rağmen, bu mahallerde ev kiralamak zorunda kalıyor.
Ne acıdır, sankisiz bir savaş tablosu çiziyoruz. Türkiye bütünüyle bunu hak etmemiştir. Siyaset bir çözüm bulmak zorundadır.
*
Yeni anayasa ve Kürt sorunu
Yazar Nihat Ali Özcan[5], bir stratejist olarak Kürt Sorununun Çözümü için bir değerlendirme yapmaktadır:
1 Kasım genel seçimlerinde "550 yerli ve milli Milletvekili" isteyen "Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kronik sorununu yeni dönemde “milli birlik ve kardeşlik süreci” olarak tanımladı. Ardından da “Terör örgütü silahlarının bırakıp, toprağa betonlayarak gömene kadar, tüm elemanları teslim olmak veya ülke dışına çıkmak suretiyle tasfiye olana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi. Nitekim Başbakanlık açıklamasında “operasyonların kışın da devam” edeceği bildirildi".
"Kürt Sorunu çözüme ulaştırmak için dört temel soruya cevap vermek gereklidir:
1. "Milli Birlik Ve Kardeşlik" süreci yeni anayasada başkanlık sistemiyle nasıl ilişkilendirilecek?
2. PKK/PYD’nin Suriye’de kontrol ettiği, önümüzdeki yıllarda da kontrolünü sürdüreceği, siyasi, askeri, ideolojik ve ekonomik varlığı, Türkiye’nin yeni anayasa modelinde nasıl bir karşılık bulacaktır?
3. PKK, Suriye krizi ve IŞİD ile mücadelede üçüncü taraflarla geliştirdiği ilişkileri nereye, ne kadar, hangi bağlamda ve nasıl sürdürecektir? Bunun anayasal taleplerdeki karşılığı ne olacaktır?
4. Kürtler arası barış ve uzlaşmanın nasıl sağlanacak? PKK’nın “ulusal kurtuluş mücadelesi” olarak gördüğü ve tüm adımlarını bu hedef için attığı göz önüne alındığında, örgütün tam kontrol ve farklılıklara asla izin vermeyen bir modelin peşinde koşacağı açıktır. Suriye ve Irak’ta devam eden iç savaşın, Türkiye içindeki uzantısı Kobani, 6-7 Ekim 2014 olayları, Diyarbakır, Suruç ve Ankara saldırılarının gölgesinde anayasada karşılık bulmak zorundadır.
Sonuçta yeni anayasa tartışmaları, sanıldığının aksine sadece bir “başkanlık” mevzusu değildir. Ondan çok daha karmaşıktır".
***
[1] http://www.hurriyet.com.tr/abd-senatosu-nda-turkiye-ve-isid-petrolu-iddialari-27226034
[2] http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/332945/ISiD_petrolu_ve_Turkiye.html
[3] http://www.internethaber.com/turkiye-sinirinda-isid-mevzileri-vuruluyor-1488492h.htm,20/11/2015
[4] Nihat Ali Özcan: Yerel ‘dini referanslı terör’ ve yeni küreselleşme dalgası, Eksen,naozcan@milliyet.com.tr, 30.10.2015
[5] Nihat Ali Özcan: Yeni anayasanın Kürt sorununa dair dört stratejik zorluğu, Eksen,naozcan@milliyet.com.tr, 06.11.2015