İç restorasyon veya nefis muhasebesi!

Mahmut KORKMAZ

27 Kasım 2015 Cuma 06:00

3 Kasım 2002 seçimleri kelimenin tam anlamıyla bir siyasi temizlik harekatı oldu. Yenilmez denen partiler darma duman  oldu. Barajın altında kaldılar.

Halkı kendilerine mecbur ve mahkum gören müstekbir siyasetçiler siyasetin çöplüğüne atıldılar.

'Muhtar bile olamaz' diye mahkum edilenler, muhtar olamadılar ama başbakan oldular.

O günden bu güne çok zamanlar geçti. Köprülerin altından çok sular aktı. Eski günler eskilerde kaldı.

O gün on beş yaşında 'lay lay lom' çeken ergenler bu gün siyasette önemli konumlara geldiler.

Bu elbette dünyanın devinimi gibi normal bir hadise bu.

 Yaşamak ile menkıbe tarzında hikayelerden duymak arasında bu kadar fark olacaktı.

Bu kervanın  ilk yola çıktığı dönemlerde köylere Milli Nizam'ı anlatmak için köylere giden hacı emmileri milletin 'öte dünyadan gelmiş erenler' diye karşıladığı  günleri ne bize, nede akıllı telefonlarla akıl oyunları oynayan gençlere anlatabilmek mümkün değil malesef.

Babalarımızın  anlattığı yokluk ve yoksulluk hikayeleri bizim kuşak için nasıl hikaye geldiyse, bizim yaşadığımız zorlukları anlatmamız da yeni nesile hikaye olarak gelmekte.

Dünya böyledir.

Her resmi günde, törende inancımıza ve değerlerimize devlet adına küfredilmesi karşısında sıkılmış yumruklarımızı nasıl anlatacağız. 

Popüler kültürün ve yaşam tarzının baskın olduğu günlerdeyiz artık.

Bir örnek ile mevzuya renk katalım;

Ak Partinin gireceği ilk seçimde,  partinin yanında klasik bir berber dostumuz vardı. Bitirim aleminden hidayete ererek sakallı bir sofi olmuştu. Kelimenin tam anlamı ile siyasi halk filozofu idi.

 Bizim aday adayı Kunta Kinteler sakallı berbere gider ve tıraştan sonra kazanmaları için dua isterlermiş. Bizin  berber de canı gönülden dua edermiş.  Seçim sonunda dua isteyen iki Kunta Kinte milletvekili seçildi.

Seçimden sonra her şeyleri değişmeye başladı. Başta berber değişti. Berber Ali abi ki kansere kurban gitti Allah mekanını cennet eylesin bana "ya Mahmut bey bunlar benden dua istediler ve seçildiler. Artık bana uğramaz oldular, iki müşteri kaybettim" diye sitayişte bulundu.

Bende ona "hacım belki de senin kasaba berber koltuğu gibi adama bir yerlerine batan koltuklarından kurtulmak için dua istemiş olabilirler" diye siyasi tevil yapmaya, vefasız arkadaşları kurtarmaya çalıştım.

Büyük büyük lafların işe yaramadığı zamanlarda, küçük hikayeler bir işe yarar diye anlattım bu mini olayı.

İç restorasyon çok önemli. Nefis muhasebesi yani.

Nereden geldik nereye gidiyoruz?

Bireysel anlamda halimiz ahvalimiz nicedir?

Dün beraber olduklarımızla aramıza koyduğumuz parası ve ensesi kalın naylon barikatılar var mı dır?

Dün ki günlerde yaptığız hayır, hasenat ve kulluğu ne ölçüde yapabiliyoruz?

Ne kadar kitap okuyabiliyoruz?

Milletle doğal ortamlarda ne kadar beraber olabiliyoruz?

Telefonlarımız, gülümseyen yüzümüz, hal hatır sormalarımız ne kadar, vefa duygumuz ne kadar insani ve İslami.

Bu soruların muhatabı sanılanın aksine sadece seçimle gelenler değil.

Seçimle bir yerlere gelenlerle beraber, halka hala hesap verme durumu olmayan bürokratları asla ve asla unutmamak gerekir.

kendilerini koltuğa taşıyan halka eski dönemin adamları gibi davranmaktadır.

Restorasyon derken ilk iş olarak bürokratlardan işe koyulmak gerekmektedir.

Kapıları kapalı olanlardan,

Götürücü davrananlardan,

İş kotasını baldızının kızına, yeğenine akrabayı taallukatına tahsis edişlerine,

Siyasetin rantını devşirirken, ben bürokratım diye kıvrak davranışlarına,

Neyse anlayan anladı.    

Anlamayanla işimiz olmaz.

Ak Parti büyük ve tarihi zaferden sonra, tamda bazılarının ayaklarının yerden kesildiği anda nefis muhasebesine başlamalıdır.

Genel başkan Davutoğlu'nun  altını çizerek ifade ettiği iç yenilende sağlanmalıdır.

Teşkilatlardan başlamak üzere, milletvekilleri, belediye başkanları ve diğer seçilmişler kervanın ilk yola çıktığı gün ki ayarlara dönmeliler.

Ve özellikle bürokratlar.

Bir milletvekilinin adamı olarak zırh kuşanan bürokratlar.

Onlarda milletin adamı olmaya hızla dönüş yapmak zorundalar.

Bir zincirin sağlamlığı en zayıf halkanın zayıflığı ile eşdeğeredir. Bir bürokrat vatandaşa kötü davrandığı zaman, mazlum olanın gönül kırıklığı Davutoğlu'na ve hatta Tayyip Erdoğan'a olmaktadır.

Nefis muhasebesi yapmak ve yapmamak arasındaki farka mini örnek 7 Haziran ve 1 Kasımdır.

Düşünene anlayana bu kadar yeter vesselam.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 08.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.