Hafızların diploma töreninde vefasızlık olur mu?

Osman PALAMUT

27 Kasım 2015 Cuma 06:00

Geçtiğimiz hafta yaradılışımızın sebebi olan Kur’an-ı Kerim ile ilgili bir etkinlik düzenlendi.

Hacı Cumali Öztürk Erkek Kur’an Kursu, Hasan Tepeli Erkek Kur’an Kursu, Hacı Menekşe Hatun Kız Kur’an Kursu ve Fatma Feride Hatun Kız Kur’an Kurslarında hafızlıklarını bitirip mezun olan 43’ü erkek, 31’i kız olan hafızlarımız için Adnan Menderes kapalı Spor Salonu’nda Cuma namazını müteakiben bir tören düzenlendi.

Tören önemliydi,

Törene vesile olan 1400 yıldır devam eden hafızlık silsilesinin bir halkasıydı ve bu silsile her şeyden önce Peygamberimiz ola ki, Kur’an-ı değiştirmeye cüret edecekleri engelleme yoluydu.

Manevi alemimizin en önemli misyonu buydu ve böylesine önemli bir güne Seyhan Müftüsü Hasan Hüseyin Güler;

İl Müftüsü Arif Gökçe, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü ve Adana Valisi Mustafa Büyük’ü törene davet etmişti.

Buraya kadar her şey çok güzel,

Ancak güzel olmayan,

İslam iklimine uymayan bir vefasızlık oldu böylesine önem arz eden etkinlikte,

Peki, nedir o vefa denilen şey?

Vefa milletimizin birlik, bütünlük ve muhabbetine vesilen olan bir kavramdır.

İslam ahlakının en önemli kavramlarından olan vefa, dünya ve ahiret hayatımızı direk ilgilendiren, İslam ahlakının önemli ve kuşatıcı kavramlarından biridir.

Bir insan akrabalarını görüp gözettiği oranda vefalıdır,

Bir evlat, ana babası ile ilgilendiği derecede vefadan nasiplenmiş olur,

Kapı komşumuzun hatırını ve haklarını ne kadar gözetiyorsak, vefa ahlakı bizde o derece yer etmiştir.

Vefalı dost diye hatırlanmanın yolu, dostlarımızın kara günlerinde yanında olmaktan geçer.

Şimdi böylesine tartışmasız anlam yüklü olan vefa duygusu karşısında, Seyhan Müftülüğü tarafından düzenlenen hafızlık törenine, eski Seyhan Müftüsü Halil Uzun bey davet edilmemesini hangi duyguyla izah edeceğiz?

Oysa Seyhan’da hayata geçirilin Kur’an kurslarında, hafızlık müessesindeki sorunların giderilmesinde, Halil Uzun beyin büyük emeği ve payı vardır.

Seyhan müftümüz, ne olurdu Halil beyi davet etseydi o törene?

Unutmamak gerekir ki, kaynağını İslam’dan aldığımız birlik ve bütünlüğümüzün rahmet pınarını topluma asırlardır din adamlarımız akıtmaktadır.

Yüce İslam dinimizi temsil ettiğine inandığımız ve nerede olursa olsun, ister bir dağ başındaki cami, ister başkentin göbeğindeki bir camimizin imamını gördüğümüz zaman, bir insan olarak rahatlıyoruz,

Neden mi?

Çünkü bizler inanıyoruz ki imamlarımız, bizlerin ahiret yolculuğunda ellerindeki Kur’an ile rehberlerimizdir.

SONUÇ OLARAK

Eski Seyhan Müftümüz Halil Uzun bey, umut ederiz böylesine önemli bir etkinliğe tamamen bir unutma sonucu davet edilmemiştir.

Yoksa, tıpkı siyasi arenada olduğu gibi bir çekememezliğin olduğu inancı hasıl olur ki, işte bu birlik ve bütünlüğümüzün temeline konan bir bomba niteliğinde olur.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.