Gazetecilik mesleği öldü mü?

Osman PALAMUT

28 Kasım 2015 Cumartesi 06:00

Can Dündar ile dünya görüşlerimiz ayrı,

Kendisini beğeniriz veya beğenmeyiz, bu ayrı bir konu.

Ancak evrensel gazetecilik anlayışının değerler silsilesi bağlamında aynı görüşü paylaşıyoruz.

Dün Can Dündar ve Erdem Gül yaptıkları haber vesilesiyle tutuklanarak Silivri cezaevine gönderildi.

Oysa onlar sadece ve sadece gazetecilik yapıyorlardı.

Can Dündar tutuklanması bizlere bir şeyi hatırlatıyor,

Bizler tarihten ders almıyor, aksine o tarihi tekerrür ettiriyoruz,

Nasıl mı?

Hadise 800’lü yıllarda yaşanır,

Dört Büyük Mezhebin imamlarından olan İmam-ı Hanbel, Halifelik mührünü elinde bulunduran dönemin Halifesi Me’mun’un talimatıyla zindana atılarak işkenceye tabi tutulur.

Halife, Ahmet Bin Hanbel,e derki;

(Kur’an mahluktur” de diyerek emreder.

Allah dostu ve Kuran sevdalısı İmam-ı Hanbeli, Halifenin bu ahlaksız teklifine boyun eğmeyerek reddeder,

Ancak bunun karşılığında zindanlara atılır, kırbaçlanır ve işkenceye maruz kalır ancak Allah dostu geri adım atmaz.

Kaderin cilvesine bakın ki, dört büyük mezhebin imamı olan İmam-ı Azam, İmamı Şafi ve İmamı Malik’te kendi devirlerinde Halifelik mührünü elinde bulunduranların zalimliğine maruz kalır, zindanlara atılır ve işkence görürler.

Oysa yüce dinimizin rehberleri olan dört büyük mezhebin imamları, o dinin emri olan ifade özgürlükleri çerçevesinde Allah’ın kelamını işkencelere rağmen seslendirmekten geri adım atmayarak, Halifeye boyun eğmezler.

Günümüze gelecek olursak,

Bu gün tabandan tavana kadar millet olarak, bu tarihten ders alarak tarihin tekerrür etmemesini sağlamamız gerekir, ama olmuyor.

Dün Can Dündar ve Erdem Gül yaptıkları haber vesilesiyle cezaevine gönderildiler.

 Peki, o haberi yalnız Can Dündar mı yaptı?

Hayır,

Aydınlık Gazetesi de yaptı. 

Hem de bir yıl önce yapmıştı o haberi Aydınlık gazetesi,

Aydınlık Gazetesi genel yayın yönetmeni veya yazı işleri müdürü neden tutuklanmadı?

Aydınlık gazetesini yönetenlerin tutuklanmasını istediğimizden değil, ama burada bir çifte standart var.

Can Dündar’ın yapmış olduğu haberi Aydınlık gazetesi bir yıl önce, 21 Ocak 2014 tarihinde manşetten vermişti ve mit tırlarındaki silahları açıkça göstermişti.

Aydınlık gazetesine ikazda dahi bulunulmadı ama, 30 Mayıs 2015 tarihinde Can Dündar haberi yapınca kıyamet koptu ve bu gün Cezaevinde.

Peki, tutuklama haberi karşısında gazeteler haberi nasıl gördü ve gazeteciler nasıl karşıladı?

Sahi dün Manisa’da öğrencilere burs temin ettikleri gerekçesiyle tutuklanan ev hanımı ve bayan öğretmenler için ne yaptı gazeteler?

Ne gariptir ki Türkiye’de gazeteci kalmamış,

Ulusal gazetelerin bir ikisi hariç, hiçbir gazete haberi görmedi,

Gazetecilerin ise büyük bir çoğunluğu adam gibi tepki gösterme cesaretini kendilerinde bulamadı.

Bu gün hukuk tarafsızlığını kaybetmiştir,

Can Dündar, Erdem Gül, Hidayet Karaca, Mehmet Baransu ve diğerleri, cidden neden cezaevine tıkıldılar?

Sırf gazetecilik yaptıkları için.

Şimdi Can Dündar’a isnat edilerek, terör örgütü olarak tanımlanan Fethullah Gülen gurubuyla işbirliği yaptığına inanıyor musunuz?

Elbette inanmıyoruz, ama bu gün Adana’dan başlayarak ülke geneline baktığımız zaman, kalemlerini kıranlar, sessiz kalarak adeta bu insanların tutuklanmasını onaylayanlara gazeteci diyebilir misiniz?

Elbette hayır.

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.