“O kirli masaların müdavimleri hep temiz kaldılar, masanın üzerine dağıtarak paylaştığımız hayallerimiz korudu bizi.”
Bu sözler Fox Tv Ankara Temsilcisi Sedat Bozkurt’a ait.
Sevgili Sedat Bozkurt, Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu mezunudur. Okul yıllarına gönderme yapıyor. Erdem Gül ile loş ışıklı okul kantininde paylaştığı gençliğini anıyor...
Temiz kalmış insanların nostaljisi...
“Benim tanıdığım Erdem Gül, müebbet hapis de verseler, idam cezası da verseler kimseye eyvallah etmez. çok sağlam bir insandır” diyor gazeteci arkadaşımız İlhami Yangın da...
Güzel insan İlhami Yangın da o yılların tanığıdır.
Okul yıllarında Erdem Gül’ün yakın arkadaşlarından Kanal 24 Ankara Temsilcisi ve Yeni Şafak Yazarı Yaşar Taşkın Koç ise gazetede dün “Maruzatım var hakim bey” başlıklı yazısında Erdem Gül’ü şöyle anlatıyor.
“Böyle işte okuyucu; yazımın gazeteye yollanma saati yaklaşıyor iyice ve ben sigara dumanı, tost yağının kokusu, başında kavak yelleri esen delikanlılık-genç kızlıkla dopdolu Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu'nun kendi yarı karanlık ama içi umutla ışıyan kantininde tanıdığım henüz 19 yaşındaki Giresunlu Erdem Gül arkadaşımın tutuklanıp tutuklanmayacağını bilmeden yazıyı bağlamak zorunda kalıyorum.
Sonucu bilmiyorum.
Hakimin kararı ne olacak bilmiyorum.
Ama gencecik bir adamken tanıdığım Erdem'in ne o gün ne orta yaşını artık geçtiği bu günlerde de asla Paralel Yapı veya benzeri bir oluşumun adamı olmayacağını adım gibi iyi biliyorum.”
Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül tutuklandı. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’la birlikte Silivri’ye gönderildi.
Can Dündar için çok şey söylemeye gerek yok. Entellektüel kişiliği ve sağlam gazetecilik yapısıyla ülkemizde ekoldür.
Ama Erdem Gül’ü daha iyi tanırım.
Adamdır.
İyi gazetecidir.
Yurtseverdir, devrimcidir...
Bu iki insan sadece gazetecilik yaptığı için tutuklanmıştır.
Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce de söylediği gibi, “Yaptıklarının bedelini ödemektedirler!”...
Gazeteci olarak yaptıklarının...
Hukuk alet edilerek hukuksuzluk yapılmış, insanlar daha önce olduğu gibi gazetecilik yaptıkları için neredeyse sorgusuz sualsiz cezaevine konulmuşlardır.
Terör örgütüne yardım etme, casusluk, devletin sırlarını ifşa etme gibi suçlamalara kargalar bile güler.
Ama geldiğimiz noktada biz gülemiyoruz. Çünkü ülkede tebessüm edecek durum kalmamıştır, Türkiye için kaygı duyanlar açısından.
Gazetecilik tutuklanmış, insanlık tutuklanmış, aydınlık; cezaevlerinin karanlık koridorlarına hapsedilmek istenmiştir. Bu durumun düzeleceğine dair şimdilik umut görünmemektedir. Çünkü yönetenlerin öyle bir kaygısı yoktur.
Zaten bu yöneticilerden de aydınlık bir ülke istemek anlamsızdır.
Yine de onların bizleri hapsetmek istediği karanlığa teslim olacağımızı kimse düşünmesin. Bu işin sonunda ya Erdem Gül bize gelecektir ya da biz ona...
Her koşulda birlikte olacağız.
İnanıyorum buna...